Haber Muhteşem


Pişmanlık; (Çok değil sadece bir fırsat verseler hiçbir şeyi boş vermem!) Saat yediyi on geçiyordu kalktığında sınav 9;30’daydı.



Devamını Oku…
29 Nisan 2018 - 1:47 'de eklendi ve 214 kez görüntülendi.


Pişmanlık; (Çok değil sadece bir fırsat verseler hiçbir şeyi boş vermem!) Saat yediyi on geçiyordu kalktığında sınav 9;30’daydı.

Heyecenla geç kalacağım , yetişemeyeceğim, diyerek hazırlanmaya başladı. Annesi;”Yavrum, daha iki saatten fazla var merak etme geç kalmazsın, hadi kahvaltı hazır. Bir şeyler ye” sözlerini duydu.

Bir yandan hazırlanıyor, bir yandan da kahvaltı yapmaya çalışıyor, bir şeyler atıştırıyordu. Anne babasının: “Haydi evlâdım, kolay gelsin. Allah zihin açıklığı versin” dualarıyla evden ayrılmıştı…

Merdivenlerden inerken kalemlerini unuttuğunu fark etti. Hemen dönüp zili çaldı. Annesinden, masanın üzerinde unuttuğu kalemleri istedi.

Çabucak aşağı inip evin hemen önündeki otobüs durağına koştu. Belediye otobüsü az sonra gelmişti.

Tam otobüse binecekti ki pasosunu almak için çıkardığı cüzdanında olmadığını gördü. Hemen eve koştu. Onu yine karşısında gören annesine;

“Anne hiç sorma. Kimliğim gömleğin cebinde kalmış, getirir misin?” dedi. Annesi: ” Ah oğlum.Biraz dikkatli olsan ne olur sanki” diye söylenerek getirdi kimliği.

Bu sefer otobüs beklemektense dolmuşa bineyim, yakın geçiyor okula birkaç dakika yürürüm sorun olmaz derken dolmuş gelmişti.

Elini cebine attı, şimdide cepte parası yoktu. Artık telâşlanmaya başlamış sınava yetişememe endişesi sarmıştı onu.

Sınava ancak taksiyle yetişebileceğine karar vermişti. Bu arada merdiven inip çıkmaktan hem yorulmuştu. Ama acele etmezse bir yılı boşa gidecekti.

Onu tekrar karşısında gören annesi neredeyse fenalık geçirecek duruma gelmişti. Parayı alıp caddeye indi. Çok geçmeden taksi geldi. Durdurup bindi.

“Nereye kardeş?” dedi şoför. Sınava gireceği okulun adını söyledikten sonra: “Sınav neredeyse başlayacak; kestirmeden, ara sokaklardan gitsek.” dedi.

Ancak taksici: ” Kardeş, ben bu şehre yeni geldim; ara sokakları çok iyi bilmiyorum” Deyince içinden: “Nedense bütün aksilikler beni buluyor, sınava da dakikalar kalmışken” diye söylendi. Çaresiz duruma katlandı.

Okula geldiklerinde sınav başlamak üzereydi. Hemen sınav sorumlusunu buldu ve sınava girmek istediğini söyledi. Sınav sorumlusu:”Nerede kaldın evlâdım?

Sınav başlamak üzere. Haydi bakalım, bana sınav giriş belgeni ver de seni sınava gireceğin salona götüreyim.” Dedi.

Sınav sorumlusuna şok olmuş bir şekilde bakarken, belgenin evde kaldığını söyledi. Sorumlu, belge olmadan onu sınava alamayacağını, eğer evi yakınsa telefon edip bir yakınının en kısa zamanda getirmesini isteyebileceğini söyledi.

Giriş kartını nasıl olur da evde unuturum, nasıl bu kadar aptal olabilirim? Düşüncelerini aklından geçiriyor; Yeter artık, bu kadarını hak edecek ne yaptım ben?

Diye haykırmak, bağırmak geliyordu içinden çaresizlik içinde.
Hemen eve telefon edip belgeyi istediler.

Babası hemen yola çıktı. Sınava alınmasına son bir dakika kala babası belgeyi getirdi ve O’da derin bir nefes alarak sınava girdi.

Kendisine en güvendiği ders Türkçe olduğundan bu testi açıp sorularını çözmeye başladı. Sorular ona kolay geliyordu; ama iyi gitmeyen bir şeyler vardı ve hep bir yere kadar gelip takılıyordu.

Oysa bu soruların çok benzerlerini öğretmeni derste işlemişti; ancak o bu sırada ya uyuyor ya da başkalarıyla konuşuyor, gülüyor, eğleniyordu,

“Keşke dersleri dinleyip öğretmenlerimin uyarılarına kulak verseydim” Dedi; ama iş işten geçmişti artık. Bu düşünceler içindeyken aklına yine sorular geldi.

En iyisi mi İngilizceden çözebileceğim sorulara bakayım, dedi; ama nafile, bütün sorular okulu asıp derse girmediği, dinlemediği yerlerdendi.Hiç bu kadar pişman olabileceğini düşünmemişti.

“Elime bir daha böyle fırsat geçse, bana yine imkân verseler, çok değil sadece bir fırsat verseler hiçbir şeyi boş vermem. Çok çalışırım, öğretmenlerimin sözlerini ve anlattıklarını dinlerim” diyordu; ama son pişmanlığın faydası yoktu.

Bu düşünceler içindeyken tanıdık bir ses duydu: “Hey sen, arkadaki… Uyuyan… Kendine gel” Mahmur gözlerle şaşkın şaşkın etrafına bakındı. Öğretmenini tepesinde görünce garip bir sevinçle:

“Özür dilerim hocam. Bir daha uyumayacağım derste. Artık ders kaynatmaya ve her türlü haylazlığa, ihmale, tembelliğe son” dedi.

Öğretmen onun bu garip davranışına bir anlam veremedi ve “pişmanlık” konusunu işlemeye devam etti.


Her gün paylaştığımız haberler, faydalı bilgiler, ibretlik hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız
  • aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.
Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER