Haber Muhteşem


Can bey çalışkan ve başarılı bir iş adamıydı.



Devamını Oku…
06 Mart 2018 - 9:36 'de eklendi ve 179 kez görüntülendi.


Can bey çalışkan ve başarılı bir iş adamıydı. O gencecik yaşında yardımcıları ve personeliyle beraber yanında 25 kişi çalışıyordu.

Yani 25 aileye iş yeri bir nevi ekmek teknesiydi. Herkes onu çok severdi, patrondan ziyade, bir kardeş, dost ve iş arkadaşı gibi görürlerdi. Oda kendini onlardan ayırmaz birlikte çalışır, yemekleri de beraber yerlerdi.

Can bey iş yerinde kahvaltı menüsü olmasa da haftada en az üç gün kahvaltı için simit peynir getirir çay demletir, mola verdirip herkesle kahvaltı yapardı.

Bir gün patron sen simidi çok seviyorsun galiba dediklerinde; çocukluğumdan beri evet çok severim dedi ve anlatmaya başladı. “size çocukluğumdan bir gün anlatayım” diyerek söze girdi.

“Yine yeni bir gün başlamıştı. Annem beni uyandırmakla uyandırmamak arasında kararsız bir halde yatağımın başında bekliyordu.

Biliyorum, o da beni uyandırmak istemiyor. Ne de olsa ben onun ilk göz ağrısıyım, beni canı gibi sever. İstemeye istemeye de olsa beni uyandırıyor:

-Oğlum hadi uyan sabah oldu-. Gözlerimi açtığımda annem bana hep gülüyor olurdu ve yine beni o güler yüzüyle uyandırırdı.

Gözlerimden uyku akıyordu ama uyanmam gerekiyordu hemen yüzümü yıkayıp, pencerenin kenarına gelip, -umarım bu gün yağmur yağmamıştır” dedim.

Perdeyi hafifçe aralayıp, buğulu camı elimle yavaşça silerek dışarıya baktım. Gece yağmur yağmış yerler ıslak ve hava da kapalıydı.

Ben açık havayı severdim, işler daha iyi oluyor diye. Üstümü giyip montumu da sırtıma aldım. Sonra evin çıkış kapısına doğru ilerledim. Annem bana: “Oğlum kahvaltı yapmayacak mısın?” diye sordu. ”Yok, anne” dedim.

Kapıya geldiğimde simit tepsisini alarak dışarıya çıktım. Sabahın erken saatleri olduğu için kimseler yoktu. Bizim mahallenin köşesinde bulunun bakkal Salih Abi dükkânı daha yeni açıyordu.

”Günaydın Salih Abi hayırlı işlerin olsun” dedim. Salih Abi de bana “Sağ ol canım sana da hayırlı işler” dedi. Biraz yürüdükten sonra, simit fırının önüne gelmiştim. Girdiğimde fırın sahibi Mesut Abi vardı sadece.

Mesut abim beni çok severdi. Geldiğimi gören Mesut abi “hoş geldin oğlum” demişti. ”Hoş bulduk abi” diye karşılık verdim. Simit tepsisini tezgâhının üstüne koyup “50 tane alayım abi” dedim.

Mesut Abi bakarak “Bırak şimdi simitleri, git içerden bir sana bir de bana çay getir de içelim”. Sabah kahvaltısını bazen Mesut Abi’nin yanında yapardım, bugün de onunla beraber yapacaktım.

İçeri gidip 2 tane çay aldım geldim. Mesut Abi de fırından yeni çıkmış poğaça getirmişti. Beraber kahvaltı yapmıştık her zamanki gibi. Sonra ayağa kalktım “Mesut abi şu benim simitleri ver de ben işime bakıyım” dedim.

Mesut abim sayarak simitleri simit tepsisine yerleştiriyordu. Sayma işlemi sona erdikten sonra “Hazır oğlum gel al tepsini“ dedi.

Ben de simitlerin parasını vererek “Abi, hadi sana hayırlı işler” diyerek simit tepsisini başımın üstüne aldım, Mesut Abi de “hadi hayırlı işlerin olsun oğlum” dedi.Sonra da her zaman simitlerimi sattığım Cumhuriyet meydanının en gösterişli yerine, havuzun kenarına doğru gidiyorum.

Sürekli müşterilerim var ve her sabah benden simit alırlar. Artık gelmiştim yerime simit tezgâhımı kurup “Ya bismillah“deyip işime baktım. Oturacak bir taburem olmadığı için çoğu zaman ayakta kalırdım, bazen de havuzun otururdum.

Zabıta abilerim bazen tezgahı kaldırtsalar da biliyorlardı ekmek parası, çoğu zaman bir şey demezlerdi. İşte böyle öğleye kadar çalışıp eve para kazanır sonrada okula giderdim. Bu simitleri nasıl sevmem? Onlar bana geldiğim yeri hatırlatıyor”


Her gün paylaştığımız haberler, faydalı bilgiler, ibretlik hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız
  • aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.
Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER