Haber Muhteşem http://www.habermuhtesem.com Haberin Merkezi Wed, 15 Aug 2018 02:25:11 +0000 tr-TR hourly 1 http://cdn.habermuhtesem.com/uploads/2016/11/cropped-hayret-türkiye-1-1-32x32.png Haber Muhteşem http://www.habermuhtesem.com 32 32 119102149 Bir Bayram Hikayesi… http://www.habermuhtesem.com/bir-bayram-hikayesi-6789.html http://www.habermuhtesem.com/bir-bayram-hikayesi-6789.html#respond Mon, 13 Aug 2018 02:07:11 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6789 Mezarlıkta dikkatimi çeken yaşlı kadını uzaktan izlemeye başladım.

Bir Bayram Hikayesi… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Mezarlıkta dikkatimi çeken yaşlı kadını uzaktan izlemeye başladım. Yaşlı kadın mezarların başında hem ağlıyor, hemde karşısında birileri varmış gibi mezar taşlarıyla konuşuyordu. Etrafındakilere aldırmadan sesini bir yükseltiyor bir alçaltıyordu. Yanından geçenlerin kimisi acıyarak, kimileri de gülüp dalga geçerek kadına bakıyorlardı.

Ayağa kalkmaya çalışırken sendeledi, yanına koşup kolundan tuttum. “İyi misiniz, yardım ister misiniz?” diye sordum. Gülümsemeye çalışarak “İyiyim evladım” dedi.

Mezar taşlarındaki vefat tarihleri 30 yıl öncesine aitti. “Sizi uzaktan gördüm, yakınlarınızı ziyarete geldiğinizi anladım” dedim. Gözleri yine dolmuştu. “Annem ve babamı ziyarete geldim, onları çok özlüyorum, beni bin bir fedakârlıkla büyüttüler, okuttular, büyüttüler ama ben onları yüz üstü bıraktım, kendimi affedemiyorum” diye ağlamaya başladı.

Bu yaşlı kadının insana ihtiyacı vardı, belli ki uzun zamandır kimseyle sohbet etmemişti. Kendimi kısaca tanıttıktan sonra, eğer vakti varsa sohbet etmek isterse yakınlardaki bir yerde kahve içebileceğimizi söylediğimde gözleri parıldadı, ve başını sallayıp “evet, çok iyi olur” dedi.

-Tek çocuk olduğunu , bu nedenle evde annesinin ve memur babasının onun üzerine titrediklerini, okuması için her türlü fedakârlığı yaptıklarını anlattı; “En çok keyif aldığımız zamanlar bayramlardı.

Bayram sabahları erken kalkardık, babam camiye gider, o gelmeden önce annemle kahvaltıyı hazırlar, yeni kıyafetlerimi giyer, pencerede babamın gelmesini beklerdim. O kahvaltı sofrasının tadı bir başka olurdu.

Ardından anneannemlerde toplanır, teyzelerim dayımlar hep bir arada olurduk, diğer büyükleri de sırayla ziyaret ederdik, kuzenlerle mahalleyi gezer, şeker ve harçlık toplardık. Sonra topladığımız bayram harçlıklarımızla da istediğimizi alırdık.

Akşam lunaparka giderdik. Yıllar sonra okuyup doktor olduktan sonra kendisi gibi doktor olan eşiyle evlenmiş, bir kızı bir de oğlu olmuştu. Arife gününden yola çıkar, yaz kış demeden, yurt içi, yurt dışı fark etmez, çocukları da alıp seyahat ederdik.

Anne ve babamı seyahate çıkmadan önce arar, erken de olsa bayramlarını kutlar, öyle giderdim, onların da mutlu olacağını düşünürdüm. Bundan seneler önce bir Ramazan bayramı arifesinde yine onları arayıp bayramlarını erkenden kutladım ve çocuklarla birlikte yurt dışı bayram gezimize çıktık.

Döndüğümüzde acı haberi aldık. Anne ve babamı bayram sabahı elim bir kazada kaybettim, ne yazık ki yanlarında olamamıştım.” Ailesi tüm fedakârlıklarla doktor olmasını sağlamıştı ama o, onlara yardım edememişti. Bayram arifesi seyahate çıkmak yerine anne babasının yanında olsaydı onları kaybetmeyeceğini düşünüyor, vicdan azabı çekiyordu.

“Yıllar geçti devran döndü. Çocuklarıma da farkında olmadan bayramın seyahat etmek anlamına geldiğini öğretmişim ki, yıllardır beni örnek aldıkları için bayramlarda seyahate çıkarlar, gitmeden önce de ararlar, torunlarımla birlikte geçirdiğim hiç bayramım olmadı ne yazık ki.

Şimdi anne ve babamın bayramlarda neler hissettiklerini kendim yaşayınca çok daha iyi anlıyorum. Meğerse onları bırakıp gitmek ne kadar büyük bir hataymış.” Bayramlarınızı her zaman sevdiklerinizle beraber geçirin. Sevgiyle kalın.

Bir Bayram Hikayesi… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/bir-bayram-hikayesi-6789.html/feed 0 6789
Doğal Kanser İlacı Çörek Otu Bal Karışımı… http://www.habermuhtesem.com/dogal-kanser-ilaci-corek-otu-bal-karisimi-6786.html http://www.habermuhtesem.com/dogal-kanser-ilaci-corek-otu-bal-karisimi-6786.html#respond Sun, 12 Aug 2018 15:33:25 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6786 Çörek otunu bal ile karıştırarak tüketildiğinde kansere karşı müthiş bir kalkan görevi görüyor.

Doğal Kanser İlacı Çörek Otu Bal Karışımı… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Çörek otunu bal ile karıştırarak tüketildiğinde kansere karşı müthiş bir kalkan görevi görüyor. Çok şifalı bir bitki olan çörek otu neye iyi gelir, bu bitkiden elde edilen çörek otu yağının faydaları nelerdir ve kansere karşı çörek otu bal karışımı nasıl hazırlanır? Çörek otu yağı ile ilgili tüm sorularınızı bu yazıda yanıtlamaya çalıştık.

Çörek otu ile çörek otu yağı son zamanlarda en fazla kullanılan baharat. ve bitkisel yağ haline gelmiştir. Sebebi ise kanserden alerjiye, tansiyondan kolesterole kadar bir çok hastalığı tedavi edici özelliğine sahip olmasıdır. Çörek otu yağının en tesirli olanı soğuk pres yöntemiyle elde edilmiş olanıdır. Satın alacağınız çörek otu yağının üzerinde mutlaka soğuk pres yazdığına dikkat etmelisiniz.

Çörek Otu Bal Karışımı Kanserle Savaşıyor, Kansere Karşı Koruyor. 100 gram çörek otu ile yarım kilo kadar balı uygun bir kabın içerisinde koyarak karıştırın. Üzerini tülbent ile örterek 3 gün bekletin. Çörek otu ve bal karışımı ile elde ettiğiniz bu macunu aç karnına günde 3 kere 1 tatlı kaşığı tüketin. Sizi her türlü kanser riskine karşı koruyacaktır.

Saç İçin Çörek Otu Yağı Dökülen saçlara veya saç beyazlaşmasına karşı çörek otu yağını kafa derisine masaj yaparak kullanabilirsiniz. Bu yöntem yeni saç çıkarmak için ve saçları gürleştirmek amacıyla uygulanabilir.

Çörek Otu Yağını saç derinize iyice yedirerek 3-4 saat beklemeniz lazım. Çörek otu yağının en önemli özelliklerinden biri DHT yani Dihidrotestosteron adı verilen aktif testesteron hormonunu baskılamasıdır, bu sebeple çörek otu yağı saça harici olarak uygulanabildiği gibi ağız yoluyla da alınarak DHT hormonunun saç üzerindeki faydasından istifade edilebilir.Çörek otunun ve çörek otu yağının faydaları

* Kan şekerini düzenleyici etkisi vardır. * Çörek otu hazmı kolaylaştırarak bağırsakların düzgün çalışmasını sağlar. * Kanser hastalığına karşı koruyucu ve tedavi edici etkisi vardır. Özellikle bal ile karıştırılarak macun hazırlandığından kansere karşı süper bir ilaç görevi görüyor.

* Mantar, mikrop ve virüslere karşı yok edici etkisi vardır. * Vücuda zindelik vererek yorgunluğu giderici etkisi vardır. * Çörek otu idrar söktürücü özelliği sayesinde safraya iyi gelmektedir.

* Kolesterol ve tansiyon düzenleyici etkisi vardır. * Cinsel performans artırıcı özelliği vardır. * Çörek otu yağı hücreleri yenileyerek yaraların hızlı bir şekilde iyileşmesini sağlamaktadır.

* Gözde ki mikropları öldürücü bir etkisi vardır. * Baş ağrısı, nezle ve grip gibi hastalıklarda buruna damlatma yöntemiyle kullanılır, tedavi edici özelliktedir. * Kepeğe karşı yok edici, saç dökülmesine karşı önleyici etkisi vardır.

* Kulakta oluşan iltihaplanmada ve kulak üşütmesinde kullanılır.(Kulağa 3 damla damlatılması tavsiye edilir.) * Ruh halini sağlamlaştırarak hormonları düzenleyici özelliği vardır.

* Vücutta oluşan zehirleri süzerek dışarı atılmasını sağlar. * Sinüzit hastalığında tedavi edici özelliği vardır. Gün içinde 1-2 defa damlatılır ve 1 hafta boyunca uygulanması önerilir.

Çörek Otu Yağı Nasıl Kullanılır? * Sırt ağrısı ve romatizmal ağrılarda çörek otu yağının kullanımı: İlk olarak bir miktar çörek otu yağını ısıtalım. Isıtmış olduğumuz bu yağı problemli bölgemize masaj yaparak uygulayınız.

* İshal için çörek otu yağının kullanımı: 1 fincan yoğurdun içerisine 1 çay kaşığı çörek otu yağını karıştırın. Hastalık belirtileriniz geçene kadar bu karışımı gün içinde 1-2 defa tüketiniz.

* Öksürüğe karşı çörek otu yağının kullanımı: 1 fincan kahve içerisine 1 çay kaşığı örek otu yağını karıştıralım. Gün içinde 2 defa tüketilmesi önerilmektedir.

* Saç beyazlamasına karşı çörek otu yağının kullanımı: Çörek otu yağı ile saçlarınıza düzenli bir şekilde masaj yaparsanız saçlarınızın daha geç kırlaştığını fark edeceksiniz.

* Baş ağrısı için çörek otu yağı kullanımı:Baş ağrısı için kulak ve alın kısımlarına masaj yaparak uygulanması gerekmektedir. Ağrıyan bölge bir bandaj yardımıyla sarılır. Ayrıca kahvaltıdan önce 1 çay kaşığı çörek otu yağı içilmesi baş ağrısını tedavi edici özellik göstermektedir.

* Burun tıkanıklığı ve gripte çörek otu yağının kullanımı: Burun tıkanıklığı tedavisinde her bir burun deliğine 3-4 damla çörek otu yağı damlatılır. Burun tıkanıklığını giderici etkisinin yanı sıra soğuk algınlığına karşıda tedavi edici özelliği vardır.

* Saç dökülmesine karşı çörek otu yağı: Çörek otu yağı saç dökülmelerine karşı öncelikle 1 limonu kafa derinize tamamen sürün. Ardından sabunlayın ve durulayın. Saçlarınızı kuruladıktan sonra çörek otu yağını kafa derinize iyice masaj yaparak uygulayın.

* Cilt bakımı için çörek otu yağı: 1 çorba kaşığı çörek otu yağı ile 1 çorba kaşığı zeytinyağını karıştırın. Hazırlamış olduğunuz bu karışımı yüzünüze masaj yaparak iyice yedirin. Ortalama 1 saat cildinizde bu yağı bekletin. Ardından su ve sabun ile iyice durulayın.

* Kansere Karşı Çörek Otu ve Bal Karışımı:Yarım kilo bal ile 100 gram çörek otu karıştırılır. 3 Gün üzeri tülbentle örtülerek bekletilir. 3. günün sonunda macunumuz hazır oluyor ve günde 3 kere aç karnına 2 çay kaşığı (1 tatlı kaşığı) tüketilir. çörek otu mucizesini duyuralım. Bu yazı çok önemli ve faydalıdır. Mutlaka not alın, aklınızda bulunsun ve dostlarınız da faydalansın diye paylaşalım. (Bu yazı gönülsofrası adresinden alınmıştır.)

Doğal Kanser İlacı Çörek Otu Bal Karışımı… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/dogal-kanser-ilaci-corek-otu-bal-karisimi-6786.html/feed 0 6786
Semer Hikayesi… http://www.habermuhtesem.com/semer-hikayesi-6783.html http://www.habermuhtesem.com/semer-hikayesi-6783.html#respond Sat, 11 Aug 2018 00:31:27 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6783 Köyün yaşlı semercisi Bekir Usta vefat etmişti.

Semer Hikayesi… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Köyün yaşlı semercisi Bekir Usta vefat etmişti. Köydeki, civardaki tüm eşekler köy merasında toplandılar, tepinip anırıp sevinerek oynamaya başladılar. Yaşlı hasta bir eşek ağacın dibinde düşünüyordu. Onun o halini gören diğerleri yanına geldiler:

“Haberin yok herhalde, semercimiz öldü” dediler. Tecrübeli yaşlı eşek cevap verdi; “Ne olmuş öldüyse?” “Artık sırtımız yara bere olmayacak, özgür olacağız…” “Nasıl bir özgürlükmüş bu?”

“Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…” Yaşlı eşek gülmüş; “Şaşarım aklınıza, siz öyle sanın” demiş.

“Bugün sevinçle tepineceğinize aslında yas tutmalısınız. Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek sırtımızda yara yapmayacak semerler yapmaya çalışıyordu. Çok sevinmeyin yakında, yarın bir gün bekleyin, mutlaka gelecek.

Acemi semerci getirirler, sırtınız yaradan kurtulmaz. O zaman anlarsınız şimdi boşa sevindiğinizi. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan da semer vuran da bulunur.”

Eşek kalmamanın yolu egitimden geçer, lakin ahlakın olmadığı yerde, edebin olmadığı yerde de şu söz söylenir; Mektep cehaleti alır, eşeklik bâki kalır. Tahsilin de tek başına bir anlam ifade edemeyeceğini müthiş güzel bir şekilde ifade eden Yunus Emre ise; “girdim ilim meclisine eyledim ilmi talep ilim ta gerilerde kaldı ille edep ille edep” demiştir.

Günümüzde uygulanan eğitim sistemi maalesef insanların kişiliğinin geliştirilmesi üzerinde çok etkili değildir. Kişilik biraz genetik birazda doğup büyünülen ortamın özellikleri sonucu oluşur.

Bu nedenle birinin lisans mezunu olmasını bırakın o kişinin yüksek lisans veya akademik kariyer yapması o kişinin dengesiz, anormal, görgü kurallarına aykırı hareketler yapmayacağı anlamına gelmez (Bunları istisnai durumlar olarak görmek temennimiz).

Bu tür insanlara günlük hayatta çokça rastlanılır. Bu sözdeki doğruluk payı çok yüksek ve geniş bir kapsama alanı vardır. Hatta “bu söz evrensel bir nitelik taşır” bile diyebiliriz.

Haddini bilen insan ne oldum demez ne olacağım der. Ve ne olduğunu karşısındakilerin söyleyeceğini iyi bilir; “Sana bir kişi eşek derse gül geç, iki kişi eşek derse sırtına semer al.”

Semer Hikayesi… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/semer-hikayesi-6783.html/feed 0 6783
Kebapçıdan Ders! http://www.habermuhtesem.com/kebapcidan-ders-6779.html http://www.habermuhtesem.com/kebapcidan-ders-6779.html#respond Thu, 09 Aug 2018 14:09:39 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6779 Antepli bir kebapçının reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır…

Kebapçıdan Ders! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kebapçıdan Ders; Antepli bir kebapçının reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır… “Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir.

Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve Türkleri Çinliler, Japonlar gibi ekseriyeti bedenen sıska ve zayıf bir ırk haline getirmektir.

İcabi halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabi reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi? İç yağının, kuyruk yağlarının, kolestrol yaptığı palavradır. Sakın bu oyuna düşmeyin.

Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, ilk bakışta suntaya benzeyen diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir. Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye bir şey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir! Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!”

Dile getirilenlerin büyük bir bölümü çok doğru. Tüm dünya nüfusunu yaşam mücadelesi veren sıradan normal insanlar olarak görüp dış mihrakları bunların sırtındaki asalak kesim diye ayırıp bir daha değerlendirirseniz konu daha net anlaşılacaktır.

Asalaklar ve mağdurlar her yerde, sadece bize özel değil. Orantılar bizde ya da başka bir millette farklı olabilir ama sonuçta herkes bir şekilde dış mihrakların sömürüsüyle karşı karşıya. Yazıya saçma diyenler; Siz fast fooda diyet ve hazır yemeklere devam edin…

Kebapçıdan Ders! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/kebapcidan-ders-6779.html/feed 0 6779
Cezanın da Cezası! http://www.habermuhtesem.com/cezanin-da-cezasi-6776.html http://www.habermuhtesem.com/cezanin-da-cezasi-6776.html#respond Thu, 09 Aug 2018 12:40:40 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6776 Erkekler genelde, eşlerini dinlememekte ısrar ederler, sanki rütbeleri düşecek, veya eşleri terfi edecek gibi geliyor onlara, oysa, evlilik güçbirliğidir.

Cezanın da Cezası! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Cezanın da Cezası; Erkekler genelde, eşlerini dinlememekte ısrar ederler, sanki rütbeleri düşecek, veya eşleri terfi edecek gibi geliyor onlara, oysa, evlilik güçbirliğidir.

Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır da derler. Ama bazen… bazen olaylar, durumlar çok farklı gelişebiliyor; Adamın biri arabada eşiyle birlikte giderken trafik polisi durdurup, ehliyet ve ruhsatını istemiş.

Trafik polisi ruhsatı incelerken adam dayanamayıp sormuş; “Affedersiniz memur bey, bir kural hatası mı yaptım acaba?” -Evet, emniyet kemerinizi bağlamamışsınız. Tam o sırada eşi müdahale etmiş; “Memur bey, çok haklısınız yazın cezayı da aklı başına gelsin.

Siz bu adam bilmezsiniz memur bey, neler çekiyorum ben bunun inadından. Ben ne dersem her zaman tersine yapar. Bir türlü beni dinlemez. Daha evden çıkarken emniyet kemerini bağla dedim.

Sırf ben dedim diye bağlamadı. Sonra köşeye dönüp anayola çıkarken yine uyardım. Bak emniyet kemerini bağla dedim, inat etti yine bağlamadı. Siz bu adamı bilmezsiniz öyle inat öyle inat ki, bir bir türlü beni dinlemez.

Ona dedim ki, bak birazdan trafik polisi karşımıza çıkarsa, ya bizi durdurursa ne yapacaksın? Al işte dediğim oldu. Ödesin de cezayı aklı başına gelsin. Beni dinlemezse daha çok cezalar öder, çok perişan olur.

İşte bu adam böyle bir adam, evlendiğimizden beri beni bir türlü dinlemez. Öyle inat, öyle inat ki…” Trafik polisi, kadının daha fazla konuşmasına meydan vermeden, el işareti ile kadını susturarak adam ehliyet ve ruhsatını uzatmış; “Beyefendi, buyurun ehliyet ve ruhsatınızı, gidebilirsiniz.”

Adam şaşırmış ve de sevinerek teşekkür etmiş ama dayanamayıp sormuş, “neden ceza yazmadınız?” diye. Memur cevap vermiş; “Size zaten Allah bir ceza yazmış ömür boyu. Bir de ben ceza yazmayım, cezanın da cezası olmasın.”

Cezanın da Cezası! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/cezanin-da-cezasi-6776.html/feed 0 6776
KİFL’in Hikayesi http://www.habermuhtesem.com/kiflin-hikayesi-6773.html http://www.habermuhtesem.com/kiflin-hikayesi-6773.html#respond Thu, 09 Aug 2018 12:29:55 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6773 Daha önceki devirlerde Kifl adında bir adam vardı. Kifl, ahlakî ve insanî değerlere önem vermeyen, para kazanmak için her yolu meşru gören çok zengin bir adamdı.

KİFL’in Hikayesi yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Daha önceki devirlerde Kifl adında bir adam vardı. Kifl, ahlakî ve insanî değerlere önem vermeyen, para kazanmak için her yolu meşru gören çok zengin bir adamdı.

Zenginliğini de faizden elde etmişti. Dara düşen, ihtiyacı olan kimse kendisine geliyor, o da yüksek bir faizle geri ödenmesi şartıyla onlara para veriyordu.

Vadesi geldiği zaman kişi parasını ödeyemezse bu sefer faiz miktarını daha da artıyordu. Şayet yine ödeyemez ise, adamları vasıtasıyla o kimsenin bütün varına yoğuna el koyuyordu.

Bir gün, kapısına borç için bir kadın geldi. Bu kadın yakın zamanda kocasını kaybetmiş namuslu, kendisini çocuklarına adamış bir anneydi. Bir süre, kocasından kalan şeylerle evini idare etmeye çalışmıştı. Ancak artık evde para kalmamıştı.

Bunun için çalışması gerekiyordu. Bir yerde iş bulmak istedi ama dışarısı dul bir kadın için çalışmaya müsait değildi. Etraftan rahatsız edilirim korkusunu yaşıyordu.

Neden sonra aklına evde örgü yapıp onları yakın bir arkadaşı vasıtasıyla satmaya karar verdi. Bunun için bir örgü tezgahına ihtiyacı olacaktı. Tezgahı alabilmek için de borç arayışına girdi. Yakın dost ve akrabalarına gitti ama kimsede para yoktu.

Çok üzülmüştü. Çaresiz bir şekilde evine doğru giderken yolda istemeden iki kişi arasında geçen bir diyaloğa şahit oldu. Şehirde Kifl adında bir kişinin insanlara borç para verdiğini duydu. Hemen onun yanına gitmeye karar verdi.

Kifl kapıda kadını görünce çok beğendi. Onu elde etmek istedi. Kadın, Kifl’in karşılığını ödemek şartıyla borç para istedi. Kifl, kadının dul olduğunu da anlayınca ona ahlaksız bir teklifte bulundu.

Kendisiyle beraber olması şartıyla vereceği parayı istemeyeceğini söyledi. Bu teklifi kadın şiddetle reddetti. Çok üzülmüştü. En çok da kendisine böylesi tekliflerin gelmesinden korkuyordu. “Allah’ım bana yardım et” diye dua etti.

Aradan birkaç gün daha geçmişti. Evde hiçbir şey kalmamıştı. Çocuklar açlıktan ağlıyordu. Onların ağlamasına kendisi de katılıyordu. Çaresiz kalmıştı. Kendisini Kifl’e teslim etmeye mecbur hissetti. Bu sırada da “Allah’ım! Nolursun beni affet. Bir daha böyle bir günah işlemeyeceğim” diye dua ediyordu.

Kadın, Kifl’in yanına gitti. Kifl’in yüzü gülüyordu. Ancak kadın bir yandan ağlıyor, bir yandan da titriyordu. Kifl, kadına bu halinin sebebi sordu. Kadın,

“Buraya kendi isteğimle gelmedim. Daha önce böyle bir günah işlemedim. Onun için Allah’tan çok utanıyorum ve korkuyorum. Beni bu günaha sürükleyen fakirliğimdir” dedi.

Kifl, duyduklarına çok şaşırmıştı. O kaskatı kalbi bir anda yumuşayıverdi. İçini pişmanlık duyguları sarmıştı. O sırada ağzından şu ifadeler döküldü:

“Sen fakirliğin sebebiyle mecbur kaldığın bir günah işliyor ve bundan dolayı ağlıyorsun. Hâlbuki Allah bana bu kadar servet vermişken, ben günah işlemekten çekinmiyorum. Ben, Allah’tan utanmaya ve korkmaya senden daha layığım.” dedi.

Kifl, böylece pişmanlık hisleri içinde, yapacağı kötü işten vazgeçti. Kadına istediği parayı geri almamak şartıyla verip gönderdi. Kadıncağız, sevinç ve kendisini harama girmekten koruyan Rabbine şükür içinde evine döndü.

Kifl, o güne kadar yapmış olduğu bütün günahlar için tevbe ediyordu. Erken olmasına rağmen dükkânın kapısını kapattı ve evine doğru yöneldi. Sabaha kadar Rabbisine dua dua yalvardı ve affını diledi. O gece Kifl’in ecel vaktiydi. O hal üzere ruhunu Rahman’a teslim eyledi.

Sabah olmuştu. Kifl’in evinden çıkmadığını gören yakınları kapıyı açtıklarında Kifl’i ölü olarak buldular. Bu sırada kapısında herkesin okuyabileceği şekilde şöyle bir yazı vardı: “Allah, Kifl’in günahlarını affetti.”

Halk, bu duruma şaşırdı kaldı. Allah, Kifl’in affedilmesine sebep olan bu olayı, o dönemin peygamberine vahiy yoluyla bildirdi. Böylece herkesin şaşkınlığı gitti ve insanlar bundan büyük bir ders aldılar. (İbn Hibban, 387; Müstedrek, 7651; Tirmizi, 2496; Müsned, 4747)

Hikayeden çıkarılacak bazı dersler; 1. Tevbe kapısı her zaman ve her kişi için açıktır. Bir kimse ne kadar günahlar bir kul olursa olsun büyük bir pişmanlık ve samimiyetle tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder ve onu bağışlar.

2. Allah, kendi rızası istikametinde bir hayat yaşamaya gayret eden kullarını sever. Rahmetinin gereği olarak bazen kulları günaha gireceği an onları değişik vesilelerle korur. O yüzden kula düşen Rabbiyle arasındaki bağı devamlı surette güçlü tutmasıdır.

KİFL’in Hikayesi yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/kiflin-hikayesi-6773.html/feed 0 6773
Arabası Olanlar Mutlaka Okusun! http://www.habermuhtesem.com/arabasi-olanlar-mutlaka-okusun-6770.html http://www.habermuhtesem.com/arabasi-olanlar-mutlaka-okusun-6770.html#respond Thu, 09 Aug 2018 12:22:02 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6770 İdari eksikliklerdeki en önemli belgenin ve asla ihmal edilmemesi gereken yasal zorunluluğun Trafik Sigortası olduğunu biliyor muydunuz?

Arabası Olanlar Mutlaka Okusun! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
ARABASI OLAN MUTLAK OKUSUN; İdari eksikliklerdeki en önemli belgenin ve asla ihmal edilmemesi gereken yasal zorunluluğun Trafik Sigortası olduğunu biliyor muydunuz?

Sigortası olmayan araçla kaza yaparsanız tamamen suçlu duruma düşüyorsunuz. Araç hasarları ve yaralanmalarda bütün masrafları ödemek zorunda kalırsınız.

Sigortasız araç direk olarak trafikten men edilir ve otoparka çekilir. Ayrıca Trafik kazası geçiren sigortasız yurttaşların tedavisini, Garanti Sigorta Fonu Karşılıyor, ancak pek bilen yok.

Size çarpan araç olay yerinden kaçmış ve çarpan araç belirlenememişse ve de sosyal güvenceniz, sigortanız yok ise, bu sebeple bütün hastane masraflarını cebinizden yapmışsanız faturayı aşağıda bahsi gecen sigorta fonuna veriyorsunuz.

Sigorta Fonu size cebinizden ödediğiniz paranın tamamını ödüyor. Kaza ölümlü ise varislere para ödeniyor. (cenaze v.s. masrafları).

BU PARA NASIL ALINACAK? Kaza geçiren vatandaş hastane masraflarını faturalı olarak Türkiye Sigorta Reasürans Şirketleri Birliği’ne iletecek. Bunun için birliğe, 0-212-324-19- 50 0-212-324-19- 50 no’ lu telefondan veya http://www.tsrsb.org.tr/ adresinden ulaşılabilir.

Türkiye’nin her yerinden başvuru aynı şekilde yapılacak. Bu fon yaptırdığımız Trafik ve kasko sigortalarından kesilen %1-2 lik paylardan oluşturulumuştur. Fonun bu günkü maddiyatı 110 milyon Tl. seviyesindedir ve vatandaşlarımız tarafından bilinmemektedir.

Gerekli belgeler: 1. Dilekçe (ekinde banka hesap numarası ve iban no yazılı olmalı) 2. Hastane faturası 3. İkametgâh belgesi (muhtarlık yada nüfus müdürlüğünden)

4. Nüfus cüzdanı fotokopisi 5. Polis yada Jandarma tarafından doldurulan Trafik kazası tutunağı. 6. Noter tastikli imza örneği

Başvuru akabinde dilekçe ve belgeleri inceleyen Türkiye Sigorta Reasürans Şirketleri Birliği, vatandaşın verdiği banka hesap numarasına masrafları karşılığı beyan edilen fatura miktarı parayı yatırıyor.

LÜTFEN TANIDIĞINIZ YA DA TANIMADIĞINIZ HERKESLE PAYLAŞIN… BELKİ ŞU AN BUNA GEÇEKTEN İHTİYACI OLAN BİRİSİ OLABİLİR.

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Arabası Olanlar Mutlaka Okusun! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/arabasi-olanlar-mutlaka-okusun-6770.html/feed 0 6770
Hakkım Helal… http://www.habermuhtesem.com/hakkim-helal-6767.html http://www.habermuhtesem.com/hakkim-helal-6767.html#respond Thu, 09 Aug 2018 12:07:24 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6767 Çanakkale savaşındaki o göğüs göğüse şiddetli çarpışmalarda yaralanan bir asker hastaneye getirilir.

Hakkım Helal… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Hakkım Helal; Çanakkale savaşındaki o göğüs göğüse şiddetli çarpışmalarda yaralanan bir asker hastaneye getirilir. Yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermesi ve alçalıp yükselen göğsü ile son anlarını yaşadığı bellidir. Son bir hamle ile komutanının koluna yapışır.

Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından; “Ben bir pusula yazdım…Arkadaşıma ulaştırın…”, tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur;

“Benim adım Halil, ben köylüm Lapsekili İbrahim onbaşından 1 Mecit borç aldıydım… Kendisini göremedim… Ona söyleyin hakkını helal etsin.” Komutanı “Sen merak etme evladım” der, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar.

Ve az sonra komutanının kollarında şehit düşer ve son sözü de; “Söyleyin hakkını helal etsin…” olur. Oraya sürekli yaralılar getirilir. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşer.

Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler toparlanıp komutana ulaştırılır. Aradan fazla zaman geçmemiştir. Komutan az önce yaşadıklarından göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. İşte yine bir künye ve yine bir pusula.

Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine nede göz yaşlarına engel olamaz. Pusulada şöyle yazmaktadır; “Ben onbaşı İbrahim, Beybaş Köyü’nden arkadaşım Halil’e 1 Mecit borç verdiydim.

Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim. Bu vatanı böyle imanlı yiğitler kurtardılar.

Allah’ım ne olur, düşmanlarımızı kahret, içimizdeki bizdenmiş gibi gözüken satılmış hainlere fırsat verme, bizleri vatansız bırakma, düşmanları sevindirme. Amin…

Okuduğunuz için Teşekkür ederiz. Okursanız sadece siz faydalanırsınız fakat paylaşırsanız herkes faydalanır. Lütfen 1 kez paylaşın…  Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Hakkım Helal… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/hakkim-helal-6767.html/feed 0 6767
En sinsi hastalıklardan… http://www.habermuhtesem.com/en-sinsi-hastaliklardan-6763.html http://www.habermuhtesem.com/en-sinsi-hastaliklardan-6763.html#respond Mon, 06 Aug 2018 12:51:06 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6763 En şiddetli hastalıklardan ve çok sinsi hastalıktır.

En sinsi hastalıklardan… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
En şiddetli hastalıklardan ve çok sinsi hastalıktır. Belirtileri görülen yahut hissedilen türden değildir. Yakalandığınızda çok ciddi zararlar verir. Bu hastalığın adı “NİMETE ALIŞMA HASTALIĞI”dır.

Dört şekilde kendini gösterir; 1- Allah’ın nimetlerine alışmak. Adeta nimet
değilmiş gibi görmeye başlamak. Nimetin nimet olduğunu hissetmeyip, adeta kazanılmış, edinilmiş, doğuştan gelen hak gibi görmek.

2- Evine giren kişinin ailesini sağ salim görmeye alışması. Bunu artık kanıksayıp nimetten saymayıp, onları iyi halde görüp bunun için Allah’a hamdu sena etmemek.

3- Alışverişe gidip market arabasına dilediğini koyup ücretini ödeyerek evine dönerken nimeti vereni ve ona şükretmenin gerektiğini zerre miktar hissetmemek. Bunu gayet normal bir durum olarak görüp adeta en tabii hakkı gibi telakki etmek.

4- Her sabah güven içinde uyanıp sağlığı yerinde bir şikayeti ağrısı sızısı olmadan kalktığında Allah’a hamd etmemek.

Dikkat! Sen bu durumlardan birisini yaşıyorsan tehlike altındasın. Evine girdiğinde… Allah sana anne baba yahut eş çoluk çocuk nimeti vermişse, Sağlıklı ve iyi bir durumda isen Allah tealaya bol bol hamdet, şükret. Hayatının nimetlere alışmanı sağlanmasına izin verme.

Sen hayatını bu yüceler yücesi ilaha hamd ve şükre alıştır. Nasılsın diye sorduklarında “Aynı be ne olsun” deme. Sen sayamayacağın nimetler içindesin Allah teala sana onları yeniliyor. Güncelliyor.

Hem de her gün. Sana hamd ve Şükrü de farz kılmış. Niceleri o güne senin sahip olduğun nimetlerinden mahrum başlamıştır. Nicesi güven içindeyken o gün korkarak kalkmıştır.

Nice çalışan o gün işsiz kalmıştır. Nice zengin o gün fakir düşmüştür. Nice gözü gören o gün kör olmuştur. Nice sağlıklı insan o gün sağlığını kaybetmiştir.

Nicesi o gün sevdiklerini kaybetmiştir. Sana ise nimetler yenilenmiştir. O zaman de ki: Allah’a sonsuz hamd olsun. Salih amellerle ancak O’nun nimetleri tamamlanabilir. Prof Dr. Muhammed Ratib Nablusi

En sinsi hastalıklardan… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/en-sinsi-hastaliklardan-6763.html/feed 0 6763
Yüzündeki İfade… http://www.habermuhtesem.com/yuzundeki-ifade-6760.html http://www.habermuhtesem.com/yuzundeki-ifade-6760.html#respond Mon, 06 Aug 2018 12:27:10 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6760 Yüzündeki İfade; Yıllar öncesinde boşanmış olan çift yıllar boyunca tek çocukları olan çok sevdikleri kızları için sık sık bir araya gelmek zorunda kalırlar.

Yüzündeki İfade… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yüzündeki İfade; Yıllar öncesinde boşanmış olan çift yıllar boyunca tek çocukları olan çok sevdikleri kızları için sık sık bir araya gelmek zorunda kalırlar.

Aradan 8 yıl geçmiş ikisi de evlenmemiş kız annesi ile beraber yaşıyor haftada birkaç kez de babasına gidiyor, onunla vakit geçiriyor. Kız her ne kadar anne babasını başkalarıyla paylaşmak zorunda kalmamış olsa da mutlu görünüyor olsa da, iç dünyasında derinlerde bir yerlerde boşanmış aile çocuğu olmanın sıkıntısını yaşıyor.

Aslında ikisi de anlaşamamış olmanın sonucu olarak boşanmışlar, lakin iki medeni insan gibi bir araya gelip kızlarına bunun eksikliğini hissettirmemeye çalışalım derken, eski mevzular açılınca, iğnelemeler, laf sokmalarla ortalık karışmıyor da değil.

Ne kadar toparlanmaya çalışılsa da olan tabi ki çocuğa oluyor. Artık kız büyümüş 18 yaşına basmıştır. Bu vesileyle bir araya gelmişler, her zamanki gibi birbirleriyle göz göze gelmeden, direk konuşmadan, kızlarına odaklanıp sözde onu mutlu etmeye çalışırlar. Baba bir ara;

“Al kızım bu zarfı annene ver, sen artık 18 yaşına bastın bu annene vereceğim son nafaka çeki. Artık annene ödeme yapmayacağım ne ihtiyacın olursa senin için hazırım. Zarfı açınca paragöz annenin yüzündeki değirmenin suyu kesildi ifadesini iyi seyret” diyerek zarfı annenin önüne doğru uzatır.

Anne hiç istifini bozmadan zarfı alıp açar ve intikam sözlerini sıralar; “Peki kızım şimdi sende babana 18 seneden sonra, aslında O’nun senin gerçek baban olmadığını söylediğimi söyle, sonra yüzündeki mosmor olmuş ifadeyi seyret.” der.

Elindeki çay bardağını düşüren adam o ana kadar yüzüne bakmadığı eski eşine hışım ve öfke ile döner, adeta gözlerinden ateş çıkmaktadır. Kadın aynı eda ile kızına “Şimdi de şaka yaptığımı söyle” Kız bu manzara karşısında “yeter artık ben sizin yanınızda hiç mutlu olamayacak mıyım bıktım artık didişmelerinizden laf sokmalarınızdan” diye bağırarak ağlamaya başlar.

Anne baba hatalarını anlamışlardır, aslında öfke ve kinle ağızlarından çıkan sözler onları tatmin etse de, esas zarar görüp yıpranan kendi canlarından olan evlatları. Kızlarının bu tepkisi bir nebze olsun kendilerine gelmelerini sağlamış ve iş işten geçmeden zararın neresinden dönsek kârdır diyerek kızlarından özür dileyip onu teselli edip onu bu şekilde bir daha üzmeyeceklerine dair söz vererek durumu düzeltmişler.

Yüzündeki İfade… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yuzundeki-ifade-6760.html/feed 0 6760
ETTEHİYYATÜ DUASININ SIRRI http://www.habermuhtesem.com/her-namazda-okudugumuz-bu-duanin-sirri-nedir-6757.html http://www.habermuhtesem.com/her-namazda-okudugumuz-bu-duanin-sirri-nedir-6757.html#respond Mon, 06 Aug 2018 12:16:05 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6757 Günde 5 vakit kıldığımız namazda defalarca Tahiyyat duasını okuyoruz.

ETTEHİYYATÜ DUASININ SIRRI yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Günde 5 vakit kıldığımız namazda defalarca Tahiyyat duasını okuyoruz. Peki anlamını ve sırrını biliyor muyuz? “Ettehiyyatü’nün” güzelliğini anlayın ve her okuduğunuzda üzerine düşünün. Kalbiniz rahatlayacak, huzur bulacaksınız…

Ettehiyyatü’de söylediğimiz kelimelerin sırrı, Peygamberimizin (sav) Allah (cc) ile Miraç’ta selamlaşmasından gelmektedir. Bu güzel hadisede söylenilen sözlerin manasını bilmeliyiz ve güzelliğini anlamılıyız.

Ettehiyyatü’deki muhteşem güzelliği; Ettehiyyatüyü sadece namazlarda değil, teselliye ihtiyacınız olduğu her zaman okuyabilirsiniz. Kendinizi yalnız hissetiğinizde Miraç hadisesini düşünün ve okuyun, dertlerini unutmak ve dertlerinizden kurtulmak istediğinizde okuyun, gece yatarken uyku tutmadığında da okuyabilirisiniz.

Bu tahiyyât, Hz. Muhammed (s.a.s)’in Mirac gecesinde Yüce Allah ile yaptığı selâmlaşmasıdır. Allah ile onun arasındaki mesâfe, iki yay kadar yahut daha az kalınca (en-Necm, 53/9), Allah’a selâmlarını şöyle arzetti:

“Bütün dualar, senâlar, malî ve bedenî ibâdetler, mülk, azamet Allah’a mahsustur.” Yüce Allah şöyle mukâbele etti:

“Ey Peygamber! Selâm sana. Allah’ın rahmet ve bereketi senin üzerine olsun” Hz. Muhammed (s.a.s) şöylece yeniden söz aldı:

“Selâm ve esenlik bize ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun.” (bk. Kurtubî, Tefsir, III, 425; İbn Nüceym, el-Baĥrü’r-râǿiķ, Kahire 1311, I, 342-343); Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, İstanbul 1972, 1, 106)

Yukarıda yazılan tahiyyât, Hanefî mezhebine göre okunan şeklidir. Diğer mezhep âlimlerinin çoğu da, tahiyyâtın bu şeklini benimsemişlerdir. (sorularlaislamiyet)

Namazda okuduğumuz şekliyle, manasıyla birlikte yan yana aşağıda verilmiştir. Her cümlenin manasını öğrenmek için okuyabilirsiniz.

Ettehıyyâatü lillahi vessalevâatü vettayibâatü (Her türlü kavli, bedeni ve mali ibadetler Allah’a mahsustur.) esselâmüaleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâatühü esselâamü aleynâa ve alâ ıbâadillâhis salihıyn (Ey şânı yüce Peygamber, selam ve Allah’ın rahmetiyle bereketleri senin üzerine olsun ve selam bizlere ve Allah’ın sâlih kulları üzerine olsun.)

Eşhedü ellâa ilâahe illallâah ve eşhedü enne Muhammeden abdühüü ve rasülüh. (Ben şehadet ederim ve yakinen bilirim ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve şehadet ederim ki Hazret-i Muhammed Allah’ın kulu ve Resûlüdür.) Tahiyyat duası tercümesi: sorularlaislamiyet.com PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN

ETTEHİYYATÜ DUASININ SIRRI yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/her-namazda-okudugumuz-bu-duanin-sirri-nedir-6757.html/feed 0 6757
Her Sabah Neden Limonlu Su İçmelisiniz? http://www.habermuhtesem.com/her-sabah-limonlu-su-icmelisiniz-6754.html http://www.habermuhtesem.com/her-sabah-limonlu-su-icmelisiniz-6754.html#respond Fri, 03 Aug 2018 18:42:11 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6754 İşte size her sabah limonlu su içmeniz için 8 sebep...

Her Sabah Neden Limonlu Su İçmelisiniz? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Limonun hayatınızda çok önemli bir yeri var ancak onu hayatınızın içine katmak için gerekli olan nedenleri hala bilmiyor musunuz?

Sabah gözünüzü açar açmaz gidip kahve makinesinin düğmesine basıyor ve kendinize koca bir bardak kahve hazırlıyorsanız, size önerimiz bu alışkanlığınızı biraz ileri zamana ertelemeniz olacaktır.

Sağlıklı bir bedenin ilk kuralı sağlıklı yaşam ve güne başlarken kahvaltı yapmak da bu işin önemli adımlarından biri. Eğer kilo vermek ve verdiğiniz kiloları korumak istiyorsanız, limonu mutlaka hayatınıza sokmalısınız. İşte güne limonla başlamak için 8 sebep…

1. Cildinizi temizler; Su içmek kendi başına vücudunuzu toksinlerden arındırır ama içine C vitamini eklendiğinde kanınızdaki toksinleri de temizlenir ve cildiniz kızarıklıklardan ve ince çizgilerden kurtulur.

2. Ph seviyenizi düzenler; Ph seviyenizi düzenlemek sizi birçok hastalığa karşı korur. Ph seviyesinin sağlıklı bir oranda kalması çok önemlidir.

3. Bağışıklık sisteminizi güçlendirir; Limonun içindeki potasyum kan basıncını düzenler, beyni uyarır ve soğuk algınlığı ile savaşır.

4. Kilo vermenizi sağlar; Limonlu su içmek yemek aşermenizin önüne geçer, metabolizmanızı güçlendirir ve şişkinliğinizi atmanızı sağlar.

5. Akşamdan kalmalığınızı yok eder; Limonlu su midenizi sakinleştirir ve antiseptik işlevi görerek detoks yapmanızı sağlar.

6. Nefesi tazeler; Limonlu su, sigara, baharatlı yemek ya da alkolden dolayı kötü kokan nefesinizi tazeler.

7. Beynin ve sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar; İçeriğindeki potasyum sayesinde depresyonunuzdan kurtulmanızı, unutkanlığınızı atmanızı ve beyin sisinin ortadan kalkmasını sağlar.

8. Solunum problemlerinize yardımcı olur; Eğer solunum yollarınızda probleminiz varsa, limonlu su sizin için ideal içecektir! Limon, antibakteriyel özelliği sayesinde göğüs enfeksiyonlarınızdan kurtulmanızı ve öksürüklerinizin rahatlamasını sağlar.  (haber7 – 2016) – (Görsel: GonulSofrasi)

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Her Sabah Neden Limonlu Su İçmelisiniz? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/her-sabah-limonlu-su-icmelisiniz-6754.html/feed 0 6754
Burası Çok Sıcak! http://www.habermuhtesem.com/burasi-cok-sicak-6751.html http://www.habermuhtesem.com/burasi-cok-sicak-6751.html#respond Fri, 03 Aug 2018 00:39:43 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6751 Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.

Burası Çok Sıcak! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir…

Mail adresini yazarken ilginç bir şekilde bir hata yapar ve mail çok yanlış bir adrese teslim edilir. İşte hikayenin can alıcı noktası da burada başlamaktadır. Yanlış adreste maili öyle biri teslim alır ki… Duyanları hayrete düşürecek bir şekilde karşı taraf maili çok yanlış anlayacak ve çok yanlış yorumlayacaktır.

Mailin teslim edildiği kadın kocasını yeni kaybetmiş orta yaşlı bir kadındır. Kocasının cenaze töreninden dönen kadın evine girer, bütün dostları ve arkadaşları birkaç saat yanında beklerler ve hepsi teker teker kendi hayatlarına dönerler.

Artık kocasını yeni kaybetmiş olan bu kadın, kocaman evdedir bir başınadır, ev artık bomboştur ve kadın yapayalnız bir şekilde salonunda oturmaktadır. Gözü masanın üstünde ışıkları yanıp sönen telefona ilişir.

Bir süre boş boş telefona bakıp, değişik ruh halleri yaşamasıyla geçer. Sonra nasıl birden canlanır ve acaba telefondaki bu bildirimlerin sebebi nedir diye düşünür. Telefona bakmaya karar verir ve telefona bakar, birçok telefon araması, mesaj ve iletileri ardı ardına okuduktan sonra ilginç bir mail geldiğini görür. Mailin başlığı bile kadının kalbinin küt küt atmasına sebep olur. Gelen mail şu şekildedir.

Kime: Sevgili karıma, Konu: Yeni ulaştım, Tarih: Bugün. Mail içeriği: Benden haber aldığına şaşıracağına eminim. Buraya yeni vardım ve kaydımı yaptırdım.
Senin de kayıtların hazır, senin de gelmeni dört gözle bekliyorum. Her şey yarın buraya geleceğini düşünerek hazırlanmış durumda. Umarım çok iyi bir yolculuk geçirir ve hemen yanıma ulaşırsın. NOT: Burası Çok Sıcak!

Böyle tesadüf ancak filmlerde olur diyorsanız bu mizahi hikayeyi arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin. Bu hikayeyi komik bulduysanız yorumlarda belirtir misiniz?

Burası Çok Sıcak! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/burasi-cok-sicak-6751.html/feed 0 6751
Herkese Pilav Üstü Kebap! http://www.habermuhtesem.com/herkese-pilav-ustu-kebap-6748.html http://www.habermuhtesem.com/herkese-pilav-ustu-kebap-6748.html#respond Thu, 02 Aug 2018 18:17:43 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6748 Adamın biri anlatıyor. Ben lokantada oturmuşken telefonla konuşan bir adam birden sevinç çığlıkları atmaya başladı.

Herkese Pilav Üstü Kebap! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Adamın biri anlatıyor. Ben lokantada oturmuşken telefonla konuşan bir adam birden sevinç çığlıkları atmaya başladı. Konuşmasını bitirdikten sonra garsona:

– Bütün burada olanlara benden pilav üstü kebap! Herkese benden pilav üstü kebap ısmarlıyorum! Şimdi eşim aradı, Babayım ben baba! diye bağırmış.

Oradaki herkes adamın baba olacağı için çok sevindiği ve bunu kutlamak için herkese yemek ısmarladığını düşünmüş. Bütün müşteriler de adamın sevincine dahil olmuşlar ve ikram ettiği yemeği kabul etmişler.

Aradan birkaç gün geçti, ilgimi çekmiş olan o adamın yüzünü iyi hatırlıyor olmalıyım ki, sinemada iken gördüğümde hemen tanıdım. Fakat yanında 6-7 yaşlarında bir çocuk vardı. Bu çocukla birlikte bilet alıyorlardı. Gördüğüm şey karşısında hayret ettim, adam ile çocuğun yanına yaklaştım.

Çocuk adama baba diyordu. Yani adamın zaten bir çocuğu vardı, zaten bir babaydı. Neden restoranda böyle bir şey yapmış olabilirdi ki. Hemen biraz daha yanına yaklaştım selam verdim ve -ben sizi geçen gün bir restoranda görmüştüm. Baba oluyorum diyerek herkese yemek ısmarlamıştınız. Fakat görüyorum ki siz zaten bir babasınız. Yoksa eşiniz tekrardan mı hamile? diye sordum.

Adam hayır, dedi. Eşim hamile değil, ben zaten bir babayım. O gün orada öyle davranmaktaki amacım bambaşka. O işin sebebini de bana bırak.

Fakat ısrar ettim, çok merak ettiğimi söyledim ve adam anlatmaya başladı. O gün masamda oturmuş pilav üstü kebap yiyordum. Yanımda da yaşlı bir çift vardı. Yaşlı kadın “Pilav üstü kebap yiyebilir miyiz bey, çok canım çekti.” dedi.

Yaşı adam cüzdanı çıkardı kadına gösterdi. Kadının yüzü düştü. Durumu anlamıştım, benim için gayet normal olan bir şey için üzüntüye düşmeleri karşısında çok üzüldüm ve onlara pilav üstü kebap ısmarlamak istedim.

– Peki neden oradaki herkese yemek ısmarladın? dedim. Adam da ciddi bir şekilde, “Ben, bir insanın izzet-i nefsini ciğnemekten öyle korkarım ki bütün malımın gideceğini bilsem yine de bir insanı rencide edemem.

Eğer o yaşlı adama açıktan yardım etseydim, belki de hanımına karşı mahcup olacaktı. İşte ondan öyle yaptım. (Herkese Pilav Üstü Kebap! hikayesini okuduğunuz için teşekkür ederiz, beğendiyseniz arkadaşlarınızla paylaşın.)

Herkese Pilav Üstü Kebap! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/herkese-pilav-ustu-kebap-6748.html/feed 0 6748
BİR AİLENİN SON ANLARI http://www.habermuhtesem.com/bir-aile-ve-onlarin-son-anlari-hikayesi-6745.html http://www.habermuhtesem.com/bir-aile-ve-onlarin-son-anlari-hikayesi-6745.html#respond Wed, 01 Aug 2018 02:32:38 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6745 Her vakit camiye gelir, farza durur, imam selâm ve­rir vermez...

BİR AİLENİN SON ANLARI yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Her vakit camiye gelir, farza durur, imam selâm ve­rir vermez, son sünneti kılmadan, tesbih çekmeye kalmadan hemen camiden çıkar giderdi. Bir, iki, üç ay derken bu, altı ay kadar devam etti.

Bu adam neden sünneti kılmıyordu, üstelik cemaatle bir­likte tesbihe ve duaya da kalmıyordu? Kimdi bu adam, ne­den böyle yapıyordu?

Yoksa bir bildiği mi vardı? Neden herkesten ayrı hareket ediyordu? İyi, güzeldi ve her vakit camiye geliyordu da ne­den böyle yapıyordu?

Hakkında pek de iyi düşünmüyordu. Bir sebebi varsa da öğrenmeliydi. Belki yardımı olurdu. Sonunda bir namaz vakti mihrabı müezzine terk etti, kendisi arkada cemaate ka­tılarak farzı kıldı.

Maksadı bu adamı camiden çıkmadan ön­ce yakalamak ve bir şekilde böyle davranmasının sebebini sormaktı.

Adam yine tam vaktinde camiye geldi, cemaatle farzı eda etti, imam selâm verir vermez de her zaman olduğu gibi hemen kapıya yöneldi. Tam çıkacakken peşinden yetişti imam ve durdurdu:

“Allah kabul etsin kardeşim” dedikten sonra merakını di­le getirdi. “Aylardır merak ediyorum. Geliyorsun, farzı ce­maatle kılıyorsun, son sünneti kılmaya kalmadan ve tesbih çekmeden, duaya katılmadan aceleyle çıkıp gidiyorsun. Siz­ce bir sakıncası yoksa sebebini öğrenebilir miyim?”

Adam düşünceliydi. Dertli olduğu, bir sıkıntı içinde kıv­randığı bakışlarından, yüz hatlarından belliydi. İmam efendiye derdini anlatmaya başladı:

“Hocam, evde hasta bir hanımım var, felçli, on üç yıldır, ne ayağa kalkabiliyor, ne kendi işini görebiliyor, ne de konu­şabiliyor. Çocuklarımız da olmadı, başka kimsemiz de yok. Bütün ihtiyaçlarını ben görüyorum. Ben indirip kaldırıyo­rum, ben yedirip içiriyorum.

Ezan okunur okunmaz da he­men camiye koşuyorum, eşimin bir ihtiyacı olur diye farzı kılar kılmaz çabucak kalkıyorum, eve dönüyorum.”

Mahcup olmuştu. Adam hakkında kendisi neler düşünü­yordu, adamcağızın hali neydi? Sadece teşekkür etmekle ye­tindi.

“Hocam,” dedi, “isterseniz eve buyurun, bir çayımızı, kahvemizi içersiniz.” “Olur inşaallah, müsait bir günde geliriz” dedi. Daveti kabul etti. Birgün kalktı, müezzinle birlikte hasta ziyaretine gittiler. Durum açıktı ve gözler önündeydi. Yılla­rın ıstırabı sonucu kadıncağız erimiş, küçülmüş, bir yumak olmuştu. Sessiz sedasız yatıyor, sadece gözleri parlıyordu.

Sohbet esnasında evin sahibi bir sırrını paylaştı misafir­lerle: “Bir evim, bir de dükkanım var. Kimsemiz de yok. Dü­şündüm, taşındım, ben ölürsem bu kadına kim bakar? Aklı­ma bir çare geldi. Tapu dairesine gittim, evi de, dükkanı da eşimin üzerine tapu ettirdim. Ben öldükten sonra birisi çıkar da, evin ve dükkanın kendisine kalacağı düşüncesiyle belki bu kadına bakar. Ne dersiniz doğru yapmış mıyım?”

Evet doğru yapmıştı, hem de ne doğru. Bu sefer hayreti bir kat daha arttı. Takdir duygularını dile getirmekten başka bir şey yapamadı. Hayatta ne insanlar vardı, Allah’ın ne güzel kulları yaşı­yordu? Ne müthiş bir aileydi bu? Aralarındaki nasıl bir aşk­tı, nasıl bir sevgiydi? Hayır, hayır bu aşk falan değildi, bütü­nüyle bir şefkatti, hiçbir dünyevî karşılık beklemeden yapı­lan bir insanlıktı.

Aradan fazla bir zaman geçmedi. Komşulardan birisi acı bir haberle camiye damladı: “Hocam,” dedi, “sizlere ömür, hacı amcayı kaybettik. Bir cenaze salası verir misiniz?”

Şimdi üzülme sırası kendisine geldi. “Hacı efendi Al­lah’ın rahmetine kavuştu, ama bu felçli kadın ne yapacaktı, ona kim bakacaktı? Bir hayır sahibi çıkar mıydı acaba? En azından geride kalan eve ve dükkana sahip olmak için birisi bulunur muydu?”

Bu düşüncelerle gitti, salayı okudu. Namaz saatini bekliyordu. Yarım saat sonra bir haber daha geldi. “Hocam, Hacı amcanın eşi de rahmetli oldu.”

Günlerden Cuma’ydı. Gitti, ikinci salayı da verdi. İki hak dostu, Allah’ın iki sevgili kulu mübarek bir günde birlikte yolculuğa çıkmışlardı, ebedler ülkesine. (yeniakit, görsel: gönülsofrasi)

BİR AİLENİN SON ANLARI yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/bir-aile-ve-onlarin-son-anlari-hikayesi-6745.html/feed 0 6745
Yolda Cüzdan Buldu… http://www.habermuhtesem.com/yolda-cuzdan-buldu-6742.html http://www.habermuhtesem.com/yolda-cuzdan-buldu-6742.html#respond Tue, 31 Jul 2018 23:54:53 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6742 -Hayır bakmadım; dedim. Hayret etti , Allah Allah hiç mi merak etmedin dedi

Yolda Cüzdan Buldu… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Nasıl Evlendim; Birgün yolda yürürken yerde bir cüzdan buldum içini hiç açmadım. Ne var diye merak bile etmedim. Şeytan bak hele içine diye dürtse de direk polise gittim.

-Bakar mısınız amir bey, Cüzdan buldum acaba kimin olduğunu öğrenebilir misiniz düşürmüş olmalı dedim. Polis aniden baktı şaşkın şaşkın Ve dedi ki: -içine baktın mı? kimin cüzdan?
-Hayır bakmadım; dedim.

Hayret etti , Allah Allah hiç mi merak etmedin dedi polis. -Hayır benim olmayan şeyi nefesini merak edeyim memur bey üzerime emanet yükü düştü emanetin kime ait olduğunu siz bulabilirsiniz. Emanetin sahibine ulaştırmam lazım.

Polis: -Oğlum adam sana cüzdanı emanet etmedi ki emanet diyorsun. Adam düşürmüş cüzdanı içinde yüklü bir miktar para ve bir şirkete ait bir adres ve isim var. Bu devirde bu kadar parayı kim kime emanet eder aklını mı yitirdin.

-Bu paranın helallik payı çok yüksek içinde trilyonda olsa tenezzül etmem. Neden mi? Allah tarafından o parayı ben buldum ve Allah tarafından adamı bulmam için para bana emanet edildi. Emanete hıyanetlik edersem hırsız. Emaneti yerine teslim edersem gönlüm rahat olur. Hem memur bey biz emanete hıyanetlik etmeyen bir peygamber ümmetiyiz değil mi?

Polis Allah Allah deyip kafayı sağa sola sallamaya başladı ne güzel ne ince düşünce dedi.Emanet ha dedi ve gülümsedi kendi kendine. Tamam delikanlı dedi kafasını yukarı kaldırarak. Cüzdan da ki kişiyi arıyorum numarası yazıyor karakola gelsin değil mi dedi. Evet dedim gelsin ve emanetini alsın gönlüm huzura rahata ersin.

Adam çok geçmeden geldi. Kim bulmuş deyip amir beye sordu oda parmakla şurada oturarak su içen deli kanlı dedi. Adam yanıma geldi. Teşekkürler delikanlı senin yaptığını kimse yapmaz dedi. -Estağfurullah efendim benim yaptığımı her Müslüman yapar. Çünkü emanete hıyanetlik malı sahibine teslim etmek İslamiyetin en vazgeçilmez kuralıdır.

-İsmin nedir delikanlı sormam da bir sakınca yoktur değil mi? -İsmim Furkan efendim. -Furkan evladım al şu 1000 lirayı sana hediyem olsun. -Efendim bana bir iyilik mi yapmak istiyorsunuz, eğer böyle bir şeyse aklınızdan geçen, size bir önerim var.

Benim o paraya ihtiyacım yok. Belli ki maddi durumunuz iyi o parayı gelin fakir birine verin ihtiyacı olan biri vardır. Adam öneriyi kabul etti ve Furkanı çok beğendi hali duruşu giyimi ile tam efendi bir çocuktu. -Bir işin var mı Furkan? -Yok efendim arıyorum.

-O halde gel benim iş yerimde çalış. Furkan çok sevindi Allah razı olsun dedi. Ailesi maddi açıdan biraz sıkıntı içindeydi üniversite biteli daha bir ay olmuştu sınavlara hazırlanırken ailesine de bakmak zorundaydı.

Cüzdanın sahibine derse çalıştığını Üni. mezunu olduğunu anlattı. Adam da sende benim gençliğim var deyip elini Furkanın Omzuna koydu. Aradan 1 yıl geçti Furkan adamın verdiği işle ailesine baktı ve onlarda maddi manevi açıdan nefes almıştı.

Cüzdanın sahibi Halis bey hep uzaktan izledi Furkanı her şeyle denedi bazen azarladı sabrını ölçmek için bazen bir baba gibi davrandı Furkan namaz vakitleri gelince hemen kılar namazını, akşam 30 dakika fazla çalışırdı.

Halis bey geç çıkmasının nedenini sordu. Efendim işten korktu kaytardı namazı bahane etti derler diye. Namazda harcadığım zamanları akşam telafi etmeye çalışıyorum dedi.
Adam bir kez daha dersini aldı Furkandan, bir şey diyemedi gönlün nasıl rahat ederse öyle yap dedi. Zira senin hamurun İslam ile yoğrulmuş.

Furkana Halis bey bir teklifte bulunacaktı ama kızı ona layık biri değildi vazgeçti. 1 yıldır düşünüyordu bunu. Kızı zengin yetiştiği için eğlence bar her türlü pislikler mevcuttu.

Furkan sınavlarını kazanmış Mühendis olmuştu. Artık işe devam edemeyeceğini bildirmek için Halis beyin yanına geldi ve elini öptü. Halis bey oğlunu kaybediyordu sanki ağlaştılar.

Kucaklaştılar. Bir cüzdan dedi Halis bey, -Anlamadım Halis bey ne cüzdanı? -İşte yıllar önce düşürdüğüm bu cüzdan oğlum artık senindir. Hak ettin kazandın içini açmadan bu cüzdanı sakla ne zaman öldüğümü duyarsan o zaman cüzdanı aç. Furkan bir şey anlamadı ama Hayır olmaz dese de Halis bey al dedi.

Aradan 3 yıl geçti Furkan maddi sıkıntıları aşmış piyasaya olan borçlarının tümünü ödemiş ve bir ev almıştı. Biraz daha biriktirip araba alacaktı. Lakin vazgeçti araba parasını fakir öğrencilere burs olarak dağıttı. Ev gerekliydi ama araba gerekli değildi.

Birgün yolda yürürken bir kızın ağladığını gördü. Kız Furkanı görünce apar topar kaçmaya başladı kaçarken çantasını unuttu çantanız dese de nafile kız bir arabaya atlamış gözden kaybolmuştu ikinci cüzdan olayı hadi ya Furkan bunda da vardır bir hayır.

Deyip karakolun yolunu tuttu. Karakoldakiler çantanın içine bakıp sahibini aradılar. Kız , arkadaşları ile birlikte karakola girdi. Arkasından seslenen Furkanı da gördü yanındaki kız arkadaşları aaa ne kadar da yakışıklı bir çocuk deyip yanına koştular isminiz ne demeye sarkıntılık etmeye başladılar. Furkan yüzlerine bile tenezzül edip bakmadı.

Hanim efendi çantanızı unutmuştunuz seslendim duymadınız. Karakola getirdim dedi kıza, Kız: Ulan geri zekalı herif içinde 7000 tl para vardı. Alıp yeseydin ya niye getirdin buraya. Hiç mi merak etmedin de içine bakmadın çantanın deyip kahkaha ile gülmeye başladı kız.

Furkan gayet ciddi bir şekilde Hayır dedi. Hiç içini açmadım ve bakmadım. Emaneti sahibine ulaştırmam lazım diye düşündüm dedi. Kız şaştı kaldı. Bu salak be haha haha diye gülerken Furkanın yüz ifadesine baktı ve irkildi gülmeyi kesti. Çok ciddi bakışı vardı.

Çantayı alıp içinden para vermek istedi Furkan almadı. Biz peygamber Efendimiz’in emanete hıyanetlik etmeyin dediğini ruhumuza nakşettik emanette çıkar gözetmeyiz. Paranızı lütfen çantanıza koyun dedi. Diğer kız arkadaşları Furkanın ağzına düşecekler neredeyse. Telefonunuz var mı diye salyaları aka aka Furkana söylüyorlardı.

Kız, peygamber sözünü emanet sözünü ilk defa duydu sanki irkildi yıllardır babasının annesinin dedikleri geldi aklına ve ağlamaya başladı. Peygamber ve Allah sevgisinden yoksun bir hayatı vardı çünkü. Hep içinde bulunduğu ortam yormuştu onu.

Ve bayıldı hastaneye kaldırıldı kız. Babası Halis bey duyar duymaz koştu hastaneye Furkanı da hastaneden çıkarken görünce oğlum ne işin var burada dedi. Efendim bir kızı hastaneye bıraktım. Bayılmıştı vs dedi ve hastanenin kapısından çıktı.

Baba acele acele çıktı yukarı, Kızım deyip ağlıyordu. Kızının bir şeyi yoktu neyseki, ama çanta olayı çok etkilemişti onu babasına anlattı babası nasıl biri diye kızına sordu kızda anlattı babası hiç tereddüt etmedi ve gülümsedi anlatılanlar karşısında Furkan dedi.

Yine büyük bir ders verdi bize Furkan dedi. Kim bu baba yıllardır anlattığın Furkan bumu dedi kızı. Evet kızım dedi Furkan oydu seninle tanışması da bir çanta sayesinde oldu. Baba dedi Hülya ben değişmek dinimi öğrenmek istiyorum dedi.

Halis bey şok oldu bayılmanın etkisi zannetti ama kızına bakınca ciddi olduğunu anladı. Hülyam dedi ve bağrına bastı kızını öyle bir ağladı ki sevinçle aktı göz yaşları. Hülya vakitlerini kütüphane de geçiriyor dinini araştırıyordu. Değişim başlamış lakin bir şey eksikti tesettür.

Öğrenmek için ilayevmilkiyame sitesini buldu googledan ve siteye girdi. Sitenin sahibi Mustafa beye ulaştı. Konuştular tesettürü aklindaki her soruyu sordu ve hemen tesettüre de girdi.

Çünkü sitede okudukları çok etkileyici bir o kadar da gerçekti. Kaynakları ile herşey açıklanmıştı. Bol bir kıyafet ve tesettürle babasının karşısına çıktı Hülya. Sokağa öyle çıktı ve yolda yürürken Furkana rast geldi. Furkan şok olmuştu. Siz diyebildi. Mini etekli Hülya gitmiş yerine İslam hanım efendisi birisi gelmişti.

Hülya hanım lafı uzatmadan Furkan bey benimle evlenir misin dedi. İsmimi nereden biliyorsunuz bu ne cürret dedi Furkan. Ben Halis beyin kızıyım. İsmim Hülya 5 aydır sizin sözlerinden sonra İslamı araştırdım öğrenmeye çalıştım. Evleniniz yazıyor hadislerde.

Evlenen kişi dininin yarısını kurtarır yazıyor. Hazreti hatice peygamber Efendimize talip olduğu gibi bende size talibim. Bunu nefsim için değil Allah şahidimdir dinim için istiyorum. Furkan şaştı kaldı birşey diyemedi utandı kızardı tamam dedi bu akşam istemeye geliyorum sizi Halis beyi tanımasam sizin değiştiğinizi görmesem bunlar asla olmazdı dedi.

Sözleriniz beni çok etkiledi zira bu güne kadar evlilik düşünmedim. Aniden söylediniz geçmişe sünger çekmiş yeni bir sayfa açmışsınız bu sayfada bana da yer vermişsiniz aklınızca Allah neyi nasip ederse o olur.

Şimdi evinize gidin. Her şeyin bir usulü var bu dediklerinizi İslamı yeni öğrenmenize var sayıyorum. Çünkü İslamın her kaidesini yapmak istiyorsunuz fazla harama düşmeden islamı yeni öğrenen birinin elinden tutmak gerek değil mi? Evet dedi Hülya ve utandı söyledikleri sözlerden.

Eve gitti heyecanlı heyecanlı babasına anlattı her şeyi babasının demek istediği şeyi kızı kendi ağzıyla söylemişti Furkana yıllarca babasının anlata anlata bitiremediği Furkana bu kadar yakındı. Eski arkadaş çevresi Hülyayı delirdi diyerek terk etmişlerdi.

Tesettürle görünce alay ettiler. Sofu olmuşsun hacı teyze yaşlı kadınlara dönmüşsun dediler. Hülya aldırış etmemişti. Nihayet Furkan gelip Hülyayı istediler. Evlilik akdi dini bir şekilde gerçekleşti. Mutluluğa bir adım atıldı.

Aradan iki yıl geçti. Bir çocukları olmuştu. Hülya ve Furkan’ın adını Esra Nur koydular. Babası vaktini torunuyla geçiriyor onunla geçirdiği vakitlere doymuyordu. Küçük esra dedesinin şaklabanlıklarına gülüyor.

Her akşam eve gelirken eşine bir adet kırmızı gül alıyor Furkan ve Gülün içine bir âyet ve bir hadis yapıştırıyor. Eşine ezberlemesini söylüyor benim eşime benim sözüm değil Allah ve Resûlünün sözü yakışır en güzel sevgi kelimeleri Ayet ve hadisin yanında sönük kalır.

Deyip bir buse konduruyor yanağına. Hülya eski hayatını hatırladıkça sürekli göz yaşları içinde tövbe ediyor secde de. Furkanı ile mutlu seneler geçiriyor. Her gün bir gül alıyor ve her gün bir âyet ve bir hadis ezberliyor. Eşinin ince düşünceleri onu bir kez daha hayran bırakıyor.

Aradan biraz zaman geçiyor Halis bey hastalanıp kalp krizi geçiriyor. Hastanede yoğun bakıma alıyorlar. Bu durum herkesi çok üzüyor. Hülyam hadi bitanem uyu artık hastane bankalarında kaldın hem bak kızımız esra anne deyip ağlıyor kucağımda kaldı.

Hem senin hem Esranın uyumaya ihtiyacı var. Uyuyun ben sizi haberdar ederim. Tamam dedi Hülya ağlayarak. Kızının karnını doyurup refakatçi odasında uydular. Bir ara Halis bey kendine geldi doktora rica etti Furkanı çağırın dedi.

Doktor da Furkanı baban seni istiyor dedi. Gitti yanına. -Halis baba iyi olacaksın canını sıkma Hülya torunun hepsi iyiler. Tamam Furkan dünyadan göç etme vakti geldi çattı oğlum. Kızım ve torunum sana emanet bilirim sen emanete asla hiyanetlik etmesin verdiğim cüzdanı da hala açmamış olduğuna da adım gibi eminim.

Sen benim duamsın vesile cüzdan oldu. Kızımı sana vermek istedim başta kızımı sana layık görmediğim için de bir şey diyemedim. Ama hep istedim hep dua ettim ben demeden bir birinizi aynı cüzdan olayıyla buldunuz ve gördünüz.

Senin sayende kızım değişti bambaşka biri oldu besmelesiz bir iş yapmaz abdestsiz gezmez oldu. Artık sen benim oğlumsun ölürsem beni sen yıka annesini trafikte kaybettiğimiz den beri Hülyamın üstüne gitmedim onu incitme torunuma iyi bak.

Hıçkırıklar içinde kaldı Halis bey. Baba baba dedim doktor dedim. Son sözü şehadet oldu babamın Gülüyordu gülümsüyordu ben yıkadım babamı öyle güzel kokuyor du ki ölüsü mest oldum. O kadar zenginlikte haram bulaşmamıştı bedenine belli ki bu koku cennet kokusu gibiydi. Dünya kokularına benzemiyordu. Babamı göz yaşları içinde defnettik.

Cüzdanı açtım. Ölünce aç demişti babam, yıllardır yanımda taşıdım lakin hiç açmadım vasiyeti de bir emanetti benim için. Merak ettiğim lakin elimi bile süremedigim cüzdanı açtım aşkla.
Başta Besmele yazan bir kağıt vardı. Oğlum Furkan günlerdir rüya görüyorum kızım Hülya ile evleneceksiniz ve çocuğunuz olacak. Bu rüyanın Şeytani değil rahmani olduğunu anladım.

Bu cüzdanı ben ölünceye kadar açmaman da rüyamda bana gösterildi. Hazreti İbrahimin rüyasına benzer bir şey bu. Ben artık öldüm ve elinde bu cüzdan var. Içinde vasiyet namem var tüm servetimi sana bırakmıyorum. Senin huzurun parada değil Hülya da parayı nereye ne kadar vereceğini listeledim artan parayı da fakir fukara ya dağıt.

Ve bir tane Adıma KURAN kursu yaptır. Fabrikayı da ustabaşına hibe et. Yani onu ortak yap. Fabrikadan gelen kendi hisseni de Kuran kursuna bağışla. Senin paraya ihtiyacın olsaydı o cüzdanı çağlardın. Sen en değerli hazineye kavuştun Mühendissin paraya ihtiyacın da yok Ahiret için var gücünle çalış oğlum.

Mülk Allah’ındır. Eğer ki ben ölmeden bu cüzdanı açsaydın. Emanete hıyanetlik etmiş olacaktın. Bir kere daha emanete hıyanetlik etmediğin için takdirimi kazandın kızıma torunuma iyi bak ve asla dürüstlükten ayrılma oğlum. Ruhuma bir yasin okumayı da ihmal etmeyin. Allahın Selamı üzerine olsun baban Halis.

Hülya ile okunulan bu mehtupta ne yazarsa Furkan aynısını yaptı Afrikadan, Suriyeye, Mısıra Arakana, Filistine, Doğu Türkistana ve Türkiyedeki fakir fukaralara herkese yardım etti emaneti yerine getirmek için Hülyası ile hizmet için çalıştı. Babası onlara parayı değil davayı miras bırakmıştı. Fakir fukaraya yardım ettikçe yüreklerde ki iman ateşi zirveye çıkıyordu.

İşte değerli okuyucularım ben böyle evlendim. Bir cüzdanla iş buldum bir cüzdanla evlendim bir cüzdanla da İslam’ı dava edindim. Dürüstlük ve emanete sahip çıkmak. İnsana paradan daha değerli şeyler kazandırır. Unutmayın hayat dürüstlük ve doğruluk üzerine kurulmuştur. (Bu hikaye egitimhane.com sitesinde hacile isimli kullanıcı tarafından 17 Ara 2013 tarihinde paylaşılmıştır.)

Yolda Cüzdan Buldu… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yolda-cuzdan-buldu-6742.html/feed 0 6742
ANNELER NEDEN ÇABUK AĞLAR… http://www.habermuhtesem.com/anneler-cabuk-aglar-6738.html http://www.habermuhtesem.com/anneler-cabuk-aglar-6738.html#respond Tue, 31 Jul 2018 23:30:15 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6738 Küçük bir erkek çocuk annesine sordu....

ANNELER NEDEN ÇABUK AĞLAR… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Küçük bir erkek çocuk annesine sordu: “Niçin ağlıyorsun?” Annesi, “Çünkü ben kadınım” diye cevapladı. “Anlamadım!” dedi çocuk.

Annesi, çocuğu kucaklayıp “Hiçbir zaman anlayamayacaksın” cevabını verdi. Çocuk babasına da aynı soruyu sordu: “Annem niçin ağlıyor?” Baba, bütün kadınların sebepsiz yere ağladığını söyledi oğluna.

Küçük oğlan büyüdü, yetişkin adam oldu, hâlâ kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Sonra bir gün bir Caminin avlusunda otururken kendi kendine “Bu kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?” diye yüksek sesle yakındı.

Bunu duyan yaşlı bir adam, gencin yanına gitti ve selam verdi. “Selamunaleyküm, evladım” Genç adam da “aleykümselam amca.” dedi. Yaşlı adam “Hala kadınların neden ağladığını mı merak ediyorsun, bu yaşa kadar öğrenemedin mi?” dedi.

Genç adam “Hayır, yoksa sen biliyor musun?” der ve yaşlı adam anlatmaya başlar, Kadınlar özeldir. Hayatın ağırlığını taşıyabilecek kuvvete sahiptirler aynı zamanda başkalarını teselli edebilecek kadar yumuşaktırlar. Doğumun acısına olduğu kadar, doğurdukları evlâtlarının nankörlüğüne dayanabilecek güce sahiptirler.

Kadınlar, kuvvetleri kalmadığında dahi yola devam edecek azme, ailesinden biri hastalandığında yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kuvvete sahiptir.

Her zaman ve her koşulda çocuklarını severler. Çocukları onları incitse dahi çocukları sevmekten asla vazgeçmezler. Çocuklarının sözlerinden incinseler dahi, her anne onları sevmekten vazgeçmeyecek kadar duygusaldır.

Bu duygusallık, her yaştaki evlâtlarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip, paylaşmalarına yardım eder. Kocalarını da bütün kusurlarına rağmen severler.

Çünkü bir kadın bilir ki bir koca onu asla incitmez fakat bazen kocası duygusal ve ruhsal olarak karısının test eder ve kadın onun bu durumunu anlayacak kadar zekidir. Nerede ne söylenmesi gerektiğin iyi bilir ve kocasını doğruya, iyiye, güzele yönlendirir.

Fakat kadının bir tek zaafiyeti vardır o da gözyaşlarıdır. O göz yaşlarını bütün insanlığın en ihtiyacı olduğu zamanda kullanır.

Kadının tek zaafı gözyaşlarıdır. Onu güzel yapan şey, ne saçı, ne kaşı, ne gözü, ne de vücududur. Onu güzel yapan, gözyaşlarıyla dışa vurduğu sevgisi, hassasiyeti, bu sevgiyi gösterebilmesi ve aklının gösterdiği yola direkt gitmek yerine kalbinin sesini de dinlemesidir.

Bak evladım… Gözyaşları bir annenin süsü ve güzelliğinin bir parçası dahi olsa, onu ağlatmaktan ve üzmekten kaçınınız.

ANNELER NEDEN ÇABUK AĞLAR… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/anneler-cabuk-aglar-6738.html/feed 0 6738
Bitter Çikolata ve 7 Faydası! http://www.habermuhtesem.com/bitter-cikolata-7-faydasi-6735.html http://www.habermuhtesem.com/bitter-cikolata-7-faydasi-6735.html#respond Tue, 31 Jul 2018 19:32:17 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6735 Kakao bitkisi antioksidan kapasitesi oldukça yüksek ve tohumları çikolata yapımında kullanılan bir bitkidir.

Bitter Çikolata ve 7 Faydası! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kakao bitkisi antioksidan kapasitesi oldukça yüksek ve tohumları çikolata yapımında kullanılan bir bitkidir. Kakao ağacının tohumları önce mayalandırılır ve sonra kurutulur. Bu sayede acı lezzeti kırılarak hoş bir koku esansı elde edilir.

Yağı alınmış kakao tohumlarından ise çikolata yapılır. Kakao oranı yüksek bitter çikolatanın ise bu yararlı bitkiden kaynaklanan birçok faydası mevcut.

1- Polifenolik bileşiklerden zengin olduğundan kan akışını hızlandırarak zihinsel faaliyetlere destek verir.

Kahvatıdan 1.5-2 saat sonra yapılan kahve ve çikolatadan oluşan bir ara öğün; gün boyu konsantrasyon yeteneğini geliştirmeye ve hafızaya destek vermeye yardımcı olur.

2-Bitter çikolatanın, çikolatanın diğer türlerine göre magnezyumdan zengin olması kasların daha verimli çalışmasına destek vererek gün boyu zinde kalmayı ve fiziksel olarak daha aktif olmayı destekler.

3-İçeriğindeki antioksidan bileşenler ve magnezyum kalp sağlığını desteklemeye de yardımcıdır.  İçeriğindeki antioksidan bileşenlerden biri olarak bilinen epikateşin kan basıncını düşürmeye yardımcıdır.

Yapılan bir çalışmaya göre; haftada 60 gr (günde 20 gr dan haftada 3 kez) bitter çikolata tüketmek felç riskini %20 oranında azaltıyor. Bununla birlikte yapılan başka bir çalışmaya göre ise; iki yıllık süre içinde haftada sadece iki kez çikolata yemenin, kalp krizinden doğan ölüm riskini azalttığı söyleniyor.

4-Kakao oranı yüksek bitter çikolatalarda bulunan teobramin adlı bileşen vücuttaki mitokandriyal işlemleri yani enerji metabolizmasını hızlandırarak gün boyu zindelik ve canlılık hissetmeye yardımcı oluyor. Bununla birlikte kahve ve çayda olduğu gibi %70 oranında kafein içermesi ile birlikte ise bu özelliğini güçlendiriyor.

5-Sütlü bir çikolata ile karşılaştırıldığında %15 daha az enerji içeriyor ve içeriğinde oleik asit olarak adlanrılan tekli doymamış yağ asitlerini barındırdığndan doymuş yağdan zengin diğer besinlerden farklı olarak kontrollü tüketildiği ve porsiyon miktarı doğru ayarlandığı takdirde kilo artışını tetiklemiyor.

6-Kakao yağı içerğinde bulunan resveratrol, endorfin ve seratonin hormon salgısını tetikleyerek vücutta rahatlama ve mutluluk hissinin yayılımını destekler. Bununla birlikte vücutta yine aynı etkiye sahip anandamid adı verilen ve neşe kimyasalı olarak da bilinen bileşenin salgısını tetikler.

7-Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bir ekip tarafından yürütülen bir çalışmaya göre; haftada en az bir veya üç porsiyon çikolata ürünü tüketen hamile kadınlarda yüksek tansiyon gelişme riskinin en az yarı yarıya düştüğü tespit edilmiş.

Araştırmada gebeliğin ilk üç ve son üç ayında düzenli çikolata tüketmeyen kişilerde yüksek tansiyon riskinin artış gösterdiği gözlenmiş. Tüm bu faydalarına ek olarak şeker içerdiği de unutulmadan kakao oranı %70-80 çikolatalardan günlük 20 gr.yi geçmeyecek şekilde tüketimi sağlık çerçevesinde olumlu olarak değerlendirilebilir. (Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu)

Bitter Çikolata ve 7 Faydası! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/bitter-cikolata-7-faydasi-6735.html/feed 0 6735
Anne ve Babanızı Huzur Evine Bırakır mısınız? http://www.habermuhtesem.com/anne-babanizi-huzur-evine-birakir-misiniz-6731.html http://www.habermuhtesem.com/anne-babanizi-huzur-evine-birakir-misiniz-6731.html#respond Tue, 31 Jul 2018 14:42:19 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6731 Eğer olabilir veya belki diyorsanız bu yazıyı mutlaka okuyun...

Anne ve Babanızı Huzur Evine Bırakır mısınız? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki; “Anne-baba, Cennet’in orta kapısıdır. Artık sen o kapıyı ister zayi et, ister muhafaza et.” (Tirmizî, Birr, 3)

Buz gibi odalarla dolu kocaman binalar diktiler ülkeme. İçine ömürlerinin son demlerinde olan anneleri, babaları doldurdular. Adına huzur evi dediler. Oysa huzur hiç uğramadı oraya. Eskiden yaşlılarımızı kapatmazdık başka yerlere. Onların yüzü suyu hürmetine belalar def oluyor der, onları nimet bilirdik. Boyunlarını bükük bırakmazdık.

Dışarıdan huzurlu gibi görünen, bu sessiz sakin binalarda, ne fırtınalar kopuyor kim bilir. Kaç anne anlatmak, haykırmak istedi duygularını, kaç anne yazmak istedi bilinmez. O annelerin adına yazdım bu satırları. Bu mektup huzursuz odalardaki yüreği yorgun annelerin sessiz çığlıklarıdır.

Takvime baktım da 5 sene olmuş buraya geleli. Nasıl geçti o 5 sene bir de bana sor. Çok bakmıyorum takvimlere. İçim sıkılıyor, zaman geçmiyor. Eskiden su gibi akıp geçiyor zaman derdim. Şimdi öyle düşünmüyorum.

Demek insan mutluyken çabuk geçermiş zaman. Hapishanedekileri şimdi daha iyi anlıyorum. Beni buraya bıraktığın gün anneler günüydü hatırlıyor musun? O günden beri anneler günü denen gün benim için daha da bir anlamsızlaştı. Her sene bugün anne olmak ayrı bir acı veriyor bana…

Sen küçük bir çocuktun daha. Hiç bir yere bırakmazdım ben seni, öyle savunmasız, öyle masumdun ki, kimselere güvenip yollamazdım. Yanımdan hiç ayırmazdım. Şimdi beni nasıl olupta tanımadığın insanlara teslim ettiğini düşünüyorum. Gözden çıkarılmış eski bir eşya gibi hissediyorum kendimi. Yıpranmış, işe yaramaz. Kırgınlık mı? Belki, kırgınım biraz…

Geçen gün eski komşumuz Mevlüde teyzenin kızı Şükran geldi. Yolda görmüş seni. “Neden bıraktın anneni” diye sormuş sana. “Kendisi istedi” demişsin. “Maaşı da var bakıyorlar, yeri sıcak, her işi görülüyor içim rahat” demişsin.

Kendim istemiştim evet, bazen naz yapma kabilinden ” Yaşlanınca huzurevine gönderin beni, kimseye yük olmak istemem” derdim. Ama içten içe hiç konduramazdım bu durumu, ne kendime, ne sana. “Bırakmaz beni bir yere” derdim. Tıpkı küçükken benim seni bırakmadığım gibi, beni hiç bırakmazsın sanırdım.

Yaramaz bir çocuktun sen. Yerinde duramayan serseri bir mayın gibiydin.Kaç kez ısırdım dudaklarımı sana bağırmamak için, kaç kez sıktım yumruğumu vurmayayım diye. Ama hiç vurmadım sana, hiç kırmadım kalbini… Komşulardan biri sana “çok yaramaz” dedi diye aylarca onun yüzüne bakmamıştım.

Kimse laf söylemesin, incitmesin isterdim. Tahammül edemezdim sana dikilen sert bir bakışa bile… Geçen gün bana “bunak kadın” dedi bakıcının biri. Hasta bezini lavaboda unutmuşum. Arada oluyor tutamıyorum diye vermişlerdi. Diğerleri de duydu ya, nasıl utandım bir bilsen… Daha ne laflar söylüyorlar da dilim varmıyor söylemeye.

Kırar mıyım, incitir miyim diye kim düşünüyor ki? Çok hassastım eskiden bilirsin, çabuk alınırdım. Hem benden titizi mi vardı? Kimselerin işini beğenmezdim. Şimdi yemek yerken bile yoruluyorum,üstüme döküyorum. Bazen yatarak kılıyorum namazlarımı. Secdeye başımı koyup uzun uzun öylece kalmayı ne çok özledim…

Yaşlansam da geleceğe dair umutlar besliyordum buraya gelmeden evvel. Evladımı büyüttüm nasıl olsa, artık yorgunluklar biter, ben rahat otururum torunlarımı severim, sen sorarsın “anne ilacını getireyim mi, bir şeye ihtiyacın var mı?” diye. arkama yastık koyarsın, kesemediğim tırnaklarımı sen kesersin sanıyordum. Şimdi çoğu kez tırnaklarımı keserken kanattıklarını bilmezsin tabi…

Gerçi benden daha beterleri de var burada. Emine Bacı vardı mesela. Köyden gelmişti. Bir ay kadar oldu öleli. Bir sene evvelde Alzheimer hastası olan kocası ölmüştü. Çok çekti zavallı. Üç oğlu varmış Emine Bacı’nın. Aslan gibiymiş hepsi. Ben görmedim, gelmezlerdi hiç.

Üç adam bir anayı sığdıramamışlar evlerine. Bağ bahçe gezmeye alışmış kadın. Hiç oturup kalmamış yerinde. Burada nasıl zorlandı, neler çekti Allah biliyor. Her yaz köyüne gidecek diye umut ederdi. Haber göndermiş oğlu, “Annemin ancak ölüsü çıkar oradan” demiş.

Köylülerden çıkarıp bakmak isteyenler olmuş, ona da izin vermemişler. Bir keresinde pencereden atlamaya kalktı da zor tuttu bakıcılar. En son oğlu bayramlık göndermişti, “zıkkım olsun ondan gelen” dedi, giymedi elbiseyi.

Hiç oğlum, yavrum demedi. “Köyüm” dedi, “evim” dedi durdu gariban. Bir sabah yatağında ölü buldular. Ölümü bile yalnız oldu Emine Bacı’nın.(*) Ooof off hangisini anlatsam, daha neler var neler…

Şu bakıcı kadını sevemedim bir türlü. Sanki özel olarak seçmişler. Bu kadar mı merhametsiz olur bir insan ? Hiç mi gülmez yüzü ya hu? Her gün odaya gelince burnunu tutuyor. Pis kokuyormuş. Pencereyi sonuna kadar açıyor. Mutlaka yarım saat açık tutuyor. Çok üşüyorum. Zaten parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…

Hatırlar mısın ilkokula gittiğin o yılları. Kışın kuzine sobayı yakardım. Sen gelmeden yemeği hazır eder, sobanın üzerine koyardım. Sen seviyorsun diye sobanın fırınında bir kaç tane küçük patatesi pişirirdim muhakkak. Okuldan gelir gelmez sobanın yanına koşardın.

İlk işin tencereye bakmak olurdu. Genelde sevdiğin yemekleri yapardım. Ellerin üşümüş diye avuçlarımın içine ellerini alır ısıtırdım, öperdim öperdim…

Sık sık uğrarım demiştin. Tam 8 ay olmuş uğramayalı. İşlerin yoğunmuş, zamanın yokmuş. Torunlarım da sormuyorlar demek. Yeni eve taşınmışsın aldım haberini. Arkadaşın Zehra söyledi. Vefalı kızdır, arada geliyor sağ olsun. Annesi de babası da yanında vefat etmiş.

Hiç bırakmamış bir yere, yanından ayırmamış. İmrenmedim desem yalan söylerim… “Evi çok büyük” dedi. Kocaman odaları, geniş bir balkonu varmış evinin. Yeni mobilyalar almışsın, eskileri elden çıkarmışsın.

Tıpkı beni çıkardığın gibi… Her şeyi sığdırdın da evine, bir beni sığdıramadın a kuzum. Hadi onu da geçtim. Bir kere “Anne gel evimi gör, bir kaç gün kal” bile demedin… Zehra’ya “Anneler gününde görmeye gideceğim” demişsin…

Ben anneler gününü hiç beklemiyorum biliyor musun? Anne olmak acı verir mi insana? O gün bana acı veriyor yavrum. Artık kendimi bir anne gibi hissedemediğim için belkide… Bir evlat bir torun sevemezsen, çevrende anne diyen olmazsa sana, ne anlamı var anne olmanın?

Ölene imrenilir mi hiç? İmreniyorum işte. Kimin öldüğünü duysam “darısı başıma” diyorum. Hayaller umutlar, mutlu zamanlarmış insanı ayakta tutan. Onlar yoksa yaşamak zulüm olurmuş meğer…

Kim icat etmiş bu huzursuz evleri? Rahat yüzü görmesin deyip her gün beddua ediyorum. Huzur eviymiş. Hergün ölüp ölüp diriliyorum bu huzursuz odada. Hiç tanımadığım, mizacımın uymadığı insanlarla yatıp kalkıyorum. Hiç bir şey bana ait değil. Söz hakkım yok, elbiselerim bile benim değil sanki. “Allahım al emanetini ne olur, bu yükü taşıyamıyorum…”

Bu huzursuz evleri icat edenler mi çıkarmış anneler günü denen yalancı günü? İnsanlar yaşlı annelerini bu evlere kapatsın da sonra anneler günü olunca ziyaret etsinler diye öyle mi?

Bak yine geldi o uğursuz gün. Zehra geleceğini söylemişti. Gelsen de bir, gelmesen de artık. Ben anneler gününü hiç sevemedim biliyor musun? Dünyalara sığmayan anne yüreğim huzursuz bir odaya hapsedildi. Ne sevmenin, ne anneliğimin bir anlamı yok artık… Çok üşüyorum. Hem parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…

Cahide Sultan (cahidesultan.net Huzursuz Odalar-21/05/2011)

(*) Yazıda geçen Emine Bacı bizim köyde yaşayıp geçtiğimiz yıllarda vefat eden bir teyzemizdir. Olay tamamen gerçektir. Dünya tatlısı Emine bacı ve Remzi Dayı’yı rahmetle yad ediyorum.

Anne ve Babanızı Huzur Evine Bırakır mısınız? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/anne-babanizi-huzur-evine-birakir-misiniz-6731.html/feed 0 6731
Yaşlı Çoban ve Elma Ağacı http://www.habermuhtesem.com/yasli-coban-elma-agaci-6726.html http://www.habermuhtesem.com/yasli-coban-elma-agaci-6726.html#respond Mon, 30 Jul 2018 11:46:23 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6726 Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında...

Yaşlı Çoban ve Elma Ağacı yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak; Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık. Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan.

Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Mushaf-ı şerifini okumaya koyulurdu.

Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı.

Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı, en güzel elmayı şıp diye koparırdı.

Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken; Ver yavrum, derdi. Gönder bakalım bugünkü kısmetimi.

Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan… Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi.

Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense bir şey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu.

Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini… Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu!

İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinden daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden!.

Yeniden doğmuştu sanki çoban. Bir şey hatırlamıştı… Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken; “Canım” dedi, hıçkırıp ağlayarak…

Benim güzel evladım, mis kokulum… Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin, bu günün Ramazan-ı şerîfin ilk günü olduğunu?..  (Cüneyt Suavi/Hayatın İçinden, s:116… Bize, Fehim Kayacan ve Kubilay Gökçe Kılıç aktardı.)

Yaşlı Çoban ve Elma Ağacı yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yasli-coban-elma-agaci-6726.html/feed 0 6726
Zehirli Maddeler Birikirse… http://www.habermuhtesem.com/zehirli-maddeler-birikirse-6723.html http://www.habermuhtesem.com/zehirli-maddeler-birikirse-6723.html#respond Sat, 28 Jul 2018 17:32:24 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6723 Çin tıbbına göre...

Zehirli Maddeler Birikirse… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İnsan vücudundaki iç organlarda zehirli maddeler var mı? Bedensel sorunlara bu zehirli maddeler mi yol açar?

Çin tıbbına göre, insan vücudundaki beş iç organda zehirli maddeler birikir, bu zehirli maddelerin birikmesi, vücutta belirtiler bırakır. Şimdi zehirli maddelerin saklandığı yerleri bulalım ve bu zehirli maddeleri yok etme yöntemleri öğrenelim.

Eğer dalakta zehirli maddeler birikirse, yüzde benekler görülür. Yüzünde benekler olan bir kadının sindirim sistemi nisbeten zayıflar; beyazımtırak akıntısı fazla olur; yağ birikir.

Çin tıbbına göre, dalaktaki sindirim iyi olmadığı takdirde, zehirli maddeler zamanında dışarı boşaltılmaz. Bu nedenle kilo vermek isteyen bir kişi, öncelikle dalağının ve midesinin işlevini normalleştirmeli; dalağında zehirli maddeler bulunan kişide ağız kokusu olur, ağız ülseri görülür.

Şimdi dalaktaki zehirli maddeleri boşaltma yöntemlerine geçelim; 1. Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılmasına ekşi yemekler iyi gelir. Ekşi yemekler, bağırsak ve midenin sindirim işlevini pekiştirir, yemeklerdeki zehirli maddelerin en kısa sürede boşaltılmasını sağlar; ayrıca ekşi yemekler dalağı güçlendirir.

2. Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılması için Shangqiu adlı akpunktur noktasına basılabilir. Bu akpuntur noktası, iç topuk kemiğinin altındaki çukurun ortasında bulunur. Bir parmakla bu noktaya, azcık acı hissetecek şekilde basabilirsiniz. Bu basma bir defasında üç dakika sürerse, yeterli olur.

3. Yemekten sonra yürüyüş yapmak. Spor, dalağa ve mideye yardımcı olur. Bu yöntem azimle uygulanmalı.

Yemek sonrası, zehirli maddelerin en kolay oluştuğu zaman dilimidir. Yemeklerin zamanında sindirilmemesi veya emilmemesi halinde zehirli maddeler birikir. Bu nedenle yemekten sonra yürüyüş tavsiye edilir. Ayrıca yemekten bir saat sonra bir meyve yenebilir.

Karaciğer, insanın diğer önemli iç organlarından biridir. Karaciğerde zehirli maddeler birikirse, tırnak üzerine çıkıntılı çizgi veya tırnak çökmesi görülür. Çin tıbbına göre, kirişler karaciğere bağlıdır, tırnak ise kirişlerden bir bölümüdür. Bu nedenle karaciğerde zehirli maddeler biriktiği takdirde, tırnak üzerinde belirgin işaret olur.

Karaciğerde zehirli maddeler bulunursa, kadında mastit görülür; deprasyon başgösterir. Çünkü karaciğer insan vücudunda duyguları ayarlayan iç organdır.

Eğer içindeki zehirli maddeler zamanında boşaltılmazsa, Qi dolaşımı engellenir, bu da depresyon duygusuna neden olur. Ayrıca yarım baş ağrısı ve aybaşı ağrıları gibi belirtiler görülür.

Yüzün iki yanağı ve göbek, karaciğer ve safra kesesinin “etki alanı”dır. Eğer karaciğerde zehirli maddeler varsa, yüzde ve göbekte mutlaka belirti gözükür.

Karaciğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için, yeşile çalan mavi renkli yemekler tüketilmeli. Örneğin portakal veya limon suyu, karaciğere iyi gelir; karaciğerle bağlantılı akpunktur noktasına basmak iyi gelir. Basılacak nokta, birinci ve ikinci ayak parmaklarının buluştuğu noktanın önündeki çukurun ortasında yer alır.

Ağlama, zehirli maddelerin boşaltılmasına yardımcı olur. Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının gözyaşlarına bağlı olduğu, hem Batı tıbbınca, hem de Çin tıbınca doğrulandı. Gözyaşları gerçekten insan vücuduna zararlı maddeler içerir. Bu nedenle istediğiniz zaman ağlayabilirsiniz. (yeniakit)

Zehirli Maddeler Birikirse… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/zehirli-maddeler-birikirse-6723.html/feed 0 6723
KIZ ÇOCUĞU OLANLAR OKUSUN! http://www.habermuhtesem.com/kiz-cocugu-olanlar-okusun-6720.html http://www.habermuhtesem.com/kiz-cocugu-olanlar-okusun-6720.html#respond Thu, 26 Jul 2018 22:10:03 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6720 Kız çocuğu olduğu için üzülen birde üstüne anneyi suçlayan insan ne talihsizdir.

KIZ ÇOCUĞU OLANLAR OKUSUN! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kız çocuğu olduğu için üzülen birde üstüne anneyi suçlayan insan ne talihsizdir. Evladının kıymetini bilmeyenler evladın değerini, kıymetini evladını kaybedenlere sorsunlar…

Kız çocuğu olduğu için mutsuz olan, o güzel nimetin değerini anlamayan insan ancak cahildir. Hele ki kız çocuğu olduğu için anneyi suçlayanlar iki kat cahildir.

Kur’an-ı kerimde: “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuğu bağışlar, dilediğine erkek çocuğu bağışlar. Veya onları erkekli dişili çift (ikiz) olarak verir. Dilediğini de kısır bırakır. Şüphesiz ki O, bilendir, kudreti her şeye yetendir.” (Şûra 49, 50) buyurulmuştur.

Yapılan bilimsel araştırmalarda ise erkek çocuğu olması için erkek genlerinin etkili olması gerektiği belirtilmektedir. Fakat bu da babanın veya annenin doğrudan elinde olan bir şey değildir.

Peygamber efendimiz’den rivayet ediliyor ki, “Kız çocuklarını hor görmeyin.” Hor görmek dini bilmemekten ileri gelir. Hayırlı evlat istemelidir. Hayırlı olmadıktan sonra kız veya erkek olmuş ne fark eder?

Dinimizde kadının ve kız çocuklarının fazileti büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel olsun! İtibar kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsanda bulunun!” [Hakim]

Siz kızlarınıza değer verin ki başkaları da değer versin. Bir baba veya anne kızına saygı ve sevgi ile davranması, ona değer vermesi, etraflarındaki herkese en büyük örnektir.

Bir diğer hadis rivayetinde deniliyor ki, “Kız çocuğunu güzelce terbiye edip Allahü teâlânın verdiği nimetlerle bolluk içinde yedirir giydirirse o kız çocuğu onun için bir bereket olur Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesile olur.” [Taberânî]

“İki kız evladına güzel muamele eden mutlaka Cennete girer.” [İbni Mace] “İki kızı veya iki kız kardeşi olup da maişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.” [Tirmizî]

“Çarşıdan aldığı şeyleri erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene Allah rahmetle nazar eder. Allah rahmetle nazar ettiğine de azab etmez.” [Haraiti]

“Çarşıdan turfanda meyva alıp evine getiren sadaka sevabı alır. Getirdiği meyvayı erkek çocuklarından önce kız çocuklarına versin! Kadınları kızları sevindiren Allah korkusundan ağlayanlar gibi sevab kazanır. Allah korkusundan ağlayanın bedeni de Cehenneme haram olur.” [İbni Adiy ] ”Üç kızına ihtiyaçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren elbette cenneti kazanır” [Ebu Davut]

”Üç kız veya kızkardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı Allahü teala cennete koyar.” Ashabi kiramdan biri, “iki tane olursa yine aynı mıdır?” diye sual edince Peygamber Efendimiz, “Evet iki tane olursa yine aynıdır.” buyurdu. Başka birisi ya bir tane olursa diye sual etti. “Cevabında buyurdu ki bir tanede olsa gene aynıdır. “[HakimHaraiti]

İnşaAllah kızlarımızı İslam terbiyesine göre yetiştirirsek bu mükâfatları kazananlardan oluruz.

KIZ ÇOCUĞU OLANLAR OKUSUN! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/kiz-cocugu-olanlar-okusun-6720.html/feed 0 6720
Çocuğunuz Sizi Dinlemiyorsa… http://www.habermuhtesem.com/cocugunuz-sizi-dinlemiyorsa-6717.html http://www.habermuhtesem.com/cocugunuz-sizi-dinlemiyorsa-6717.html#respond Thu, 26 Jul 2018 21:41:30 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6717 Oğlunu Halife'ye şikâyet eden adam!

Çocuğunuz Sizi Dinlemiyorsa… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Oğlunu Halife’ye şikâyet eden adam! isimli ibretlik yazıda çıkartılacak çok dersler bulunmaktai okumaktan ve paylaşmaktan geri kalmayın.

Bugünkü yazımıza bir hadis-i şerif mealiyle başlayalım: “Evladınıza ikram edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evladınızın da sizde hakkı vardır.” [Taberani]

Evet, bizim çocuklarımız üzerinde haklarımız olduğu gibi, onların da bizim üzerimizde hakları vardır… Ana-baba olarak öncelikle onları güzel terbiye etmeliyiz.

Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hususta buyurdu ki: “Çocuğu güzel terbiye, evladın babası üzerindeki haklarındandır.” [Beyheki]

“Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!” [İbni Mace] Çocuklarımıza beddua etmemeliyiz. İbni Mübarek hazretleri, çocuğunu şikâyete gelen birine, “Çocuğuna beddua ettin mi?” diye sordu. O da, “evet, ettim” deyince, “Çocuğun ahlakını sen bozmuşsun” buyurdu.

Çocuklarımızı helal gıda ile beslemeliyiz! Haram gıdanın etkisi çocuğun özüne işler, çocukta uygunsuz işlerin meydana gelmesine sebep olur. Hadis-i şerifte “Yiyip içtikleriniz helal, temiz olsun! Çocuklarınız, bunlardan hasıl olur” buyuruldu. (R.Nasıhin)

Bir adam, Halife Hazret-i Ömer’e gelerek oğlunu şikâyet eder. Hazret-i Ömer, bu kimsenin oğluna der ki:

– İmandan sonra birinci vazifemiz ana babanın kalbini kırmamaktır. Onlar ne kadar kötü olsalar da, yine her şeyin üstünde hakları vardır. Onların kalbini kıranın ibadeti kabul olmaz.

Müslüman doğmamıza ve Müslüman yetişmemize sebep olan ana babamızın kalbini kırarsak Cennete nasıl gireriz? Onlar bize hakaret etse de, yalvararak gönüllerini almamız lazımdır. Müslüman ana babamız bizden razı olmadıkça, Allahü teâlânın sevdiği bir kul olmak çok zordur.

Çocuk, Hazret-i Ömer’e der ki: – Ya Emir-el-müminin, söylediklerini aynen kabul ediyorum. Fakat çocuğun ana babası üzerinde hiç mi hakkı yoktur?

Hazret-i Ömer buyurdu ki: – Evet çocuğun da hakları vardır. Evlenirken çocuklarına anne olacak kızı veya kadını iyi bir aileden seçmesi, çocuğa güzel isim koyması ve dinini öğretmesi bunlardandır.

Çocuk, Halife’ye der ki: – Babam, bana terbiye nedir öğretmedi. Anam ise, ateşe tapan bir Mecusinin kızı idi. Doğduğumda ismimi “Karaböcek” koymuş… Allah’ın kitabından bana bir harf bile öğretmedi. Maalesef dinim hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

Hazret-i Ömer, çocuğun babasına dönüp şöyle der: – Be adam! Gelmiş, bir de bana oğlunu şikâyet ediyorsun; hâlbuki sen onun hakkını çiğnemiş ve o sana kötülük etmeden, sen ona kötülük etmişsin!

Bu yazı Türkiye Gazetesi yazarı Ahmet Demirbaş‘ın 30.01.2016 tarihli Oğlunu Halife’ye şikâyet eden adam! yazısından alınmıştır.

Çocuğunuz Sizi Dinlemiyorsa… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/cocugunuz-sizi-dinlemiyorsa-6717.html/feed 0 6717
Damar Hastalıklarına Çoban Çökerten Otu Faydaları! http://www.habermuhtesem.com/damar-hastaliklarina-coban-cokerten-otu-faydalari-6713.html http://www.habermuhtesem.com/damar-hastaliklarina-coban-cokerten-otu-faydalari-6713.html#respond Thu, 26 Jul 2018 21:22:38 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6713 Damar Hastalığınız varsa şifalı çoban çökerten otu kullanarak kurtulabilirsiniz.

Damar Hastalıklarına Çoban Çökerten Otu Faydaları! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Damar hastalıkları günümüzde birçok kişinin şikayet ettiği sorunlardan. Bu rahatsızlıklardan muzdarip iseniz mutlaka doktora görünmeli tıbbi yardım almalısınız. Aynı zamanda bu rahatsızlıkla ilgili faydalı bir bitki arıyorsanız. Yaptığımız araştırma sonuçlarını sizinle paylaşıyoruz.

Sabah gazetesi 2014 yılında çıkan bir habere göre Dr. Ömer Coşkun damar rahatsızlıkları için çoban çökerten bitkisini tavsiye ediyor. Yaptığı açıklamada Dr. Ömer Coşkun ‘Hastalıkların birçok sebebi damar ve dolaşım bozukluğudur.

coban-cokerten-otu

Damarlarda kalınlaşma olabilir, şişme olabilir, iltihap olabilir ama dert ne olursa olsun çözüm elbette vardır. Bugün dünyada Latince adıyla Tribulus Terrestris olarak bilinen, Türkçe adıyla çoban çökerten bitkisi damar sağlığı için harika bitkidir’ şeklinde konuşmuş.

Ayrıca bu bitkiye Deve dikeni ve domuz pıtrağı gibi isimler ile de halk arasında bilinmekte. Ömer Coşkun yaptığı açıklamada çoban çökerten otunun damar sistemine oldukça faydası bulunduğunu belirtmiş. Birçok rahatsızlığın sebebi olarak damarlardaki ve dolaşım sistemindeki bozukluklar olduğu belirtiliyor.

Coşkun bu bitkinin nasıl kullanılacağı konusunda şöyle konuşmuş; ‘Damar tıkanıklığı ile baş başa kalan insanlar gönül rahatlığı içinde çoban çökerteni sabah akşam ister çorbasına ekler, isterse bir tatlı kaşığı ölçüsünde kullanarak çay yapıp içebilir.

Bu bitki sizin damarlarınızı açmakla birlikte sizin yürüme zorluğundan hareket kısıtlılığına kadar birçok alanda faydalı olabilir. Kullanmaya başladığınız günden 21 gün sonra vücudunuzda bir takım damarsal sorunlar ortadan kalkmaya başlar, 3 ay devam ettiğiniz takdirde birçok hastalığı bedeninizden atar’

Şifalı bitkiler ismiyle okuduğunuz ve öğrendiğiniz bütün tarifleri kullanırken dikkatli olmalı asla ihmal etmeyin. Bilmeden yapılan her şeyde olduğu gibi şifalı bitki kullanımında da faydadan çok zarar görmek mümkündür.

Eğer sizde bu otu kullandıysanız, okuyucularımız ile yorumlarda tecrübelerinizi yazmayı ihmal etmeyin. (Foto: GonulSofrasi)

Damar Hastalıklarına Çoban Çökerten Otu Faydaları! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/damar-hastaliklarina-coban-cokerten-otu-faydalari-6713.html/feed 0 6713
Karpuz Çekirdeklerini Ayıklayıp Kaynatın! http://www.habermuhtesem.com/karpuz-cekirdeklerini-ayiklayip-kaynatin-6708.html http://www.habermuhtesem.com/karpuz-cekirdeklerini-ayiklayip-kaynatin-6708.html#respond Wed, 25 Jul 2018 15:37:23 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6708 Faydalarını Duyunca Şaşıracaksınız...

Karpuz Çekirdeklerini Ayıklayıp Kaynatın! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yaz mevsimi geldiğinde en çok sevilen meyvelerden biri de karpuzdur. Birçok kişinin karpuz için yaz ayını iple çektiği bile bilinen bir şey.

Karpuzun sadece tadı ve sıcakta tüketilmesinin iyi olması değil aynı zamanda da içerisindeki vitamin ve mineraller ile de oldukça faydalıdır. Karpuza kırmızı rengini veren likopen maddesinin antioksidan özelliği bulunmaktadır.

Likopen, parlak kırmızı bir karotenoid pigmenttir, domates, karpuz gibi kırmızı meyvelerde bulunmaktadır. İnsan vücudunda bulunan en yaygın karotenoiddir ve en güçlü karotenoid antioksidanlardandır.

Birazdan öğreneceğiniz bilgilerden sonra artık karpuz çekirdeklerini asla çöpe atmayacaksınız. Karpuz çekirdeğinin ayıklanması işlemi herkesi rahatsız ediyor bunun için de bazı marketlerde karpuz çekirdeği ayıklanmış dilimler halinde karpuz satılmaktadır.

Karpuz çekirdeği düşük kalorilidir ve enerji kaynağıdır. Karpuz çekirdeğinin içerisinde lif ve protein bulunmaktadır. Eğer doğru şekilde kullanırsanız atıştırmalık olarak da tüketebilirsiniz.

Karpuz çekirdeklerinin enerji verdiği belirtilmekte. Bunları salatalarda, müslide ve smoothie tarzı içeceklerde kullanabilirsiniz. Aynı zamanda çekirdekleri kızartıp çerez şeklinde atıştırmalık olarak tüketebilirsiniz.

Bu tarifte karpuz çekirdeği ve taze meyveler ile bir karışım hazırlayabilirsiniz. NASIL HAZIRLANIYOR; 2 litre su kaynatın, bir iki avuç kadar karpuz çekirdeğini çektirin. Sonra 15 dakika kadar kaynatın.

Şimdi soğumasını bekleyin. 150 gram kadar karpuzu ve soğuttuğunuz çayı blender ile karıştırın. Blenderdan çıkan karışımı sürahiye koyun ve iki gün içerisinde tüketin.

NASIL TÜKETMELİSİNİZ; Buzdolabından çıkartın ve iki gün boyunca için, üçüncü güne bıraktıysanız artık tüketmeyin. Sabahları aç karnına veya kahvaltıdan önce içebilirsiniz. Buna benzer karışımları her gün tüketmemeye dikkat edin. Aşırı miktarda aldığınız her şeyin zararı olur.

FAYDALARI NELERDİR; İçerisinde bulunan magnezyum vücudunuza oldukça faydalıdır. Her 4 gram karpuz çekirdeğinde 21 miligram magnezyum vardır.  Magnezyum ise vücudumuzdaki enzim yapısı, hücre sağlığı, hasların ve sinirlerin iyi çalışması ve tansiyonun düzenlenmesi için faydaları bulunmaktadır. Bu yönlerden vücudumuza etki eder.

Protein ve kalsiyum da içermektedir. Vücudumuzdaki zehri atmak için karpuz çekirdekleri kullanılmakta olduğu sağlık dergilerinde belirtilmektedir.

Böbrek taşları ve tansiyona etkisi önemlidir. Sindirim sisteminize fayda verir, folik asit ile mide asidini salgılanmasına yarar sağlar. Folik asit aynı zamanda gebelik için de gereklidir.

Karpuz Çekirdeğinin bu faydaları daha önce duymuş muydunuz?  Arkadaşlarınızın da Karpuz Çekirdeğinin faydalarını öğrenmeleri için bu yazıyı paylaşmayı ihmal etmeyin!

Karpuz Çekirdeklerini Ayıklayıp Kaynatın! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/karpuz-cekirdeklerini-ayiklayip-kaynatin-6708.html/feed 0 6708
Çekirdekli Üzüm Kanseri Önlüyor! http://www.habermuhtesem.com/cekirdekli-uzum-kanseri-onluyor-6704.html http://www.habermuhtesem.com/cekirdekli-uzum-kanseri-onluyor-6704.html#respond Mon, 23 Jul 2018 22:48:03 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6704 Kansere Yakalanmamak için Siyah Üzümü Çekirdekleri ile beraber tüketin...

Çekirdekli Üzüm Kanseri Önlüyor! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kansere Yakalanmamak için Siyah Üzümü Çekirdekleri ile beraber tüketin. Çağın hastalığı kansere karşı mevsimsel meyve ve sebzeler kalkan görevi görüyor.

Diyetisyen Seven, ‘Günlük 1 salkım çekirdekli siyah üzüm, kanserle savaşıyor’ diyerek tavsiyelerde bulundu.

Modernleşen dünyada obezitenin artması, hareketsiz yaşam, dengesiz beslenme, sigara ve alkol kullanımı kanser görülme sıklığını artırıyor. Ancak son bilimsel yayınlar, sağlıklı beslenme ve hayat tarzı değişikliklerinin çeşitli kanser türlerini yüzde 40-70 oranında önleyebileceğini gösteriyor.

Bazı besinler var ki özellikle de mevsiminde tüketince kanserle savaşta ön plana çıkıyor. Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Seven bu besinleri de soframızdan asla eksik etmememiz gerektiğini aktararak, kanser düşmanı besinleri sıralıyor…

SOĞAN, SARIMSAK; Soğan ve sarımsağın içeriğinde bulunan diallildi sülfür bileşiği mide, pankreas, özefagus ve kolon kanserine karşı koruyucu etki gösteriyor.

Çalışmalar sarımsak tüketiminin prostat kanseri riskini yüzde 50 azalttığını ortaya koyuyor. Günde 1 küçük boy soğan veya en az 2-3 diş sarımsak tüketmeyi alışkanlık haline getirin.

DOMATES, KARPUZ; Domates ve karpuz gibi kırmızı besinlerin içeriğinde olan likopenin yanı sıra A ve C vitaminleri bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle rahim ağzı, prostat, mide ve akciğer kanserlerine karşı koruyor. Likopen bu etkiyi kanser hücrelerinin büyümesini durdurarak sağlıyor.

PORTAKAL, MANDALİNA; Turunçgillerin içeriğinde bulunan limonoidler, C vitamini ve lif sayesinde akciğer, cilt, meme, karaciğer, kolon ve mide kanserlerine karşı koruyucu etki gösteriyor. Portakal ve mandalina gibi turunçgilleri ara öğünlerde tüketebilir, salatalarınıza ekleyebilirsiniz.

BROKOLİ, BRÜKSEL LAHANASI; Kükürtlü olan bu sebzelerin içeriğinde isotiyosiyanatlar ve indoller gibi antioksidan bileşikler bulunuyor.

Yapılan çalışmalar, bu sebzelerin kanser oluşumunda rol oynayan hatalı genetik kodlarını değiştiğini ve özellikle kolon, mide, akciğer, prostat ve pankreas kanserlerine karşı vücudu savunduğunu gösteriyor.

ISPANAK, ROKA, TERE; Demir, kalsiyum ve folik asit gibi vitaminminerallerden zengin olan ıspanak ayrıca içeriğindeki karotenler ve lutein gibi fonksiyonel bileşenler ile kansere karşı güçlü bir silah. Yapılan çalışmalarda özellikle ağız, özefagus ve mide kanserine karşı koruyucu olduğu ortaya koymuştur.

TAM TAHILLAR; Buğday ve ruşeym gibi tam tahıllar demir, çinko ve selenyum gibi antioksidan minerallerden zengin olmaları nedeniyle bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Yapılan çalışmalar, kolon kanserinden korunmak için tam tahılların tüketilmesi gerektiğini gösteriyor. Tahıl grubundan olan yulaf ise beta glukan içeriği ile kanserli hücreleri öldürüyor.

ÇEKİRDEKLİ SİYAH ÜZÜM; Siyah üzüm çekirdeğinde bulunan resveratrol, güçlü bir antioksidan. Yapılan çalışmalar; özellikle kan kanseri, akciğer, prostat, kolon ve pankreas gibi türlerde kanserli hücreleri öldürücü etki gösterdiğini ortaya koyuyor. Taze siyah üzümü çekirdekleriyle günde 1 salkım veya çekirdekli kuru üzümü 1 avuç tüketmenizde fayda var.

ELMA; Elmanın içeriğindeki kuarsetin, güçlü bir kanser koruyucu olarak biliniyor. Ayrıca elma pektin sayesinde sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor ve kolon kanseri riskini düşürüyor. Günde 1 orta boy elma tüketmek, kanser riskini azaltır.

YABAN MERSİNİ, BÖĞÜRTLEN, ÇİLEK; Yaban mersini, böğürtlen ile çileğin içeriğinde bulunan C vitamini ve ellagik asit, kanser hücrelerinin büyümesini önleyerek koruyucu etki gösteriyor.

Özellikle meme, cilt ve akciğer kanserlerinde önleyici etkisi bulunuyor. Çilek ve böğürtlen genetik kodumuz olan DNA’mızdaki hasarı gidererek akciğer kanserinin önlenmesinde de etki sağlıyor. (Bu haber Takvim gazetesinin 01 Nisan 2015 tarihli haberinden alıntıdır.)

Çekirdekli Üzüm Kanseri Önlüyor! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/cekirdekli-uzum-kanseri-onluyor-6704.html/feed 0 6704
Halimiz Bu Değil mi? http://www.habermuhtesem.com/halimiz-degil-mi-6700.html http://www.habermuhtesem.com/halimiz-degil-mi-6700.html#respond Mon, 23 Jul 2018 22:01:03 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6700 Halimiz, ahvalimiz durumumuz...

Halimiz Bu Değil mi? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Sosyal medyanın farklı araçlarında binlerce defa paylaşılan “Halimiz Bu” yazısını mutlaka okumalısınız.

➡Şerefsiz davranışlar sergileyen baba, evladından şerefli davranışlar istiyor. ➡Namussuzluk yapan koca, namuslu hanım istiyor. ➡Yalancı halk, yalansız siyasetçi istiyor.

➡Tembel öğretmen, çalışkan öğrenci istiyor. ➡Zina yapmış genç, el değmemiş kız istiyor ➡Sahtekar amir, dürüst memur istiyor ➡ Cuma farzdır kılarız ama farz olan beş vakit namazı kılmayız.

➡ Domuz eti yemeyiz ama ondan daha büyük günah olan faizi yeriz. ➡ Çalışmak istemeyiz ama çok zengin olalım isteriz. ➡ İnsanlar tarafından sevilmek isteriz ama biz kimseyi sevmeyiz.

➡ Arabanın çarptığı çocuğa acıyoruz, internetin çarptığı çocuğa acımıyoruz. ➡ Bakıyoruz, görmüyoruz. İşitiyoruz, duymuyoruz. Dokunuyoruz, hissetmiyoruz. ➡ Çok konuşuyoruz, az iş yapıyoruz. Çok iş yapanlara söz vermiyoruz. ➡ Dua yapmıyoruz. Talep ediyoruz.

➡ Alim ile bileni karıştırıyoruz. ➡ Çeyrek ekmek gibi çeyrek Müslümanlık istiyoruz. ➡Sünnet’i bir yaşam biçimi değilde, bir ameliyat ismi sanıyoruz.

➡ Yenildiğimizde kaybettiğimizi düşünüyoruz. ➡ Duymayacak kadar kör, görmeyecek kadar sağırız. ➡ Dirilişi Ayet ve Hadislerden değil, dizilerden bekliyoruz.

➡ Tarihin öznesi değil nesnesi oluyoruz. ➡ Kahraman bekliyor, kahraman olmuyoruz. ➡Ölümlüyüz ama ölümsüz gibi yaşıyoruz. ➡ “Gelin birlik olalım” deriz ama gidip birlik olmaya razı olmayız. ➡ Faizi biz alır, zinayı biz yapar, kumarı biz oynar, çocuğu biz döver, hanıma biz bağırırız ama suçu siyonizme atarız. ➡ Okumayız ama milletin cahilliğinden bahsederiz.

➡ Günah işlememek için değil, tekrar işlemek için tövbe ediyoruz. ➡ Bilgimiz yok ama fikrimiz çok. ➡ Dünyada yaşıyoruz ama cennet rahatlığı bekliyoruz.

➡ Cehennem’in var olduğunu söylüyoruz ama yokmuş gibi yaşıyoruz. ➡ Artan hastahanelerle beraber hastalıklarımızda arttı. ➡ Artan adalet saraylarımızla beraber adalet arayışımızda arttı.

➡ Artan iletişim cihazlarımızla beraber insanlarla iletişimimiz azaldı. ➡ Artan paralarımızla beraber infakımız azaldı. ➡ Kendi hocamıza asrın en iyi hocası muamelesini yapıyoruz ama başkası aynı şeyi yapınca ona kızıyoruz.

➡ İçkinin sarhoş ettiğinden daha fazla dünyanın sarhoş ettiğinin farkına varmıyoruz. ➡Kendimizden, evimizden önce dünyayı değiştirmeye çalışıyoruz. ➡ Müslümanız ama teslim olmuyoruz. ➡ İman ediyoruz ama tereddüt etmekten geri durmuyoruz.

➡ Başımızı kapatıyoruz ama diğer yerlerimizi açıyoruz. ➡ Hanımımıza bakılmasın istiyoruz ama biz başkalarının hanımına veya kızına bakıyoruz. ➡ Örtünüyoruz ama daha fazla görünmek için. ➡ Giyiniyoruz ama çıplak olan taraflarımız daha fazla.

➡ Evleniyoruz ama boşanmak için. ➡ Okuyoruz ama diploma için. ➡ Seviyoruz ama karşılık bekliyoruz. ➡ Namaz kılıyoruz ama kötülükten geri durmuyoruz. ➡ Oruç tutuyoruz ama sadece midemizle. ➡ Zekat veriyoruz ama başa kakmasıyla.

➡ Hac yapıyoruz ama turistlik bir seyahat gibi. ➡ Kelime-i Şehadet getiriyoruz ama sadece dilimizle. ➡ Diziler fuhuş pazarlıyor. O dizilere reytingi biz yaptırıyoruz. Ama kızlarımızın namuslu olmasını istiyoruz.

➡ Dini, kültür; ahlakı, bilgi olarak görüyoruz ama toplumun dört dörtlük olmasını istiyoruz. ➡Her şeyi biz yapıyoruz. Suçu şeytana atıyoruz ➡ Konuşması gereken alimler susuyor, susması gereken siyasetçiler konuşuyor. ➡ Sistemle bozulan ümmeti, sistemle değilde kişisel çabalarla düzeltmeye çalışıyoruz.

Halimiz Bu Değil mi? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/halimiz-degil-mi-6700.html/feed 0 6700
Sivrisinekleri Alt Etmenin En Ucuz Ve En Etkili Yöntemi! http://www.habermuhtesem.com/sivrisinekleri-alt-etmenin-en-ucuz-en-etkili-yontemi-6696.html http://www.habermuhtesem.com/sivrisinekleri-alt-etmenin-en-ucuz-en-etkili-yontemi-6696.html#respond Mon, 23 Jul 2018 00:02:14 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6696 Yaz aylarında evleriniz sivrisineklerden koruyun!

Sivrisinekleri Alt Etmenin En Ucuz Ve En Etkili Yöntemi! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yaz aylarının kabusu olan sivrisineklerde korunmanın en iyi yolu evlerimizi tel yaptırmak fakat bunun ciddi bir ücreti oluyor ve bahçe, balkonlarda da işe yaramıyor. Sivrisineklerden ucuz ve etkili korunma yöntemlerini denemeyi ihmal etmeyin.

Çok hızlı bir şekilde üreyen sivrisinekler hızlı bir şekilde yaşam alanımızda bizleri rahatsız eden ve çeşitli hastalıklara karşı bizi tehdit eden unsurlar haline geliyorlar. Sivrisineklerden korunmak için bu yöntemleri sizler için sıralıyoruz. Pahalı ve tehlikeli olabilecek kimyasallardan önce doğal yöntemlere başvurmanızı tavsiye ederiz.

SİVRİSİNEK İÇİN KOLA ŞİŞESİ TUZAĞI; Fotoğrafta gösterildiği gibi bir şişe kolayı üst kısmından kesin ve ters şekilde içeriye yerleştirin. Şişenin dibinde bir miktar şekerli kola bırakın. Bunu evinizin çeşitli yerlerine yerleştirin ve sivrisineklerin içeriye hapsolmalarını izleyin.

SİVRİSİNEK İÇİN BARDAK TUZAĞI; Elma Sirkesinin sivrisinekleri kaçırdığı belirtilmektedir. Bunun için yarım su bardağı elma sirkesini alın ve içerisine bir kaç damla deterjan koyun. Karışımı su ile dolu bir bardağın içerisine ekleyin ve ağzını streç ile kapatın. Streçin üzerine küçük delikler açın. Bu bardağı evinizde sivrisineklerin yoğun olduğu yere koyun. Bu koku sivrisinekleri kaçıracaktır.

SİVRİSİNEK İÇİN SPREY TUZAĞI; Bu sefer limon kokusunu deneyebilirsiniz. Fakat sprey ile. 2 su bardağı sıcak suya biraz limon sıkın ve bu karışımı sprey şişesinin içerisine ekleyin. Sineklerin yoğun olduğu bölgelere sıkın.

Evinizde bulunan fakat kullanılmaz hale gelen besinleri de sivrisinekleri çekmek ve daha sonra anlattığımız yöntemler ile onları etkisiz hale getirmek için kullanabilirsiniz. Açıkta duran sebze ve meyvelerin kokusu çeşitli haşereler için dayanılmaz derecede caziptir.

Sebze ve meyveleri uzun süre açıkta bırakmayın bu sivrisineklerin orada üreyip çoğalmalarına sebep olabilir.  Yakın bir yere yuva yapmalarına sebep olabilir.

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Sivrisinekleri Alt Etmenin En Ucuz Ve En Etkili Yöntemi! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/sivrisinekleri-alt-etmenin-en-ucuz-en-etkili-yontemi-6696.html/feed 0 6696
İtfaiyeciler Uyarıyor, Asla Arabanızda Dolu Su Şişesi Bırakmayın! http://www.habermuhtesem.com/yaz-aylarinin-gelmesiyle-birlikte-itfaiyecilerden-onemli-uyari-6693.html http://www.habermuhtesem.com/yaz-aylarinin-gelmesiyle-birlikte-itfaiyecilerden-onemli-uyari-6693.html#respond Sun, 22 Jul 2018 22:56:42 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6693 Araçta sakın su şişesi bırakmayın!

İtfaiyeciler Uyarıyor, Asla Arabanızda Dolu Su Şişesi Bırakmayın! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Arabanızın içerisinde bir anda bir yanma görseydiniz neler hissederdiniz? Eğer başınıza böyle bir şeyin gelmemesini istiyorsanız bu uyarıyı mutlaka dikkate alın.

Araçlarda plastik su şişesi bulundurmak bu kadar tehlikeli olduğunu biliyor muydunuz? Bakın nelere yol açıyormuş… Araçta sakın su şişesi bırakmayın!

Çünkü özellikle yaz aylarında yüksek sıcak ve yakıcı güneş, arabanızda tutuşma meydana gelmesine sebep olabiliyor. Bunun en başlıca sebebi ise araçta bırakılan plastik su şişeleri. 22-35 arasında bir sıcaklık olduğunda aracınızın içerisindeki sıcaklık ise 50 dereceye kadar çıkabiliyor.

Böylesine sıcak günlerde araç içerisinde ve güneş alıntı hiçbir canlının beklememesi gerektiğini herkes biliyor fakat su şişeleri zararsız olarak görülüyor. Güneş altında bekletilen arabanın içerisindeki bir su şişesi 120 dereceye kadar çıkabiliyor ve suyun büyüteç etkisi yapması sebebiyle araç içerisinde yangınlar meydana geliyor.

Bu yangın aracınızın tamamını yakacak kadar olması pek muhtemel değil fakat gözünüz gibi koruduğunuz döşemelerinizde ve aracınızın iç aksamında ciddi hasarlar meydana gelebilir.

Aracında bir gün bir su şişesinin sebep olduğu şeyi gören adamın anlattıkları sosyal medyada hızla yayıldı. Adamın başına gelen olay gerçekten büyük bir riski ortaya çıkartmış oldu. Sizde aman bu tehlikeye dikkat edin hem malınız hem de canınız tehlikeye girmesin…

Otomobillerde hiç pet şişe bıraktınız mı? Bu yazımızdan sonra arabanızda bir daha pet şişesi bırakmayacaksınız. İşte arabada su bırakmanın sebep olduğu tehlikeler…

Bir şirkette çalışan Dioni Amuchastegui , internet aracılığıyla paylaştığı bilgiler , vatandaşlara  sıcak havalarda  arabaların içerisinde plastik su şişesi beklettiklerinde neler yaşanabileceğini gözler önüne serdi. İnanılması zor gibi görünebilir ancak Dioni’nin yaşadığı korkunç  bir vardı.

Dioni başına gelen ürkütücü hadiseyi şu şekilde anlatıyor: “Aracın dışında bir şeyler yiyordum. Birden aracımın içinden dumanlar çıktığını gördüm. Plastik su şişesinden yansıyan güneş ışığı koltuğun tutuşmasına neden oldu” diye konuştu.

Su dolu bir plastik su şişesi söylendiği gibi güneş ışınlarını temas edilmesi kolay olan nesnelere yansıtabiliyor.

Şayet bir de sıcak havada ise, yangın çıkma olasılığı oldukça fazla. Dioni, “Bunun için bir test daha yaptık. Şişeyi güneş ışınlarının vurduğu bir yere yerleştirdik. Tekrardan yangın çıktı” diye konuştu. Aile fertleriniz ve arkadaşlarınızın da bu durumdan haberdar olmasını istiyorsanız bu haberi mutlaka onlarla paylaşın.

Bu haber asrihaber.com’un 09 Eylül 2017 tarihli haberinden alınmıştır. Görsel: GonulSofrasi

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

İtfaiyeciler Uyarıyor, Asla Arabanızda Dolu Su Şişesi Bırakmayın! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yaz-aylarinin-gelmesiyle-birlikte-itfaiyecilerden-onemli-uyari-6693.html/feed 0 6693
Şeker, Tansiyon, Bronşit, Menenjit, Hepatit, Aids, İshal ve daha birçok hastalığa… http://www.habermuhtesem.com/seker-tansiyon-bronsit-menenjit-hepatit-aids-ishal-daha-bircok-hastaliga-6690.html http://www.habermuhtesem.com/seker-tansiyon-bronsit-menenjit-hepatit-aids-ishal-daha-bircok-hastaliga-6690.html#respond Sun, 22 Jul 2018 21:47:25 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6690 Zeytin Yaprağının Faydaları Nelerdir ve Zeytin Yaprağı Nasıl Yapılır, Hazırlanır ve Tüketilir?

Şeker, Tansiyon, Bronşit, Menenjit, Hepatit, Aids, İshal ve daha birçok hastalığa… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Zeytin Yaprağının Faydaları Nelerdir ve Zeytin Yaprağı Nasıl Yapılır, Hazırlanır ve Tüketilir?

Zeytin ağacı (Olea europaea) Oleaceae familyasına ait her dem yeşil bir bitkidir. Zeytin yaprakları binlerce yıl önce insanlar tarafından hastalıkların tedavisinde çare olarak kullanılmıştır.

Zeytin yaprağı medikal anlamda ilk olarak Antik Mısırlılarda kullanılmıştır. Mısırlılar zeytin ağacının uzun ömrünü araştırmışlar ve “cennetin gücünün sembolü” saymışlardır zeytin yaprağını.

Zeytin yaprağı Antik Mısırlılarda aynı zamanda göksel bir güç sembolü idi. Ayrıca firavun mumyalanmasında da kullanılıyordu. Zeytin yaprağı daha sonra 1800’lü yıllarda şurup şeklinde hazırlanarak ateş düşürücü olarak kullanılmaya başlanmıştır. İlerleyen zamanlarda yeşil zeytin yaprağı sıtma tedavisinde de kullanılmıştır.

Akdeniz efsanelerinde Zeytin ağacı, “ölmez ağaç” ve “hayat ağacı” olarak tanımlanmıştır. Zeytin ağaçları dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır.

Yapılan araştırmalarda 1000, hatta 3000 yaşında zeytin ağaçlarına rastlanmıştır. O yüzden bu ağacın nasıl bu kadar uzun yaşayabildiği yüzyıllardır merak ve araştırma konusudur.

Son yıllarda hız kazanan araştırmalara göre 101 madde ihtiva eden zeytin yaprağının içindeki en etken madde başlıca ‘polifenolik antioksidan’lardan biri olan “Oleuropein”dir.

Bu madde, ağacı dış etkenlere, hastalık ve zararlılara karşı direnç kazandırmakta, hücre yenilemesi yapmakta, ortama uyum sağlamasına neden olarak salgılardan korumaktadır.

Zeytin yaprağı, Oleuropein’le birlikte Rutin, Luteolin gibi birçok flavonoid içerir. Antioksidan özelliği nedeniyle zeytin yaprağı ekstresi içeren kozmetik ürünler, cilt bakımında da kullanılmaktadır.

Modern tıp, zeytin yaprağını 1995 yılında kullanmaya başlamıştır. İlk sonuçlar çok pozitif çıkmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda birden fazla rahatsızlık için çok umut verici ve benzersiz bir bitki olduğu anlaşılmıştır.Zeytin yaprağından hazırlanan bitkisel ilaçlarda Oleuropein, %6-20 oranında yer almaktadır

Neden zeytin yaprağı? 40 yılı aşkın bir süredir kullandığımız antibiyotiklere karşı artık çoğu mikroorganizma direnç kazanmıştır.

Geçmiş zamanlarda antibiyotiklerle tedavi edilebilen birçok hastalık, artık tedavi edilemez hale gelmiştir. Bakterilerin ve virüslerin bu ilaçlara daha dirençli hale gelmeleri antibiyotiklerin aşırı doz alımı ya da yanlış kullanılmasının bir sonucudur.

İşte zeytin yapraklarında bulunan “oleuropein” maddesi ve hidrolizleri, antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili ve çok değerli bir bileşendir.

Bugüne kadar zeytin yaprağında 100’e yakın madde elde edilmiştir. Yaprakta bulunan bu maddeler zeytin çeşidini uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.

Yaprakta bulunan fenolik ve flavonait bileşikler vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar. Yaprakta, 60-90 mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.

Zeytin yaprağı çayı’nın antimikrobiyal, antioksidan ve kan şekeri seviyesinin düzenlenmesiyle ilgili etkilerinin yanı sıra kroner damarlar üzerine de etkileri vardır. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olmaktadır.

Zeytin yaprağının etkili olduğu diğer rahatsızlıklar ve mikroorganizmalar ise şöyle: Bronşit, Soğuk Algınlığı, Kulak Enfeksiyonları, Epstein Bar virüsü, Fibromalarya, Fungal (mantar) enfeksiyonları, Herpes Virüsü, Chlamydia sp.,Dizanteri, Streptococcus sp.,Hepatit A, B, C Zatürre, Cilt rahatsızlıkları, Zona, Romatizmal Hastalıklar.

Zeytin Yaprağı Ne İşe Yarar? • Zeytin yaprağının tıbbi etkileri oleuropein ve diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu oluşmaktadır.

• Zeytin yaprağındaki oleuropein ve bozunma ürünü hidroksitirozol güçlü antioksidan etkiye sahiptir. Yapılan çalışmalar özellikle kalp-damar rahatsızlıklarına önemli işlevi olduğunu göstermektedir. Tansiyon ve kolesterol düşürücü, ayrıca kan sulandırıcı etkinliği bilimsel olarak gösterilmiştir.

• Zeytin yaprağındaki kalsiyum elenolate, virüs, bakteri ve mantarları öldürme özelliğine sahiptir. • Oleuropeinin içeriğinde yer alan elenolik asit ve oleuropein türevi olan kalsiyum elenolat farklı mikroorganizma gruplarına karşı etkilidir. Oleuropein vücutta iki enzim tarafından elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asitin güçlü antimikrobiyal etkisi vardır.

• Zeytin yapraklarındaki oleuropein ve hidrolizleri, antibiyotiklere karşı direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili bir bileşendir.

• Laboratuvar çalışmalarında, zeytin yaprağı ekstresinin E. coli, Staphylococcus aureus ve gibi Candida albicans gibi mikroorganizmalara karşı etkisinin olduğu görülmüştür. Zeytin yaprağı aynı zamanda hayvan ve in vitro çalışmalarda antiviral aktivite göstermiştir.

• 2003 yılında Mycoses”de yayınlanan bir laboratuvar çalışmasına göre zeytin yaprağı ekstresi 24 saat içinde Candida albicans’a karşı etki göstermiştir. Candida albicans vajinal mantar enfeksiyonlarına yol açan yaygın bir mantardır.

• Phytomedicine 2010 Ekim sayısında yer alan araştırma sonucuna göre zeytin yaprağı ekstresi tansiyon düşürücü bir ilaç gibi etkili olmuştur. Sekiz hafta boyunca günde 2 defa 500 mg zeytin yaprağı ekstresi kullanılmıştır.

• Bir klinik çalışmada özel olarak hazırlanan zeytin yaprağı ekstresinin birinci kademe yüksek tansiyon hastalarında etkinliği, reçeteli bir ilaç olan kaptopril ile karşılaştırılmıştır.

• Bazı araştırmalarda elde edilen bulgular zeytin yaprağı ekstresinin multipl skleroz ve sinir dejenerasyonu ile ilgili sorunlarda yararlı olabileceğini göstermektedir. Clinical Nutrition 2010 Haziran sayısında yayınlanan araştırmaya göre zeytin yaprağı ekstresi farelerde sinir hasarının derecesini azaltmıştır.

• Hayvanlar üzerinde yapılan deneysel çalışmalar zeytin yaprağı ekstresinin kan şekeri seviyesini azalttığını göstermektedir.

Zeytin yaprağının aktif bileşeni olan oleuropein, diyabet ile ilişkili oksidatif stresi azaltabilmektedir. • Oleuropein için Amerika’ da herpes ve hepatit gibi viral hastalıklara karşı patent alınmıştır.

Zeytin Yaprağının Etkili Olduğu Diğer Rahatsızlıklar ve Mikroorganizmalar

Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme, LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme, Antioksidan Etki
Bronşit, Soğuk Algınlığı, Kulak Enfeksiyonları, Fibromalarya, Fungal (Mantar) Enfeksiyonları
Herpes Virüsü, Salmonella sp.

Kandidiyasis, Dizanteri, Streptococcus sp. Kandidiyasis, Dizanteri, Streptococcus sp., Hepatit A,B,C, Zatürre, Cilt Rahatsızlıkları, Zona, Romatizmal Hastalıklar

 

Zeytin ağacından veya yaprağından elde edilen toksik özellikte olmayan oleuropein maddesi, kanseri önleyen bir etkiye sahiptir.

Zeytin yaprağı ekstraktının; kan basıncını düşürücü, kalp ritmini düzenleyici özelliği ile koroner kan akışı üzerine olan olumlu etkisi ve kardiyovasküler sistemde de birçok hastalığı önlediği ortaya çıkmıştır.

Kan Basıncını Düşürücü Etki; Yüksek tansiyon hastalarında, zeytin yaprağı ekstraktının kullanılmaya başlanmasından 3 ay sonra önemli derecede yüksek kan basıncının düştüğü gözlenmiştir.

Antidiyabetik Etki; Oleuropein, şeker hastalarında kan şekerini ayarlayıcı ve antioksidan etki göstermektedir.

Antimikrobiyal Etki; Yüzyıllarca yaşayabilen zeytin yaprağının mikroorganizmalara ve hastalıklara karşı direnci artırmadaki en güçlü etkisi antimikrobiyal aktivitesinden kaynaklanmaktadır.

 

Antioksidan Etki; Zeytin yaprağından elde edilen fenolik bileşikler, E vitamininden daha güçlü antioksidan kapasiteye sahiptir. Bu bileşikler antioksidan özelliği sayesinde LDL kolesterolünün bakır sülfatla oksidasyonunu önemli derecede önlemektedir.

Ayrıca şeker hastalarında oksidatif strese bağlı olarak gerçekleşen birçok komplikasyonlarda antioksidan kapasitesiyle engellenmektedir. (Ferreira, 2006).

Kronik Yorgunluğu Önleyici Etki; Zeytin yaprağı ekstraktı; mantarlara ve virüslere karşı olan etkisi sayesinde kronik yorgunluk sendromunu ve kronik kas ağrılarını giderici özelliğe sahiptir.

İnsanlarda yorgunluğa, enerji düşüklüğüne sebep olan mikroorganizmaların, ekstraktın sahip olduğu antimikrobiyal kapasitesi ile etkisiz hale geldiği tespit edilmiştir. (Advanced Health and Life Extension)

Kemik Sağlığı Üzerine Olan Etki; Oleuropein, menopozal osteoporoz türündeki kemik erimesini durdurucu aktiviteye sahiptir. Antioksidan ve iltihaplanmayı önleyici özelliğe sahip fenolik bileşikleri sayesinde de, kemiklerde mineral madde yoğunluğunun azalmasını engellemektedir. (Puel, 2006)

Bağışıklığı Güçlendirici Etki; Oleuropein; bağışıklık sistemini düzenleyici yeni bir bileşen olarak kullanılmaktadır. Kanda ve organlarda bakteri gelişimini azaltarak, toplam antioksidan kapasitesini koruyarak bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkin rol oynamaktadır.

Oleuropein, iltihap sentezini önlemekte veya fagositoz yoluyla enfeksiyonların giderilmesine yardımcı olmaktadır. (Giamarellos, 2006)

Ateş Düşürücü Etki;  Zeytin yaprağının kaynatılmasıyla elde edilen öz; 19. yüzyılın ortalarında şiddetli ve ölümcül hastalıklarda ateş düşürücü olarak kullanılmıştır. Zeytin yaprağı ekstraktının da ateş düşürücü özelliğinden dolayı sıtma semptomlarından korunmak ve tedavi olmak amacıyla kullanıldığı bilinmektedir.

Zeytin Yaprağı Ekstraktının Sağlık Üzerindeki Diğer Etkileri; – HIV Proteaz enziminin gelişimini engeller. – Sedef hastalığında iyileşme sağlar. – İdrar yolları enfeksiyonlarını hafifletir.

– Menenjiti iyileştirmede faydalıdır. – Zararlı bakteriler yüzünden oluşan ishalleri hafifletir. – Peptik ülserleri azaltır. – Kronik sinüzitler için oldukça iyi bir iyileştiricidir.

Kur’an’da da adı geçen bitkilerden birisi olan zeytinin yaprağı da şifa deposu. İşte zeytin yaprağının müthiş faydaları…

Zeytin Yaprağı Kan Şekerini, Kollestrolu Düzenler. Antioksidan Etki Oluştur.
Bronşit için bitkisel tedavide kullanılır. Zeytin Yaprağı Soğuk Algınlığına iyi gelir.

Kulak Enfeksiyonlarına neden olan mikropları öldürür. Fibromiyalji türü romatizmal ağrılara iyi gelir. Mantar hastalığına bitkisel çözümler sunar.

Uçuğa neden olan mikrobu yok eder. Salmonella türü bakterilere karşı etkilidir. Kandidiyasis türü mikroorganizmalardan kaynaklı hastalıkları iyileştirici etki gösterir. Dizanteriye iyi gelir.

Zeytin Yaprağı Çayı Nasıl Yapılır? Bir yemek kaşığı kıyılmış kuru zeytin yaprağının üzerine bir bardak kaynar su döküldükten sonra üstü kapalı olacak şekilde 10 dakika kadar demlenir ve süzülür. Günde 2 – 3 defa içebilir.

Zeytin Yaprağı Çayının Yararlı Etkileri; Antimikrobiyal Etki; Zeytin yaprağı çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein iki enzim tarafından elenolik aside dönüştürülür.

Antioksidan Etki; Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur.

Yapılan birçok çalışma zeytin yaprağı ekstratının farklı kombinasyonlar ile tamamlandığında karaciğer, prostat, meme kanseri gibi birçok kanserli hastalıkta etkili olduğunu göstermektedir.

Koroner Damarlar Üzerinde Etkisi; İn-vivo şartlarda yapılan birçok çalışma oleuropein’ in vasodilator (damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır.

Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuvar ve klinik çalışmaların sonucu olarak, zeytin yaprağı çayı kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili bulunmuştur.

Kan Şekeri Seviyesinin Düzenlenmesi (Hypoglisemik Etkisi) Yine yapılan in-vivo (canlı vücudunda) çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropein, hipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.

Zeytin yaprağının kaynatılıp içilmesi yapılan bilimsel araştırmalarda diabet (şeker hastalığı) iyi geldiği saptanmıştır.

Zeytin yaprağında bulunan yoğun insulin etkisi vücuttaki eksiği gidererek karaciğerin normal olarak çalışmasını sağlamakta ve özellikle şeker hastalarındaki insülin ihtiyacını fazlası ile karşılamaktadır.

Zeytin Yaprağı İle Zayıflama; Kilo verirken bizi destekleyecek ve vücudumuza katkı sağlayacak vitaminlere oldukça ihtiyaç duyarız. Özellikle diyet dönemlerin de, halsiz ve zayıf kalan bünyemize destek verecek ve bizim enerjili olmamızı sağlayacaktır.

Metabolizmamızı yormayan yiyecekler yardımıyla ve günlük yapmamız gereken aktivitelerimize ara vermeden, günde isteğe bağlı olarak tüketilen zeytin yaprağı çayından içmek, önce şifa niyetine daha sonra sağlıklı zayıflamak üzere olmalıdır.

Kimyasal zayıflama ürünleri hem ekonomik açıdan bizleri olumsuz etkilemekte hem de çok sağlıklı oldukları konusu tartışılır olmaktadır. Hem bütçemize, hem de vücudumuza sağlık veren bu şifalı zeytin yaprağı çayını severek ve sağlıkla tüketebiliriz.

Hiçbir zararı olmayan bu zeytin yaprağı çayının, aksine bütün iç organlarımızı temizlediğini ve cildimizin parlamasını sağladığını bilmeliyiz.

E ve C vitamini açısından yüksek olan zeytin yaprağının kilo verirken ihtiyacımız olan günlük vitaminleri vücudumuza sağlamış olmaktayız.

Sofralarımıza zenginliği ve doyuruculuğu ile tat katan zeytinlerin, şifalıkları tüm dünyada her derdimize çare olması açısından göz doldurucudur.

Zeytin yaprağı çayı, diyet yaparken hiçbir yorgunluk barındırmamakta ve vücudu toksinlerden arındırmaktadır.

Yorgunluk, halsizlik ve baş dönmesi gibi diyetin normal seyrinden farklı olarak, bu gibi rahatsızlıkları ortadan kaldırıcı özellik taşımaktadır.

Kısa sürede verilen fazla kilolarımızdan kurtulmamıza yardımcı ve tam destekçi olan bu şifalı çay, zayıflama konusunda umudumuzu yitirmeden bizleri sağlıkla zayıflatmak için varlığını sürdürecektir.

Her bitki, Yüce Yaradan tarafından kendisine verilen görev neticesinde insan vücudu için sayılamayacak kadar yarar ve fayda sağlamaktadır. Bunlardan sadece birisi olan zeytin yaprağı pahalı olmayan, her derde deva bir şifalıktır…

Sıhhatle ve sevgiyle kalın…

Nazan Başoğul’un hakaynasi.com sitesinde yayınlanan Tabiat Eczanesinden Reçeteler, Şifa Deposu “Zeytin Yaprağı” adlı 11.10.2011 tarihli yazısından alınmıştır. (Yazı kısaltılmıştır daha detaylı bilgi için kaynağı ziyaret edebilirsiniz.)

Şeker, Tansiyon, Bronşit, Menenjit, Hepatit, Aids, İshal ve daha birçok hastalığa… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/seker-tansiyon-bronsit-menenjit-hepatit-aids-ishal-daha-bircok-hastaliga-6690.html/feed 0 6690
Yaşlı Adam Yumurta Satıyordu! http://www.habermuhtesem.com/yasli-adam-yumurta-satiyordu-6687.html http://www.habermuhtesem.com/yasli-adam-yumurta-satiyordu-6687.html#respond Sat, 21 Jul 2018 02:09:57 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6687 Yaşlı bir adam yumurta satıyordu.

Yaşlı Adam Yumurta Satıyordu! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yaşlı bir adam yumurta satıyordu. Bir adam arabadan iner ona gelir ve sorar: -Yumurta ne kadar? Yaşlı adam cevap verir: -1 TL. -Ben 10 yumurta alacağım ama 5 TL vereceğim yoksa almam der.

Yaşlı adamın durumu iyi değildi, tok satıcı değildi. Almazsan alma, başkası alır demek isterdi fakat eli mahkum mecburdu. Peki tamam dedi ve 10 yumurtayı 5 TL’ye verdi.

Bizim adam ise gururlu bir şekilde yumurtaları koyduğu poşeti aldı ve arabasına bindi. Yaşlı adam hiçbir şey söylemedi. Adama ve arabasına bakıyordu. Genç adam ise hiçbir şeyin farkında değildi, arabasına atlar atlamaz yaşlı adamı unutmuştu bile.

Genç adam kız arkadaşıyla birlikte bir restorana doğru gitmek üzere yola çıktı. Menüden beğendikleri bir yemeği seçtiler ve yediler sonra garsonu çağırdılar. Garson hesabı getirdi, hesap 120 TL tutmuştu, sorgusuz sualsiz tek bir kelime bile etmeden hesabı ödedi.

Bu durum Restoran sahibi için oldukça normal ama yumurta satıcısı için acı verici değil mi? Burada mesele şu, ihtiyacı olmayanlara karşı cömert oluyoruz fakat ihtiyaç sahiplerine karşı inanılmaz bir şekilde acımasız… Neden?

Derler ki, bir adam ihtiyacı oladığı halde, sokak satıcılarından bir şeyler alırmış, bu durumu gören oğlu neden böyle yaptığını sormuş, adam ise şu cevabı vermiş, “Bu yaptığım onların çalışmalarına verdiğim cömert bir cevaptır”

Yapabilecekleri birçok kötü iş varken, şerefli bir şekilde çalışmayı ve talihsiz bir şekilde düştükleri kötü durumdan kurtulmaya çalışan insanlara karşı, siz aynı duruma düşseniz nasıl davranılmayı istersiniz, bunu düşünün ve öyle davranın. Okuduysan sende PAYLAŞ herkes okusun!

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz. Teşekkür ederiz.

Yaşlı Adam Yumurta Satıyordu! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yasli-adam-yumurta-satiyordu-6687.html/feed 0 6687
Evde Karınca Nasıl Gider? İşte En Etkili Doğal Karınca İlacı! http://www.habermuhtesem.com/evde-karinca-nasil-gider-iste-en-etkili-dogal-karinca-ilaci-6684.html http://www.habermuhtesem.com/evde-karinca-nasil-gider-iste-en-etkili-dogal-karinca-ilaci-6684.html#respond Thu, 19 Jul 2018 23:08:00 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6684 Peki evinizdeki karıncalardan, onları öldürmeden, nasıl kurtulabilirsiniz?

Evde Karınca Nasıl Gider? İşte En Etkili Doğal Karınca İlacı! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Karıncaların özellikle yaz aylarının gelmesi ile beraber bahçedeki, balkon ve teraslardaki çiçekleri, mutfaklar başta olmak üzere evin pek çok yeri istila ederler tabi bu durum oldukça normaldir. Peki evinizdeki karıncalardan, onları öldürmeden, nasıl kurtulabilirsiniz?

Elma sirkesi, karanfil ve portakal gibi doğal malzemelerden hazırlayacağınız liste ile evdeki karıncalardan kurtulmanız mümkün! İşte karıncalardan kurtulmanızı sağlayan sprey tarifi…

Malzemeler: – 1/4 su bardağı elma sirkesi – 1/4 su bardağı su – Karanfil yağı – Portakal Hazırlanışı: – Elma sirkesini ve suyu bir sprey şişesine boşaltın. Birkaç damla karanfil yağını içerisine ekleyin.

Portakalın kabuklarını soyup kabukları da şişeye koyun. Şişeyi çalkalayın. Daha sonra spreyi karıncaların çıktığı her köşeye ve karınca gördüğünüz yerlere sıkın. Her gün karıncalar uzaklaşana kadar bunu tekrarlayın.

DİĞER DOĞAL YÖNTEMLER Kapı ve cam önleri ya da karıncaların bulunduğu yere, yarım limonu dörde bölüp ortasına bir tatlı kaşığı kuru nane koyun. Böylelikle karıncalar o bölgeye bir daha gelmez.

Bir süre sonra kuruyan kabuğun yerine yenisini koyarak devamlılık sağlayabilirsiniz. Diğer yöntem ise; bir baş ya da 10 diş sarımsağı ezip içine bir limon sıkmak ve bir gece karanlık yerde bekletmek.

Sonra da karınca yuvalarına geçtiği yerlere sürmek. Sivrisinekten kurtulmak için ise, yarım limonun içine 8-10 tane kuru karanfil koyabilirsiniz. (gonulsofrasi)

BİLGİ PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR – 1 kez PAYLAŞ HERKES FAYDALANSIN

Okuduğunuz için Teşekkür ederiz. Okursanız sadece siz faydalanırsınız fakat paylaşırsanız herkes faydalanır. Lütfen 1 kez paylaşın…

Bu haberi beğendiniz mi? Eğer beğendiyseniz arkadaşlarınızla paylaşarak onların da bu haberi okumalarını sağlayabilirsiniz. Eğer Paylaştıysanız sizlere bir kez daha teşekkür ederiz…

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Evde Karınca Nasıl Gider? İşte En Etkili Doğal Karınca İlacı! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/evde-karinca-nasil-gider-iste-en-etkili-dogal-karinca-ilaci-6684.html/feed 0 6684
Öksürüğü Kesen ve Balgam Söktüren Doğal Çözüm! http://www.habermuhtesem.com/oksurugu-kesen-balgam-sokturen-dogal-cozum-6681.html http://www.habermuhtesem.com/oksurugu-kesen-balgam-sokturen-dogal-cozum-6681.html#respond Thu, 19 Jul 2018 22:58:35 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6681 Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi bulaşıcı hastalıklar, her mevsim kendini göstermektedir.

Öksürüğü Kesen ve Balgam Söktüren Doğal Çözüm! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi bulaşıcı hastalıklar, her mevsim kendini göstermektedir. Özellikle de mevsim geçişlerinde artan bu hastalıklar, şiş boğazları da beraberinde getirmektedir.

Şişen ve enfeksiyon oluşan boğaz ağrıları için evde doğal olarak şurup hazırlayabilirsiniz. Böylelikle ilaç kullanmadan doğal yöntemler ile boğazınızın iyileştiğini göreceksiniz.

Doğal Öksürük Şurubu Nasıl Hazırlanır? Malzemeler: 5 cm uzunluğunda zencefil
Yarım adet limon, 7-8 yemek kaşığı bal, Bu malzemelerin miktarını eşit oranda hazırlayarak daha fazla şurup hazırlayabilir ve cam kavanoz içerisinde saklayabilirsiniz. En fazla bir ay bekletmeniz daha doğrudur.

Hazırlanışı; Malzemeleri küçük parçalar halinde doğrayın. Malzemelerin üzerine 8 çorba kaşığı balı ilave ederek iyice karıştırın. Karışımı cam kavanoz içerisine alarak en az 1 gün buzdolabında bekletin.

Ertesi gün karışımın sulandığını göreceksinizdir. İsteğe göre şurup veya çay gibi tüketebilirsiniz. Şurup olarak tüketecekseniz 1 tatlı kaşığı almalısınız. Çay olarak tüketmek isterseniz 1 tatlı kaşığı karışımın içerisine kaynar su ekleyerek içebilirsiniz. (gonulsofrasi)

Zeytinyağı ve Kuru İncir’in faydalarını duydunuz mu? Peki bu kür hangi hastalıklara faydalı? Astım ve öksürük rahatsızlığından muzdarip olanlar için zeytinyağı ve incir adeta mucizesi etkisinde bir karışım.

Astım hastaları için zeytinyağı kürü, saf zeytinyağında bırakılmış 2 tane incir sabah kahvaltıdan önce yenilmesi tavsiye edilmektedir.

Ne kadar kullanılmalı, ne kadar kullanmalıyız sorusunu soranlar için ise bu kürün kullanımına 6 ay kadar devam edilmesi öneriliyor.

Aralıksız olarak bu küre devam edildiği taktirde astım ve öksürük şikayetine sahip olan kişilere muhteşem bir etki ettiği ve tedavilerine fayda sağladığı belirtilmektedir. Mutlaka bu faydalı yiyecekleri tüketmeleri öneriliyor.

Sadece öksürük ve astım olan kişiler için değil akciğer rahatsızlığı bulunan kişiler içinde inanılmaz bir formüldür. Bu kürün bir başka yararı da erkeklerde sperm artırıcı, kadınlarda ise doğurganlığı artırıcı etkisine sahiptir.

İncirin birçok faydası bulunmaktadır. İncirin yararları içerisinde bilindiği üzere mideyi çalıştırması, bağırsakları yumuşatması ve sindirime faydalı olduğu en bilinenler arasında bulunmaktadır.

Zeytinyağı İncir Kürü Nasıl Yapılır? Bu kürün yapılışı ve uygulanışı oldukça basit. İlk önce 2 tane inciri 1 gece önce saf zeytinyağının içerisine bırakıyoruz ve öylece 1 gün bırakıyoruz. 1 gün sonrasında incirleri çıkarın ve hemen yiyin.

Sonra tekrar aynı şekilde 2 adet inciri zeytinyağına koyun ve yine 1 gün bekletin. Bu kürün sağlıklı sonuçlar vermesini arzu ediyorsanız mutlaka 6 ay boyunca düzenli bir biçimde kullanmanız gerekmektedir.

Öksürüğü Kesen ve Balgam Söktüren Doğal Çözüm! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/oksurugu-kesen-balgam-sokturen-dogal-cozum-6681.html/feed 0 6681
Tansiyonu Düşürmenin Dört Doğal Yolu! http://www.habermuhtesem.com/tansiyonu-dusurmenin-dort-dogal-yolu-6678.html http://www.habermuhtesem.com/tansiyonu-dusurmenin-dort-dogal-yolu-6678.html#respond Thu, 19 Jul 2018 22:50:17 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6678 İsterseniz bu doğal yöntemlere hep birlikte göz atalım...

Tansiyonu Düşürmenin Dört Doğal Yolu! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yüksek tansiyon sorununuz mu var? Tansiyonunuz 14/9 ve üzeri ise yüksek demektir. Bu soruna hipertansiyon adı verilir. Eğer tedavi edilmezse daha kötü sağlık sorunlarına sebebiyet verebilir.

Hipertansiyonun nedenleri şunlardır; • Yüksek tuzlu diyet, • Duygusal stres, • Aşırı alkol almak, • Aşırı kafein almak, • Sigara kullanmak, • Obezite, • Hareketsiz bir yaşam sürmek
• Bazı doğum kontrol hapları, • Ağır metal zehirlenmesi

Hipertansiyonu olan kişilerde en çok şu belirtiler görülür: • Baş dönmesi, • Bacak ağrısı • Kramp, • Kalp ritm bozukluğu, • Uykusuzluk

Maalesef tüm bu belirtiler ölümcül olabilir. Normalde yüksek tansiyonu tedavi eden ilaçlar mevcuttur. Ama ilaçlara yönelmeden önce tansiyonu düşüren doğal alternatifleri araştırmak çok daha sağlıklı olacaktır.

İsterseniz bu doğal yöntemlere hep birlikte göz atalım:

1. Magnezyum alın; Magnezyum tüm kardiyovasküler sistemin sağlıklı çalışması için önemli bir mineraldir. Magnezyum damarlarınızı genişletir ve tansiyonunuzu düşürür. Araştırmalar iki hafta boyunca magnezyum takviyesi alan kişilerin büyük ve küçük tansiyonlarında ciddi bir düşüş olduğunu saptamıştır.

2. Muz yiyin; Potasyum, bedeninizdeki sodyumun etkisini azaltarak kalp sağlığını korur ve tansiyonu düşürür. Muz da tatlı patates, bal kabağı ve ıspanak gibi zengin bir potasyum kaynağıdır.

3. Limonlu su için; Her gün aç karnına limonlu su içmenin faydalarını önceki videolardan biliyorsunuzdur. Bir bardak suya bir bütün limonu sıkıp kahvaltı öncesi içmek çok sağlıklı bir alışkanlıktır. Çünkü limonlu su kan damarlarını rahatlatır, bedenin susuzluğunu giderir ve damar duvarlarını korur.

4. Sarımsak yiyin; Sarımsak dünyadaki en sağlıklı gıdalardan biri olarak kabul ediliyor. Sarımsak tansiyonunuzu düzenler ve ciddi miktarda sülfür içerir.

Sülfür, vücudun kan damarlarını genişleten bir madde olan nitrik oksit üretmesini sağlar. Her gün iki diş sarımsak yiyerek vücudun yeterli miktarda nitrik oksit üretmesini sağlayabilirsiniz.

Eğer mide rahatsızlığınız varsa sarımsak kapsülü kullanmanız iyi olacaktır. Vücuttaki nitrik oksit bileşenini arttırmanın başka yolları da bulunmaktadır: Sıcak banyo yapmak, tek burun deliğini tıkayarak yapılan nefes egzersizleri ve kudret narı tüketmek faydalıdır.

Bu tavsiyelerin yanı sıra tansiyonunuzu düzenlemenize yardımcı olacak hayat tarzı değişiklikleri kalıcı fayda sağlayacaktır.

Örneğin tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durabilir, kahveyi azaltabilir, egzersize zaman ayırabilir ve sigarayı bırakabilirsiniz. (Kaynak: sifabulun.com)

Tansiyonu Düşürmenin Dört Doğal Yolu! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/tansiyonu-dusurmenin-dort-dogal-yolu-6678.html/feed 0 6678
GENÇ KALMANIN SIRRI http://www.habermuhtesem.com/genc-kalmanin-sirri-nedir-hikayede-anlatiliyor-6675.html http://www.habermuhtesem.com/genc-kalmanin-sirri-nedir-hikayede-anlatiliyor-6675.html#respond Thu, 19 Jul 2018 22:39:35 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6675 70, 80 ve 90 yaşlarında üç kardeş varmış. Üçü de, 60 yaşında üçüzler gibi görünüyormuş. 70 yaşındakine genç kalmanın sırrını sormuşlar.

GENÇ KALMANIN SIRRI yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
70, 80 ve 90 yaşlarında üç kardeş varmış. Üçü de, 60 yaşında üçüzler gibi görünüyormuş. 70 yaşındakine genç kalmanın sırrını sormuşlar.

O da, 80 yaşındaki abisine sorulmasını söylemiş. Benden on yaş büyük olduğu halde, benim gibi 60 yaşında görünüyor demiş. 80 yaşındakine gitmişler, o da 90 yaşındaki abisini göstermiş, benden büyük olduğu halde o da, 60 yaşında görünüyor, ondan sorun demiş. 90 yaşındaki delikanlı ihtiyara sormaya gitmişler.

Gelenleri dinledikten sonra: “Buyurun size açıklayayım” demiş. “Önce bir şeyler yiyelim, ondan sonra anlatırım” diyerek genç kalabilmenin sırrını hayatın içinden bir misalle açıklamaya başlamış.

Yemekten sonra sofraya bir kavun getirmesi için hanımına rica etmiş. Hanımı genç nine de, üst kattaki tavandan bir kavun seçip getirmiş. Delikanlı ihtiyar, kavunu beğenmemiş, “daha iyisini getir” demiş. Kadın gidip yine bir kavun gelmiş.

Bizimki onu da beğenmemiş, tekrar başka bir kavun getirmesini söylemiş. Nine yine itiraz etmeden ve yüzünü ekşitmeden bir kavun daha getirmiş, ama onu da beğenmemiş.

Misafirlere; “Hanım iyisini bilemedi, gelin beraber seçelim kavunu” diyerek onları üst kata davet etmiş. Tavan arasına varınca bakmışlar ki, tek kavun var. Genç ninenin hep aynı kavunu getirdiğini anlamışlar.

Genç dede misafirlerine dönmüş: “Şimdi genç kalmamın sırrını anladınız mı?” diye sormuş. Onlar da “anlamadık” demişler. Dede: “Kavun tavanda bir tane değil miydi? Hanım beni mahcup etmemek için, her seferinde başka kavun getiriyor gibi göründü.

‘Tavanda başka kavunumuz mu var, hepsi bir tane bey‘ demedi. O beni hiç üzmedi, ben de onu hiç ama hiç üzmedim. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya, yani ne kendi ana babamıza ne de başkalarına kesinlikle yansıtmadık.

Yani birbirimizi, başkalarının önünde hiç zor duruma düşürmedik, mahcup etmedik. Böylece, ikimiz de genç kaldık” diyerek genç kalmanın sırrını açıklamış misafirlerine.

Peygamber efendimiz, (Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) ve (Kocası razı olduğu halde ölen kadın, Cennete girer) buyuruyor.

Merhum hocamız da bu konuda buyururdu ki: (Aklı olan karı koca, birbirlerini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık alametidir. Zâlim, huysuz kimsenin hayat arkadaşı devamlı üzülerek sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, başka hastalıklar da hâsıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuştur.

Saadeti sona ermiştir. Eşinin hizmetinden, yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü, onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona, alışmamış olduğu hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur.

Dizlerini dövse de, ne yazık ki, bu pişmanlığının faydası yoktur. O hâlde, ey Müslüman! Hayat arkadaşına yapacağın huysuzlukların, işkencelerin zararlarının kendine de olacağını düşün! Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalış!

Bunu yapabilirsen, rahat ve huzur içinde yaşar, Rabbinin rızasını da kazanırsın. Okuduysanız Beğenip, Paylaşalım Bu Güzel kıssayı herkes okusun. (GonulSofrasi)

GENÇ KALMANIN SIRRI yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/genc-kalmanin-sirri-nedir-hikayede-anlatiliyor-6675.html/feed 0 6675
“DAĞ GİBİ BORCU ÖDETEN DUA” http://www.habermuhtesem.com/dag-gibi-borcu-odeten-dua-6672.html http://www.habermuhtesem.com/dag-gibi-borcu-odeten-dua-6672.html#respond Thu, 19 Jul 2018 22:10:22 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6672 İnsanlar, borçlarını ödeyebilmek için dua edebilir. Rızk Allah'tandır hem çalışmaları hem de dua etmeliyiz. Allah helal kazanıp helal harcayıp, rızkı bereketli olanlardan eylesin hepimizi.

“DAĞ GİBİ BORCU ÖDETEN DUA” yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İnsanlar, borçlarını ödeyebilmek için dua edebilir. Rızk Allah’tandır hem çalışmaları hem de dua etmeliyiz. Allah helal kazanıp helal harcayıp, rızkı bereketli olanlardan eylesin hepimizi.

Rızkın bollaşması, elinin rahatlaması ve sıkıntıların giderilmesi için istediğiniz gibi dua edebilirsiniz. Hangi duayı etmeliyim, nasıl dua etmeliyim bilmiyorum diyorsanız derlediğimiz bu duaları okuyabilir, nasıl dua edilir öğrenebilirsiniz.

Dinimizde hayırlı her şey için dua edilir istenir, zararlı her şey için ise def edilmesi ve kurtulunması için dua edilir. Hz. Ali’den rivayet edilen bir olayda bu borç için dua isteyen bir kişiye şöyle cevap verilmiş.

DAĞ GİBİ BORCU ÖDETEN DUA; Hz Ali ona buyurdu ki: -Borcumu ödeyecek gücüm yok, bana yardım et, dedi. Hz. Ali de – Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bana öğrettiği duayı ben de sana öğreteyim mi? Bunu okumaya devam ettiğin takdirde üzerinde dağ gibi borç olsa bile Allah Teâlâ onu ödemene yardım eder. Şöyle dua et, dedi:

“Allâhümmekfinî bihelâlike an harâmik, ve ağninî bifazlike ammen sivâk.” Bu duanın meali şu anlama gelmektedir: “Allahım! Bana helâl rızık nasib ederek haramlardan koru! Lutfunla beni senden başkasına muhtaç etme!” (Tirmizî, Daavât 121)

HELAL RIZIK VE BOL KAZANÇ İÇİN DUA;  “Ey Allah’ım, helal rızkını bana yeterli kıl ve beni haramlardan koru. Ve lütfunla, merhametinle beni başkalarına muhtaç olmaktan müstağni kıl (koru ve muhafaza eyle)”

RIZIK İÇİN DEVAMLI OKUNACAK DUA; Ebû Abdullah bin Es’âd, Abdullah Kureşî’nin şöyle anlattığını nakletti: Bana hocam Ebü’r-Rabî birgün şöyle dedi: “Sana bitmek tükenmek bilmeyen bir hazîne öğreteyim mi?” Ben de, “Evet” deyince, Ebü’r-Rabî bana, “Şu duâyı devamlı oku” dedi.

Okumamı istediği; duâ şöyle idi: “Yâ Allah, yâ Vâhid, yâ Mûcid, yâ Cevâd, yâ Bâsit, yâ Kerîm, yâ Vehhâb, yâ ze’t-Tavl, yâ Ganî, yâ Mugnî, yâ Fettâh, yâ Razzâk, yâ Alîm, yâ Hayy, yâ Kayyûm, yâ Rahmân, yâ Rahim, yâ bedîassemâvâti vel-ard, yâ ze’l-celâli vel ikram…yâ Hannân, yâ Mennân infehni minke bi nafhati hayrin tugninî bihâ ammen sivâk… İn testeftihü fekâd câekemü’l-feth…

İnnâ fetehnâleke fethan mübînâ… Nasrun minellahi ve fethun karîb… Allahümme yâ Ganî; yâ Hamîd, yâ Mubdî, yâ Muîd, yâ Vedûd, yâ ze’l-arşil Mecîd, yâ Fe’âlün limâ yürîd, ikfihi bihelâlike an harâmike ve agninî bi fadlike ammen sivâke vahfaznî bimâ hafizte bihizzikr… Vensurnî bimâ nasarte bihirrusül… İnneke alâ küllî şey’in kadîr…”

Sonra bana şöyle dedi: “Her kim bu duâyı namazlardan sonra, özellikle Cum’a namazından sonra okursa, Allahü teâlâ onu hertürlü kötülükten muhafaza eder. Düşmanlarına karşı muzaffer kılar, ona ummadığı yerlerden rızıklar verir, geçimini kolaylaştırır. Borcu dağlar kadar büyük ve kabarık olsa dahi, Allahü teâlânın lütfu keremi ve inâyeti ile öder.”

GELİR BOLLUGU İÇİN OKUNACAK DUA;  Sonra bana, “Her kim şu duayı namazlardan sonra, özellikle Cuma namazından sonra okursa, Allah-u Teala onu her türlü kötülükten muhafaza eder.

Düşmanlarına karşı muzaffer kılar, ona ummadığı yerlerden rızıklar verir, geçimini kolaylaştırır. Borcu dağlar kadar büyük ve kabarık olsa dahi, Allah-u Teala’nın lutfu, keremi ve inayeti ile öder” dedi.

Kendisi şöyle anlatır: Bir gün Abdullah el Muaviri’ye gittim. Bana, “Ey şerif! Başın darda kaldığı zaman, yapacak olduğun bir dua öğreteyim mi?” diye sordu. Ben de.

“Evet” dedim. Bunun üzerine şu duayı öğretti: “Ya Vahid, ya Ehad, ya Vacid, ya Cevad, İnfehna minke bi nefhati hayrin inneke ala kulli şey’in kadir… ”

BAŞIMI DARDAN KURTARAN DUA; Abdullah el Muaviri bu duayı bana öğretmek için okuduktan sonra, başım hiç darda kalmadı, rızkını çoğaldı. Duada, maksadın hasıl olması için, dua eden kimsenin i’tikadının düzgün olması, namazım muntazam kılması ve dinin emir ve yasaklarına elinden geldiği kadar uyması şarttır.

BORÇLULARIN OKUMASI GEREKEN DUA; Ayrıca, bir kimse bir derde veya borca giriftar olursa, “Allahumme inni eftzu bike minel hemmi vel bazeni ve euzu bike minel aczi vel keseli ve euzu bike minel cubni vel buhli ve euzu bike min galebetid deyni ve kahrirrical” duasını okusun, buyurulmuştur.” (M.Ahzab Muh,265)

Duada ve ibadette en önemli husus kalbin temizliği ve niyetin halisliğidir. İçinizden geçen en iyi dualarınızı etmenizde hiçbir sakınca yoktur. Nasıl dua edeceğimi bilmiyorum veya bizden öncekiler nasıl dua etmiş onlar gibi dua etmek istiyorum diyenler için bu yazı hazırlanmıştır.

“DAĞ GİBİ BORCU ÖDETEN DUA” yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/dag-gibi-borcu-odeten-dua-6672.html/feed 0 6672