Haber Muhteşem http://www.habermuhtesem.com Haberin Merkezi Fri, 14 Dec 2018 23:30:03 +0000 tr-TR hourly 1 http://cdn.habermuhtesem.com/uploads/2016/11/cropped-hayret-türkiye-1-1-32x32.png Haber Muhteşem http://www.habermuhtesem.com 32 32 119102149 Misafir odası, Misafir Takımı… http://www.habermuhtesem.com/misafir-odasi-misafir-takimi-6969.html http://www.habermuhtesem.com/misafir-odasi-misafir-takimi-6969.html#respond Tue, 04 Dec 2018 15:36:49 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6969 En iyisini biz yapıyoruz...

Misafir odası, Misafir Takımı… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
“Bizde öyle. Misafir salonu, misafire özel tabak, çatal, kaşık yok. Biz bu dünyada zaten misafiriz. Misafir odası da neymiş, biz nerede oturup neyle yeyip içiyorsak bize nasılsa onlarda aynıları ile yetinsinler.

Ayrıca misafir umduğunu değil bulduğunu yer demişler, kimse özel muamele beklemesin, uğraşamam. Gösteriş için öyle oda takımları, yemek takımları falan düzemem. Her şeyim de ortada neysem oyum.Benim de, evime gelen beni olduğum gibi kabul eden kişi olmalıdır, temizliğim pisliğim kimseyi ilgilendirmez.

Beni seven bunlara bakmaz, bakıyorsa zaten benim için gelmiyordur, dedikodu malzemesi aramaya mana bulmaya geliyordur, o da hiç gelmesin daha iyi. Misafir mi ağırlıyoruz yoksa ona bakacak buna bakacak laf edecek diye stres mi yaşıyoruz.

Lazım değil kardeşim beğenmeyen gelmesin, laf edecek olan hiç gelmesin.” Yuh yani, bu kadar da olmaz, kim gider böyle insanın evine dediğinizi duyar gibiyim. Sanki misafiri önemsemem mi demek istiyor?

Sankisi yok “evet” aynen öyle diyor..Tamam, her şeye mana bulan dedikodu yapan insanı kimse ağırlamak istemez de. Çok yanlış misafire değer vermek kültürümüzde var. Biz millet olarak, inancımız gereği olarak misafire çok değer veririz elbette, misafirin yeri başkadır.

Elbette misafir gelince kullanacağımız tabak bardak çatal kaşık en iyisi olacak. Biz de o en iyileri misafirle beraber ķullanacağız. Biz öyle misafire değer vermeyen bir insanla ne dost olabiliriz ne de arkadaş. Yemeğimizi de özel yaparız ikramımızı da.

Bu bir inceliktir, misafirperverliktir, bir kültürdür, insana değer vermedir. Misafire özel davranmamak, itibar etmemek adam yerine koymamaktır, bir daha gelme demektir. Başka türlüsü bize uymaz, ananelerimize ters.

Maalesef şehir hayatının bencillikleri, hazırcılığı, koşuşturmaları insanları bu hâle getirmiş olabilir, ama git bir köy evine Anadolu’da. Seni hiç tanımasalar bile nasıl izzet-i ikramda bulunduklarını gör, sonra dersin “beğenmeyen gelmesin”

Misafir odası, Misafir Takımı… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/misafir-odasi-misafir-takimi-6969.html/feed 0 6969
Diğer Maketler… http://www.habermuhtesem.com/diger-maketler-6966.html http://www.habermuhtesem.com/diger-maketler-6966.html#respond Tue, 04 Dec 2018 15:30:51 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6966 Okulu temsilen...

Diğer Maketler… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Okulu temsilen hazırladığı projeyi, müdür başka öğretmene devam ettirdi, aynı şekilde hazırladığı 23 Nisan programını da elinden aldı.

Diğer meslek öğretmenleri öğrencilerle olan proje ve çalışmaları ekstra talep ederek aldıkları desteklerle yürütürken standartların dışına çıkmasına izin verilmedi.

Geç saatlere dersler, en yoğun ve angarya çalışmalar hep ona verildi. Bir yıl oldu bu okula geleli, bunları gözlemledim. Ama ne neşesinden ne azminden ne de işine öğrencilerine olan sevgi ve ilgisinden hiç bir şey kaybetmedi.

Yaşça ondan büyüğüm bir gün dayanamadım, ” Nalan gel bakayım buraya, nedir bu, ben patlayacağım artık, bu kadar haksızlığa nasıl katlanıyorsun , üstelikte sanki hiç bir şey yokmuş gibi?” diye çıkışınca, abla iki dakika bekle dedi, kantinden elinde iki çayla yine o güler yüzü ile geldi, oturduk ne anlatacak merakla bekliyorum.

Başladı anlatmaya; ” Ben ilk ve orta okulda çok başarılı ve hırslı bir öğrenciydim, hatta o kadar hırslıydım ki, başkalarının beni geçmesine asla dayanamaz hâle gelmiştim.

Şimdi atölye dersi diyorlar, o zaman elişi dersi idi. Karton mukavva renkli elişi kağıtları ile süsler maketler yapardık. Bir seferinde öğretmenimiz sınıftaki diğer yapılan maketleri benimkinden daha çok beğenmişti, o kadar öfkelenmiştim ki zil çalıp herkes teneffüse çıkınca diğer bütün maketleri parçaladım yerlere atıp çiğnemeye başladım, o an öğretmen sınıfa girdi, manzarayı görünce hiç bir şey demeden okul görevlisini çağırıp yerleri temizletti, öğle arası bir ders idi.

Evi yakın olanlar evine olmayanlar kantine yemeğe gitmişlerdi. Bende elimi yüzü gözyaşlarımı anca silip toparlanmıştım. Nihayet zil çaldı ders başladı sınıfa gelen arkadaşlar şaşırdı maketleri yok olmuştu, öğretmen hepinize 10 verdim ama maketlerinizi sormayın bu günlük ders bu kadar haftaya ne yapacağımızı söyleyip herkesi serbest bıraktı.

Nalan sen otur dedi. Kapıyı kapattı, Evladım niye böyle bir şey yaptın anlam veremedim ve çok merak ettim açıklamanı istiyorum dedi. “Çünkü en iyi ben olmalıyım, onların beni geçmelerine dayanamıyorum, istemiyorum.” deyince kalkıp, eline bir parça tebeşir aldı ve tahtaya uzun düz bir çizgi çizdi.

Yüzüme bakıp bu çizgiyi nasıl kısaltırsın diye sordu. “Çizginin bir parçasını silerim” dedim başını yana sallayarak kabul etmedi. Biraz düşündüm, kalkıp elimle çizginin bir bölümünü kapattım. İşte kısaldı dedim. Bu cevabı da kabul etmedi. Sonra tahtaya ilkinden daha uzun çizgi çizdi ve “Şimdi birincisi nasıl görünüyor?” diye sordu. “Daha kısa” dedim ve hatamı anlamıştım, başımı öne eğdim.

Öğretmenim yanıma gelerek “1.si sen bir şeyleri ne kadar iyi yaptığını düşünsen de, mutlaka hayatta senden daha iyileri çıkacaktır bunu kabullenmeyi öğrenmelisin, ayrıca hiç kimse her konuda bilgili becerikli en iyi olamaz, olmak zorunda da değil…

2.si Çalışıp bilgini ve yeteneklerini arttırarak kendi çizgini uzatman, başkalarının çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir, başkalarını boş ver sen kendine bak kendinle yarış.” dedi öğretmenim.

O gün yaptığımdan dolayı ne beni sınıfın önünde rencide etti, ne de okul disiplinine şikayette bulundu. Tam tersi hayatıma yön veren büyük bir ders verdi.

İşte o gün bu gündür yapmam gerekeni hakkıyla yapıp gerisiyle ilgilenmiyorum , işte bu benim işime öğrencilerime etrafımda olanlara bakış açım” Çok şaşırmıştım ama içimden de “işte bu” demekten kendimi alamadım.

Diğer Maketler… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/diger-maketler-6966.html/feed 0 6966
Dereotu şeker hastalığını bitiriyor-Okumaya değer. http://www.habermuhtesem.com/dereotu-seker-hastaligini-bitiriyor-okumaya-deger-6962.html http://www.habermuhtesem.com/dereotu-seker-hastaligini-bitiriyor-okumaya-deger-6962.html#respond Tue, 04 Dec 2018 15:06:21 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6962 Tam bir şifa kaynağı olan dereotunun faydaları arasına bir yenisi daha eklendi. Dereotu yemeklerimizde ve salatalarımızda kullandığımız yeşil ve kokusu olan bir bitkidir.

Dereotu şeker hastalığını bitiriyor-Okumaya değer. yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Tam bir şifa kaynağı olan dereotunun faydaları arasına bir yenisi daha eklendi. Dereotu yemeklerimizde ve salatalarımızda kullandığımız yeşil ve kokusu olan bir bitkidir.

Bütün hastalıkların doğada bir ilacı var ama ne yazı ki biz farkında değiliz.Dereotu yemeklerimize tat verme dışında sağlık alanında bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor.

Şeker hastaları dereotunu güvenle tüketebilmektedir. Dereotu doğal bir insülin görevi görmektedir. Yapılan çalışmalar çok sınırlı olsa da glikoz değerindeki dalgalanmaları düşürdüğü bilinmektedir.

Antiseptik ve lokal anestezik olarak kullanılan bir fenol olan ve dereotunda bulunan öjenol diyabet hastalarında kan şekerini düşürmeye yardımcı olur. Bazı insanlar kokusunu sevmese de dereotu doğal bir şifa kaynağı ve saymakla bitmeyecek faydaları vardır;

Uykusuzluğu giderir. İçeriğinde bulunan sedatif ve hipnotik uyarıcılar sayesinde rahat bir uyku süresi geçirmenizi sağlar. Dereotunun içerdiği uçucu yağlar sakinleştirici etkiye sahiptir. Ayrıca B vitamini ile uçucu yağlar, rahat bir uyku çekmenize yardımcı olur.

Kemiklerinizi güçlendirir. Zengin miktarda kalsiyum içerir ve mineral kaybına izin vermez. Dereotu yağı eklem iltihaplarında kullanılır. İltihaplar dan kaynaklı ağrıların giderilmesinde kullanılabilir. Bu uçucu yağ çoğunlukla hazımsızlık veya kabızlık ve sindirim desteği için kullanılır.

Gaz giderici özelliği de vardır. İshal tedavisinde kullanılır. Hazımsızlık sorunları yaşayanlar gönül rahatlığıyla kullanabilir. Ağız ve diş sağlığı açısından da faydalıdır. Ağız kokusunu önler ve ferah bir nefese sahip olmamızı sağlar. Yapılan çalışmada dereotu yapraklarının, trigliserit değerini % 50, toplam kolesterolü ise % 20 düşürdüğü belirlenmiş.

Dereotunun bazı bileşenleri vücuttaki bazı toksinlerin temizlenmesini sağlayan enzimlerin üretimini tetikliyor. Özellikle sigara dumanının vücutta yarattığı hasarı en aza indirmek için önerilen bitkiler arasında yer alıyor.

Dereotu nasıl kullanılır? Dereotundan en yüksek oranda yararlanmak istiyorsanız taze dereotu tüketin. Tazeliğini koruması için her zaman buzdolabında muhafaza edin. Ayrıca yemeklerden sonra mideyi rahatlatmak ve hazmı kolaylaştırmak için de yenebilir.

Dereotu şeker hastalığını bitiriyor-Okumaya değer. yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/dereotu-seker-hastaligini-bitiriyor-okumaya-deger-6962.html/feed 0 6962
Kırgınım, beni sahipsiz bırakan anneme ve babama… http://www.habermuhtesem.com/kirginim-beni-sahipsiz-birakan-anneme-babama-6959.html http://www.habermuhtesem.com/kirginim-beni-sahipsiz-birakan-anneme-babama-6959.html#respond Sun, 02 Dec 2018 18:52:18 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6959 Kırgınım, beni sahipsiz bırakan anneme babama kırgınım.

Kırgınım, beni sahipsiz bırakan anneme ve babama… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kırgınım, beni sahipsiz bırakan anneme babama kırgınım. Boşanmış aile çocuğu olmak böyle bir şey. Çocukluğumda hep bir şeyler eksikti, yarımdı, beklide analı babalı öksüz olmaktan, annesiz babasız büyümekten.
Ne sahip çıkan var adam gibi ne de kollayan var. Acı hatıralar eskisi kadar canımı yakmasa da hiç unutmuyorum. Çocukluğum anneannemim yanında geçti, bizimkiler boşanmış ben daha bebekken, ikisi de evlenmiş, ikisi de istememiş, hakkı ödenmez rahmetli anneannem büyüttü beni.

Tanımadım onları , hep buruk geçti bayramlarda el öpemedim, veli toplantılarına gelenim olmadı. İlkokulda bir anımı anlatayım ne demek istediğimi anlayacağınızı umuyorum: 23 Nisan gösterisi için hazırlıklar başlamıştı.

Gösteri için bende seçilmiştim. O zaman için seksen milyon (80 tl) elbise parasını verebilecekler devam etsin denmiş ve anneannemi yalvar yakar ikna etmiştim. Çok istiyordum gösteriye çıkmayı. Neticede seçildim, çayda çıra oynuyoruz iki hafta boyunca her gün dersten sonra prova yaptık.

Son bir hafta kala başka sınıftan bir öğretmen yanıma geldi yanağımı, saçımı okşadı kenara çekti beni dedi ki “kızım sen öğretmenine ekipten ayrıldığını söyle benim kızım senin yerine geçsin, evde çalıştı hazırlandı çok ağlıyor, lütfen” dedi. “Ama öğretmenim ben de çok istiyorum bu gösteriye çıkmayı” dedim.

“Sen seneye katılırsın, hem anneannene de yük olmamış olursun, lütfen” diye ısrara devam edince bir öğretmenin psikolojik baskısına karşı koyamadım, hayır diyemedim, arkamda kimsem de yoktu gelip hakkımı savunacak, sustum tamam dedim.

Eve gittim ağlaya ağlaya, anneanneme anlattım, o ise sevindi elbise masrafından kurtuldu diye, şimdi düşünüyorum da garibim ne yapsın üç kuş dul maaşı ile hem geçinecek bir de torun bakıp okutacak. O zaman idrak edememiştim tabi.

Ama şu hiç aklımdan çıkmadı “o öğretmen neden beni seçti onca çocuk varken, başkası yok muydu vardı ama ona sahipsiz biri lazımdı ve o bendim, o bir öğretmen ve bir anne kendi çocuğu gülsün diye başka bir çocuğu ağlatmaktan hiç çekinmedi, biliyordu sahip çıkacak gelip kollayacak hakkını arayacak kimsesi yok.

Ve ben bu gün aradan yıllar geçmesine rağmen o zaman 11 yaşımdaydım, ne onu ne de anne-babamı hâlâ affedemedim ve affedemem bana bunu yaşattıkları için. Hatırladıkça hâlâ ağlarım. Herkes okul ve öğretmenleri ile güzel anılarını paylaşırken benim de aklıma bu gelir.

Kırgınım, beni sahipsiz bırakan anneme ve babama… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/kirginim-beni-sahipsiz-birakan-anneme-babama-6959.html/feed 0 6959
Yoğurt ve Naneyi karıştırarak birlikte yediğinizde… http://www.habermuhtesem.com/yogurt-naneyi-karistirarak-birlikte-yediginizde-6956.html http://www.habermuhtesem.com/yogurt-naneyi-karistirarak-birlikte-yediginizde-6956.html#respond Sun, 02 Dec 2018 18:12:04 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6956 Yoğurt ve Naneyi karıştırarak birlikte yediğinizde...

Yoğurt ve Naneyi karıştırarak birlikte yediğinizde… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Mutlaka Okuyun! Yoğurt ve Naneyi karıştırarak birlikte yediğinizde kemik erimesine(osteoporoz) karşı oluşan risk faktörlerini oldukça azaltmış olursunuz. Uzun süren kemik erimesi karşı tedavi görürken, devlet bu ilaç ve tedavi sürecini tamamen karşılasa da, daha kaliteli bir yaşam için dikkat edilmesi gereken yani yapılması ve yapılmaması gereken bir çok şey vardır.

Özellikle kalsiyum deposu olan nane ve yoğurdu sık tüketmek diğer zararlı ve risk faktörünü artırıcı her türlü alışkanlığa da devam etmek demek değildir. Kemik erimesi tedavisi gören bir bayan bu kürü uygulayıp aldığı sonuçla ilgili duygularını şu şekilde paylaşıyor; (Sosyal medyadan alıntıdır)

Ben yoğurdu çok sevdiğim için ve diyet amacıyla her akşam yemek yerine bir kase yoğurt yemeye başladım. Ancak öylece yemek değil, içine bir avuçta çok sevdiğim bahçemde doğal yetiştirerek kuruttuğum naneden ve biraz da zeytinyağı ile pul biber koyarak ve içine bir de peksimet doğrayarak yedim bu yoğurdu.

Geçen sene kemik ölçümü için verilen tarihte dispansere gidip tahlil ve mr’ larımın çekiminden sonra doktor, kemik erimesinin sızıntıya dönüştüğü yani hızlı erimenin neredeyse durur gibi olduğunu söyledi ve bana ne kullandığımı sordu, ben de hiçbir şey sadece bol naneyle karışık yoğurt yediğimi söyledim; Doktor:”Nane ile yoğurdun birleşmesiyle doping yapmışsınız”dedi.

Şimdiyse, her kemik erimesi hastasına “Kür olarak her gün nane-yoğurt yiyebilirsiniz”diye tavsiyede bulunuyormuş. Benden söylemesi. Denemekten zarar gelmez. Ancak unutmamalı ki yoğurdun içinde mutlaka bolca kuru nane olacak.”

Hepimiz az çok biliyoruz yoğurdun kemik sağlığı üzerine olan faydalarını burada saymaya gerek yok ama doğal sütten ev yapımı olan çok daha faydalıdır. Nane ise hakikaten iyi bir kalsiyum kaynağıdır. İkisi birleşince kemik erimesine karşı rahatlıkla kullanılabilir. Faydalı sonuçlar alabilirsiniz.

Ayrıca süt, yoğurt, kefir gibi kalsiyumdan zengin besinleri ihmal etmemek, düzenli olarak yeterince tüketmeye özen göstermek kemik erimesine karşı büyük fayda sağlıyor. Aşırı tuz da vücutta kalsiyum kaybına, dolayısıyla kemik kaybına neden olduğundan fazla tuz tüketmemek gerekiyor.

Asitli ve kafeinli içecekler de osteoporoza davetiye çıkarıyor. Gazlı içecekler ve kafein kalsiyum emilimini azaltarak kemik kaybına yol açtığından kaçınmak, kahve ve çayda aşırıya kaçmamak gerekiyor.

Kemik erimesi (osteoporoz) hareketsiz yaşam tarzının davetiye çıkardığı ciddi sağlık sorunlarından biridir.Düzenli egzersiz yapma alışkanlığı edinmek, her gün düzenli olarak en az yarım saat yürümek kemik kaybına karşı önemli rol oynamaktadır.

Protein kemikler için faydalıdır. Fakat aşırı protein tüketimi kemiklerde güç kaybına yol açtığından yüksek proteinli gıdaları aşırı derecede tüketmekten kaçınılmalıdır. Mevsim sebze ve meyvelerinin yeterince tüketilmesi ve su içmeye özen gösterilmesi gereklidir.

Risk faktörleri arasında alkol ve sigara önemli yer tutar. Bu nedenle her iki maddenin kullanımından kaçınmak büyük önem taşır. Özellikle kadınların iki kat daha fazla risk altında oldukları kemik erimesi (osteoporoz) belirtiler çok fazla olmadığından kemiklerde kırık meydana gelinceye dek hiçbir belirti vermeyebilir. Yaşam tarzımıza ve alışkanlıklarımıza özellikle ileriki yaşlarda daha da dikkat edilim, sağlıcakla

Yoğurt ve Naneyi karıştırarak birlikte yediğinizde… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yogurt-naneyi-karistirarak-birlikte-yediginizde-6956.html/feed 0 6956
Zayıf, ufak tefek bir adamdı… http://www.habermuhtesem.com/zayif-ufak-tefek-bir-adamdi-6953.html http://www.habermuhtesem.com/zayif-ufak-tefek-bir-adamdi-6953.html#respond Sun, 02 Dec 2018 18:05:20 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6953 Hafta sonu tatili...

Zayıf, ufak tefek bir adamdı… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Hafta sonu tatilini geçirmek için uzun zamandır görmediğim annemlere gitmeye karar vermiştik. Araba ile yaklaşık 3-4 saatlik mesafade oturuyorlar, ben de arada büyümüştüm, lakin dünya telaşı 4 aydır gidememiştik, bugün yarın derken kış da gelmişti, ama yinede karar verip yola çıkmıştık.

Soğuk kış günü eşime arabayı yıkatıp öyle gidelim tozdan çamurdan dışarısı görünmüyor dediğimde, merek etme zaten arabayı yıkatmam lazımdı, benzin alınca bedava yıkıyorlar, orada hallederiz dedi. Depoyu doldurup, yağına suyuna baktırdıktan sonra yıkama tarafına yanaştı.

Zayıf ufak tefek bir adam yıkadı arabayı, o soğukta hem dışarıda birde suyla, sabunla uğraştığından çok üşüdüğü her halinden belli oluyordu. Biz ise sıcacık arabanın içinden inmemiştik bile.

Çocuklara bakın ne fedakar bir baba, bu kış günü soğukta ne kadar da zor iş yapıyor, çocuklarına bakmak için dedim. Öylece onu seyretneye devam ettik. Arabamız bir güzel yıkandı, camlar silindi, pırıl pırıl oldu. Eşime yazıktır adama iyi bir bahşiş ver dedim, eşim orta okula giden oğluma al götür ver dedi.

Oğlum olmaz ben götürmem diye cevap verince, ikimizde kızmışız nedenmiş o diyerek. Küçücük oğlum eşimi de beni de utandıracak bir cevap vermişti; “Çünkü çocuğu yaşta birinin koca adama bahşiş vermesi gururunu incitir de ondan” dedi.Oğlum gibi düşünemediğimiz için utandık.

Eşim hemen arabadan inip adamın yanına gidip bahşişi cebine koyup “usta eline sağlık hakkını helal et bir çay içersin” deyip adamın omzunu sıvazladı, teşekkür edip geri geldi. Oğlumuza dönüp “aferin benim akıllı düşünceli oğlum” dedi ve yolumuza devam ettik.

Boşuna dememişler akıl yaşta değil baştadır diye bazen insan ummadığı yerden ummadığı kişilerden dersler alıyor. Görgü dersi edep dersi, insana insanca davranma dersi.

Zayıf, ufak tefek bir adamdı… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/zayif-ufak-tefek-bir-adamdi-6953.html/feed 0 6953
Evde Doğal Antibiyotik Kış Kürü http://www.habermuhtesem.com/evde-dogal-antibiyotik-kis-kuru-6949.html http://www.habermuhtesem.com/evde-dogal-antibiyotik-kis-kuru-6949.html#respond Thu, 29 Nov 2018 13:08:57 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6949 Kış boyu hem yetişkinlerin hemde çocukların tüketebileceği doğal antibiyotik yapımı için malzemeyi temin ettikten sonra en fazla 5-10 dakikanızı hazırlamanız için yeterli.

Evde Doğal Antibiyotik Kış Kürü yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kış boyu hem yetişkinlerin hemde çocukların tüketebileceği doğal antibiyotik yapımı için malzemeyi temin ettikten sonra en fazla 5-10 dakikanızı hazırlamanız için yeterli.

Zencefilin Kur’an da geçen bir nimet olduğunu duymayanlar vardır. İNSAN Suresi/ 17. Ayet-i kerimede Allah (cc) ” Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden içirilir.” buyurmaktadır.

Elbetteki şifa Allah’tandır, bizde şifayı Allah’tan bekleyip sebeplere de sarılmak zorundayız. Zencefil, bal, limon ve tarçın karışımından oluşan bu kürü, yılın her mevsiminde tüketebilirsiniz.

Özellikle kış aylarında soğuk algınlıklarına karşı bünyenin güçlenip, hastalanma riskinin en aza inmesine yardımcı olacaktır. Öksürük, mide üşütmeleri ve bulantıları hafifleten, direncinizi artıran, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bağışıklık sisteminizi güçlendiren bu karışım için gereken malzemeleri kolayca temin edip evinizde hazırlayabilirsiniz.

Gereken malzemeler; 1 adet limon, Limondan biraz irice taze zencefil, aktardan üzerinde bio etiketli doğal olanı tercih edin. 1 adet orta boy kapaklı cam kavanoz, 2 dal tarçın.

Yeteri kadar bal. Balın doğal olması için güvenilir bir marka olmalı yada tanıdığınız bir yerden temin etmelisiniz. Yapılışı; Taze zencefilin kabukları soyulup küçük küçük doğranır, aynı şekilde limonu yıkayıp kabukları ile küçük şekilde doğranır.

Eğer limon tadını seviyorsanız 1 yerine 2 limonda doğrayabilirsiniz. Zencefil ve limonları karışık şekilde kavanoza doldurun, 2 tarçın çubuğunu da kavanozun kenarlarına yerleştirin, üzerine alabildiğince bal ekleyip kavanozun ağzını kapatıp 2 gün buzdolabında bekletin.

Kavanozun ağzını açtığınızda içerideki balın şurup gibi yada daha sıvı bir kıvam aldığını göreceksiniz. Bu sıvıyı çocuklara her sabah bir çorba kaşığından az, yetişkinlerde 1 yemek kaşığı şeklinde kış boyu tüketebilirsiniz ya da içerisindeki taneleri ile 1-2 kaşık bardağa koyup üzerine sıcak su ilave ederek çayını içebilirsiniz.

Tadı az gelirse bal ilave edin. Bu karışımını sıcak olarak tüketebileceğiniz gibi ılık su ile veya sodayla da tüketebilirsiniz. Kavanozu her açmadan önce çalkalayın. İşi bitince ağzını kapatıp tekrar buzdolabında muhafaza edin.

Bu karışım buzdolabında 2-3 ay kadar bekletilebilir. Çok küçük çocuklarda 1 çay kaşığından fazla kullanmayın (3-4) yaş. Bu kürü kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Sağlıklı bir kış geçirmeniz dileğiyle…

Evde Doğal Antibiyotik Kış Kürü yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/evde-dogal-antibiyotik-kis-kuru-6949.html/feed 0 6949
KIŞ MEVSİMİNDE ÇOCUK SAĞLIĞI VE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR http://www.habermuhtesem.com/kis-mevsiminde-cocuk-sagligi-dogru-bilinen-yanlislar-6946.html http://www.habermuhtesem.com/kis-mevsiminde-cocuk-sagligi-dogru-bilinen-yanlislar-6946.html#respond Tue, 27 Nov 2018 15:17:27 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6946 Biz ebeveynler için söz konusu olan ...

KIŞ MEVSİMİNDE ÇOCUK SAĞLIĞI VE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Biz ebeveynler için söz konusu olan çocukları ve onların sağlıkları olunca her şey bir yanadır. Öncelik onların sağlıklı ve mutlu olmasıdır.

Bu nedenle çocukların giyimine gıdalarına beden gelişimleri için vitaminlerine dikkat ederiz. Kış aylarında da hasta olmamaları için aslında yapılmaması gereken şeyleri doğru sanarak yapıp önlem aldığımızı sanabiliyoruz.

Çocuğumu kalın giydirmeliyim, üşürse hasta olur; Doğru, üşürse hasta olur. Ancak giyinmede ölçü nasıl olmalı. Okula giden çocukları kendi giyindiğimiz seviyede giydirmeli, bunun yanında terlememesine, terlemişse de üzerinde kurumamasına dikkat etmeliyiz, okullarda özellikle beden dersi sonrası mutlaka kıyafetlerinin değiştirmesi gerektiği öğretilmelidir.

Daha küçük olanlar ve bebekler bir kat daha fazla giydirilebilir. Evlerde yer seviyesinin bir kaç derece daha soğuk olduğu unutulmamalı. Elleri soğuk üşüyor diye kat kat giydirmek yanlış olur . Vücut ısısı, çocuğun üşüdüğü ense ve bedenden daha doğru anlaşılır.

Kışın Banyo yaparsa hasta olur; Evet banyodan sonra hasta olabilir, ama ev soğuksa, cereyanda kalırsa ıslak saçlarla durursa hasta olur. Bunların dışında banyo kesinlikle rahatlatır, vücuttaki gözenekler açılır, burun tıkanıklıkları açılır. Kışın dahi haftada en az 2 defa banyo yapmalıdır.

İştah açıcı, bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar; Doktor tavsiyesi ve kontrolü olmadan bu tür kilo alsın diye iştah açıcı şurupları, hasta olmasın diye bağışıklık sistemi güçlensin diye vitaminleri kesinlikle kullanmayın.

Doktorunuzun normal bulduğu gelişmeyi çevresel etkenlerle kıyaslama hatalarıyla düzeltmeye çalışmayın. Fazla yemek için zorlamayın, tek tip yada fast food beslenme yerine dengeli ve mevsimine uygun her türden gıdanın tüketilmesi daha doğrudur.

Çocukların yemek ve uyku saatlerinin düzen içerisinde olması verilecek takviye ilaçlardan daha önemlidir. Hiç hasta olunmayan bir hayat düşünülemez. Unutmayın çocuğun geçireceği her enfeksiyon onun bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.

Öksürük olmamalı, ateşini düşürmeliyim; Öksürük ve ateş vücudun en belirgin savunma mekanizmalarıdır. Yine doktor kontrolünde öksürüklerde ilaç kullanılabilir. Balgamlı öksürükler akciğerden balgamın sökülmesini sağlar. Çocuklar bunu ağız yoluyla çıkaramasalar bile yutarlar ve dışkı yoluyla atılmış olur. Ateş ise vücudun mikroplarla savaşma yoludur.

Yüksek ateş elbette müdahaleyi gerektirir. 38 C’nin üzerindeki ateşlerde çocuğun hemen üstü açılmalıdır. Titrese dahi kesinlikle üzeri örtülmemeli, oda fazla sıcak olmamalıdır. Ateş düşürülemiyorsa çocuğun kilosuna uygun ölçekte ateş düşürücü şurup verilmelidir. Ilık su ile vücudu silinmeli; koltuk altı, alın, göğüs ve kasıklara pansuman yapılmalıdır.

Saçlar ıslatmadan ılık su ile duş yaptırılabilir.Tüm uğraşlara rağmen ateş düşürülemiyor ya da tekrarlıyorsa ateşin nedeninin araştırılması için çocuk doktoruna başvurulmalıdır.

Bunun yanında sirke, alkol, soğuk su ile yıkamak ateşi ilk önce hızla düşürse de, sonra daha fazla yükselmesine sebep olur. Bunları kesinlikle yapmayın. Tüm çocuklarımızın sağlıklı bir kış geçirmesini temenni ederiz.

KIŞ MEVSİMİNDE ÇOCUK SAĞLIĞI VE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/kis-mevsiminde-cocuk-sagligi-dogru-bilinen-yanlislar-6946.html/feed 0 6946
Uzun yıllardır bir eğitimci olarak… http://www.habermuhtesem.com/uzun-yillardir-bir-egitimci-olarak-6943.html http://www.habermuhtesem.com/uzun-yillardir-bir-egitimci-olarak-6943.html#respond Tue, 27 Nov 2018 13:50:04 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6943 Uzun yıllardır bir eğitimci olarak öğrencilerimden ve de öğretmenlerimden, eğitimcilik konusunda çok şey öğrendim ve yaşadım.

Uzun yıllardır bir eğitimci olarak… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Uzun yıllardır bir eğitimci olarak öğrencilerimden ve de öğretmenlerimden, eğitimcilik konusunda çok şey öğrendim ve yaşadım. Ben bir öğretmenim. İngilizce öğretmeni. Her yıl okulların açılması yeni öğrencilerle tanışmak onlara bir şeyler öğretmek bana hep ilk günkü gibi heyecan veriyor.

Sınıfa ilk girip tanıştığımda onlara ilk sözüm “Benim dersimden hepiniz geçeceksiniz, bundan emin olun, ben sizi sınavlarla sözlülerle değerlendirip derecelendirmekten ziyade, öncelikle sizleri tanımayı, kaynaşmayı istiyorum, sonrasında bu dersi sevmenizi, sizlerin bu dili belli bir seviyeye kadar öğrenmesini istiyorum.”

Sırf öğretmenini sevmiyor diye bir derste başarılı olamayan ya da öğretmenini sevdi diye hiç ilgisi çekmemiş derste birden ilgili olmaya başlayan öğrenciler gördüm.

Öğretmenlik cidden çok zor bir iş bunu ben de yaşıyorum. Her öğrenciyi sevmek ya da her an sevgi dolu davranmak kolay yapılır bir şey değil. Ama şunu unutmamak için ben kendimi sık uyarıyorum;

“Öğrencilerin sana olan duyguları çok önemli ve eğer bu mesleğe soyunduysan sınıfa girdiğin anda her çocukla bir şekilde olumlu duygusal bir temas kur.

Bazen bir söz, bazen bir göz teması, bazen belki sırtını sıvazlama ya da başını okşama ile seninle bir bağ kurmadan o sınıftan tek bir öğrencinin bile çıkmasına izin verme.” Bu bakış açımı edinmem de öğretmen olma hikayemin çok önemli bir yeri vardır;

Babam kamu işçisiydi. Orta okulu taşrada bitirdim. 3 yıl boyunca yabancı dil dersimiz branş öğretmeni olmadığı için boş geçti. Bildiğiniz bomboş, hiç yabancı dil dersi görmeden ortayı bitirdim. 14 yaşımda büyükşehire geldik ve liseye başladım.

Diğer derslerim çok iyi lakin yabancı dilde sudan çıkmış balık gibiydim. Hiç bilmiyorum, hiç bir şey anlamıyorum. Çok iyi bir ingilizce öğretmenimiz vardı.Sınıfta herkesle diyaloğu iyi dersler neşe içinde geçiyor, tabi ben hariç, altyapı olmadığı için ingilizce dersleri kâbus gibi geliyordu.

Sonradan anlamıştım ilk dönem sonunda öğretmenin gözünde nasıl bir yer edindiğimi. İlk dönem dersler sınavlar bitmiş son hafta dersler muhabbetle geçiyor, ingilizce hocamız sınıfta tek tek herkese durumlarını soruyor zayıf var mı kaç tane diye. Sıra bana da geldi.

Kaç tane zayıfın var diye sorup ben 1 tane deyince şaşırdı, “kaç?” diye tekrar sordu, bir tane hocam ingilizce dedim. Yüzüme inanamıyorum imkansız der gibi baktı.

İki gün sonraki son derste sınıfa girer girmez hemen yanıma gelip yüksek sesle “eğer ikinci dönem ingilizcen 7 den aşağı gelirse seni gebertirim, bütün hocalarına sordum sen çok iyi bir öğrenciymişsin, nasıl olur da yabancı dilin zayıf olur” deyince “hocam ben ortaokulda hiç ingilizce görmedim, nasıl yani, hocam hiç yabancı dil öğretmenimiz olmadı, hep boş geçti” dedim.

İnanamadı ama, örnek önündeydi. İkinci dönemden itibaren haftada iki gün öğle aralarında sıfırdan başlayıp öğretmenler odasında , kantinde bana ders vermeye devam etti. Durumu biraz olsun düzeltip sınıfımı geçtim.

Yaz için küçük ingilizce kitaplar verdi, bana ücretsiz dil kursu ayarladı. 2. ve 3. sınıflarda da beni hiç bırakmadı. Son sınıfta ingilizcesi en iyi olan ben olmuştum. Üniversite sınavında tercihleri beraber yaptık ve ilk beş sırada eğitim fakülteleri dil bölümü vardı.

3. tercihim olan 9 eylül üniversitesi eğitim fakültesi ingilizce öğretmenliği bölümünü kazanmıştım. Sonuçları öğrenince sevicimden ağlayarak öğretmenime haber vermiştim.

İşte bir soru bütün hayatıma yön vermişti. Hayatım boyunca sevgi ve saygı ile yad ettiğim bir insandı O. İşte birilerinin böyle andığı hatırladığı bir insan olmak için bu yoldan gitmek gerekiyor.

Uzun yıllardır bir eğitimci olarak… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/uzun-yillardir-bir-egitimci-olarak-6943.html/feed 0 6943
Karşı masadaki adam… http://www.habermuhtesem.com/karsi-masadaki-adam-6940.html http://www.habermuhtesem.com/karsi-masadaki-adam-6940.html#respond Tue, 27 Nov 2018 11:25:34 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6940 Bizim esnaf lokantasında yaşadığım ve hiç unutmadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Burası öyle lüks bir yer değil...

Karşı masadaki adam… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bizim esnaf lokantasında yaşadığım ve hiç unutmadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Burası öyle lüks bir yer değil, sabah çorbaları öğlen servisinde sulu yemekleri evi aratmaz, döneri de harikadır. Akşam servisi olmaz saat 5 dedi mi kapanmış olur.

Çok da büyük değil 5 masa içeride 2 masa dışarıda. İsmail ustanın yeri. Her çeşit insan öğrenci aile esnaf öğlen vakti hem temiz hem ucuz olarak tercih ederler burayı. Tabi ki bilenler. Bir gün biraz geç kaldım saat 2 gibi öğlen yemeği için oturdum.

Birkaç masa da toplasan 7-8 müşteri var. Karşı masadaki adam elinde telefon birden bire sevinçle bağırarak “İsmail usta buradaki herkese benden pilav üstü döner ver hesaplar benden” dedi. İnsanlar şaşkın şekilde bakmaya başlayınca “lütfen ikramını kabul edin çok sevinçliyim 12 yıl sonra çocuğum olacağının haberini aldım.

Lütfen beni kırmayın” diyerek herkese teşekkür etti. Bu bizim Hasan abiydi. Hayli şaşırdım çıkınca kapının önünde “hayırdır abi” derken lafı ağzıma tıkadı “sus, karıştırma sonra konuşuruz” dedi.

Pilav üstü döneri yedik yemesine de, merak içimi kemirmeye başladı.” niye böyle yaptı herkese yemek ısmarhadı, ya Hasan abini iki çocuğu var, bu ne demek oluyor şimdi” diye öyle kafam karmakarışık bir kaç gün geçti.

Hasan abiyi gördüm yolun karşısında çocuklarıyla beraber, koştum yanına” Abi Allah razı olsun döneri yedik, ama bu ne iştir anlamadım” deyince sessizce anlatmaya başladı.”

Arkadaki masada iki kişi vardi karı koca, kadın kocasına pilav üstü döner yesek olur mu dedi, kocası hanım benimde canım çekti mis gibi de kokuyor, paramız yetmez, ancak çorba içebiliriz deyince lokmalar boğazıma dizildi. Ben o telefon konuşmasını onlara istediklerini yedirmek için o şekide çevirdim.”,

” İyide abi niye herkese ısmarladın?”, “Eğer onlara açıktan yardım etseydim, adam hanımına karşı mahcup olacaktı. ama kimsenin üç kuruş için rencide olmasına razı değilim, ondan öyle yaptım, hadi eyvallah bak bu aramızda ” deyip yoluna devam etti,

Öylece orada bir süre dikilp kaldım , işte dedim adamın dibi, insanların izzet-i nefsinin kırmadan incitmeden, sadece Allah rızası için yardım böyle yapılır.

Karşı masadaki adam… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/karsi-masadaki-adam-6940.html/feed 0 6940
Eğer Aç Karnına Su İçerseniz, Başınıza Neler Gelir? http://www.habermuhtesem.com/eger-ac-karnina-su-icerseniz-basiniza-neler-gelir-6931.html http://www.habermuhtesem.com/eger-ac-karnina-su-icerseniz-basiniza-neler-gelir-6931.html#respond Wed, 07 Nov 2018 18:21:05 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6931 Aç karnına su içmek zararlı mıdır yoksa faydalı mı?

Eğer Aç Karnına Su İçerseniz, Başınıza Neler Gelir? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Herkesin bildiği gibi su en hayati ihtiyaçlarımızdan biridir. Günde ortalama en az 2 litre su içilmesi en bilinen tavsiyelerdendir. Fakat ılık veya soğuk su hakkında hemen hemen herkesin bilgi eksikliği bulunmaktadır. Aç karnına su içilmesi meselesi de neredeyse hiç bilinmiyor.

Ilık su içilmesi uzmanlar tarafından tavsiye edildiği gibi ılık su içmenin de birçok faydası bulunmakta; 1 – Migren, 2 – Yüksek tansiyon, 3 – Düşük kan basıncı, 4 – Eklem ağrısı
5 – Kalp atışının aniden yükselmesi ve azalması, 6 – Epilepsi, 7 – Artan kolesterol düzeyi
8 – Öksürük, 9 – Beden rahatsızlığı, 10 -Golu ağrısı, 11 – Astım

12 – Hooping öksürüğü, 13 – Damar tıkanıklığı, 14-Uterus ve İdrar ile ilgili hastalık, 15 – Mide sorunları, 16 – İştahsızlık, 17 – Ayrıca gözler, kulak-boğaz ile ilgili tüm hastalıklar.

ILIK SUYU NASIL İÇMELİSİNİZ; Sabah erken kalktığınızda, mideniz boşken yaklaşık 4 bardak ılık su için. Birden 4 bardak su içemeyebilirsiniz ama bu bir sorun değil.

Çünkü böbreklerimiz saate 1.000 ml’ye kadar suyu süzüebilir daha fazlasını süzemez ve böbrekleriniz sıkıntı çeker. Kısa bir sürede 4 bardaktan fazla su içmeyin.

Suyu içtikten 45 dakika kadar bir şeyler yemeyin ve sıcak su terapisi yapmış olun. Sıcak su terapisinin vücudumuza birçok faydası olduğu belirtilmektedir.

✔ 30 gün içinde şeker hastalığı,  ✔ 30 gün içinde kan basıncı, ✔ 10 gün içinde mide sorunları
✔ 9 ay içinde çeşitli kanser hastalıkları, ✔ 6 ayda damar tıkanması, ✔ 10 gün içinde iştah azalması, ✔ Uterus ve ilgili hastalıklar 10 gün içinde

✔ 10 gün içinde burun, kulak ve boğaz problemleri, ✔ 15 gün içinde kadın sorunları, ✔ 30 gün içinde kalp rahatsızlıkları, ✔ Baş ağrısı / migren 3 gün içinde, ✔ 4 Ayda kolestrol, ✔ Epilepsi ve felç 9 ayda sürekli, ✔ Astım 4 ayda

SOĞUK SU İÇMEYİN; Soğuk su içmenin birçok zararı vardır. Soğuk su içmemeye özen gösterin. Vücudumuzdaki birçok organımız soğuk sudan olumsuz etkilenir.

AÇ KARNINA SU İÇMENİN FAYDALARI; Aman korkmayın, eğer aç karnına su içerseniz başınıza kötü şeyler değil iyi şeyler gelir. Aman Toksinlerden kurtulmak ve vücudumuzun ihtiyaç duymadığı maddelerin atılımını sağlamak sabah aç karnına bir iki bardak su içebilirsiniz.

Güne başlarken metabolizmanızı hızlandırır ve hastalıklardan daha iyi korunmanızı sağlar. Gece boyunca da vücudunuzun hücrelerinizi tamir etmesine yardımcı olur.

Zararlı maddelerin vücudunuzdan atılmasına fayda sağlar. Alkol, tütün, kirlilik ve kötü beslenme sebebiyle vücudunuzda biriken zararlı maddelerden kurtulmanıza yardımcı olur.

Cildimiz için oldukça faydalıdır. Cildinizin esnekliğini, gerginlikten korunmasına ve kırışıklıkların oluşmamasına yardımcı olur. Organlarınızın sağlıklı çalışmasına fayda sağlar. Kilo vermenize de yardımcı olur.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Eğer Aç Karnına Su İçerseniz, Başınıza Neler Gelir? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/eger-ac-karnina-su-icerseniz-basiniza-neler-gelir-6931.html/feed 0 6931
Emekliler için OCAK AYI zammı ne kadar olacak? http://www.habermuhtesem.com/emekliler-icin-ocak-ayi-zammi-ne-kadar-olacak-6925.html http://www.habermuhtesem.com/emekliler-icin-ocak-ayi-zammi-ne-kadar-olacak-6925.html#respond Wed, 07 Nov 2018 05:41:04 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6925 4 aylık enflasyon rakamları açıklandı. İşte Detaylar...

Emekliler için OCAK AYI zammı ne kadar olacak? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Emekliler için 4 aylık zam oranları netleşiyor. Ocak ayı zammı ile birlikte güncel maaşlar ne kadar olacak? Emeklilerin ve memurların dört gözle bekledikleri enflasyon rakamları açıklandı. Ekim ayı enflasyonuyla birlikte 4 aylık enflasyon oranı yüzde 12.26’yı buldu. Bu orana Kasım ve Aralık enflasyonları da eklenecek.

12.3 milyon kadar emekliyi ilgilendiren rakamlar gelmeye devam ediyor. SSK ve Bağ- Kur’dan emekli olanlar son 6 aylık enflasyona göre zam almaktadırlar.

Temmuz ayı zammı yüzde 3.5 olan memurlar ve memurluktan emekliler bunun üzerindeki enflasyonu fark olarak alıyorlar.

Türkiye İstatistik Kurumu, Ekim ayı enflasyon verisini açıkladı. Temmuz-Ekim enflasyonu böylece yüzde 12.26 oldu. 4 aylık enflasyona göre SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin zam oranı yüzde 12.26 oranında oldu. Kesin oran için ise sadece 2 veri kaldı.

Önümüzdeki 2 ayın enflasyon oranına göre SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin zam oranı kesin olarak belli olacak. Kasım ve Aralık enflasyon oranına göre şuanda oluşmuş olan rakama azalabilir de artabilir de.

Memurların ve memur emeklisi olanların enflasyon farkı alabilmesi için, enflasyon oranının yüzde 3.5’i aşması gerekmekte. 4 aylık enflasyon oranı 12.26 olduğuna göre memurların ve memur emeklilerinin fark alması kesinleşti.

Yani 4 aylık enflasyona göre memurların ve memur emeklilerinin Ocak ayı zam oranı yüzde 12.76 (yüzde 4 artış + yüzde 8.76 fark) çıktı.

Kesin fark için ise hala Kasım ve Aralık aylarındaki enflasyon oranlarının belli olması gerekiyor. 3 Ocak’ta açıklanacak enflasyon verileri tüm emeklilerin ve memurların zam oranını ortaya koyacak.

Bu oranlara göre MAAŞLAR NE KADAR OLACAK? 4 aylık rakamlara göre zam oranları şöyle, Bağ-Kur esnaf mevcut 1.533, zamlı 1721. Bağ-Kur tarım mevcut 1079, zamlı 1.211. SSK (2000 öncesi) mevcut 1713, zamlı 1923. SSK (2000 sonrası) 1021, zamlı 1146. Emekli Sandığı mevcut 2,149, zamlı 2424. Memur emekli mevcut 2149, zamlı 2423.

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Emekliler için OCAK AYI zammı ne kadar olacak? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/emekliler-icin-ocak-ayi-zammi-ne-kadar-olacak-6925.html/feed 0 6925
Harflerin Karakter Özellikleri… http://www.habermuhtesem.com/harflerin-karakter-ozellikleri-6922.html http://www.habermuhtesem.com/harflerin-karakter-ozellikleri-6922.html#respond Mon, 05 Nov 2018 03:25:25 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6922 Her harfe bir özellik verilmiş ve o özellik anlatılmış.

Harflerin Karakter Özellikleri… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Her harfe bir özellik verilmiş ve o özellik anlatılmış. Harflere verilen farklı özelliklerin anlatıldığı bu yazıda bakın bakalım sizin isminizin ilk harfinde hangi özellikler yazıyor. Bakın bakalım yapılan tahmini anlatım sizinle uyuşuyor mu?

(A) Gücün harfe olan yansımasıdır. Kuvveti ve sağlamlığı simgeleyen A harfini isminde barındıran kişiler hedeflerine bağlı, inançlı kişiliğe sahiptirler.

Aşka aşıktırlar, acı çekeceklerini bilseler de aşık olmaya devam ederler. A harfi samimi ve hareketiyle hayatın pozitif yanını aktarır. Beklentileri yüksek, duyarlı insanlardır. Naifliğin yanı sıra pratikliği ile şaşırtıcı özellikleri vardır, hayal kurmayı severler ve gizemli taraflarıyla ön plana çıkarlar..

(B) Bağımsızlıklarına önem verirler. Baskı altında yaşamak onlara göre değil, kısıtlamaya gelemezler. Gizemleri ve sırları temsil ederler. Düşüncelerini ifade etme teknikleri ile öne çıkarlar. Hafızaları kuvvetlidir. Kolay kolay unutmak bir kenara yıllar üstesinden geçmiş olsa bile dün yaşanmış gibi net bir şekilde anlatırlar. Depresif yönleri ağır basar.

(C) Birleştirme, başlangıçları ifade etmeleri etkisiyle başkaldırma ve kendi bildiği yolda hareket etme isteğini içinde barındıran kişilerdir. Bir sonraki hamlesi tahmin edilemeyen şaşırtıcı kişilikleri vardır.İsminin ilk harfi C olanlar kimi zaman acımasız tavırlar gösterebilirler. Bireysel davranmaktan hoşlanırlar. Yeniliklere karşı duyarlı ve isteklidirler.

(Ç) Evrenden aldığı enerjiyi kendine çekerler. İnsancıl yönleri ağır basar. Barıştan yanadırlar. Mantıklı hareket etmeleri az hata yapmalarını sağlar. Pratik zekalıdırlar, hızlı hareket ederler. Fakat bazen o kadar çok şey düşünürler ki, sonunda karar vermekte zorlanırlar.

Olumsuz özelliklerinin başında aniden öfkelenmeleri gelebilir. Fakat saman alevi gibidir bu sinir; çabuk söner. Kimi zaman hoşgörüsüz hareketlerde bulunabilirler. Güçlü ve saygın insanlardan hoşlanırlar. Güzellikten ziyade, zeka onlar için daha önemlidir.

(D) Kendine güveni tam olan D harfi insanı mesafeli ve gizemlidir. Çevresinde gelişen olayları takip etse de, eğer kendi işine engel oluyorsa ilgilenmekten vazgeçer. Kimi zaman bencil tavırlar sergileyebilir. “Benim” dediği her şey onun için değerli ve özeldir. Gücü temsil eder. Kendinden emin olduğu için toplum içinde lider olmak ister. Sevdiklerini de toplum içinde saygı gören, kendine bakan seviyeli insanlardan seçer.

(E) Toplum kurallarına uymakta zorlanan, farklı düşünceleri olan insanlardır. Merkür tarafından yönetildiği için hızlı hareket eder, hızlı düşünür ve hayal gücünü pratiğe dökebilirler. Mükemmele ulaşma amacındadırlar.

Duyguları çabuk değişir, sık sık aşık olabilirler. Utangaç tavırlarına bakarak onların içe dönük olduğunu düşünebilirsiniz fakat göründükleri gibi değildirler. Tutkulu ve eleştirel bir yapıdadırlar. Eleştirmeye bayılırlar.

(F) Evrenden aldığı enerji çok iyi dağıtır. Manevi yönü güçlü, sabit, sağlamcı ve güvenilirdir. Doğuştan anaçtır. Sevdikleri için yapmayacağı şey yoktur. Onlar için işkolik diyebiliriz. Kendilerine güveni tamdır, başaramayacağı şey yok gibidir. Ticari zekaları gelişmiştir. Parayı nereden kazanacaklarını çok iyi bilirler. Sürekli hareket halinde olmak isterler. Aşkta ise oldukça hassas ve duygusal bir yapıdadırlar.

(G – Ğ) Etrafı sarıp sarmalayan enerjileri ile mükemmeliyetçi ve titizdirler. Onlar için her şey tam olmalı. Detaycı oldukları kadar araştırmaya da yatkındırlar. Başkalarının düşüncelerini oldukça önemserler. “Başkaları ne der” diye düşünmeden edemezler. Hayalperest olmaları, yaratıcı fikirler üretmelerini sağlar. Ya çok tembel olurlar ya da çok çalışkan. Hayatın zorluklarından korkmazlar.

(H) harfi insanı, adeta bir sanatçı gibi duyarlı ve ahenklidir. Kendilerini çok iyi ifade ederler. Sosyalleşmek onlar için önemlidir. Kalabalık ortamlarda bulunmayı ve kendilerini göstermeyi severler. İnsancıl yanları her zaman ağır basar. Haksızlıklar karşısında direnirler. Aşka aşık oldukları kadar, romantiktirler. Ara sıra sakarlıklar yapabilirler. Görünmez kazalar hep onları bulur.

(I-İ) Sevgi hayatlarında en önemli şeydir. Beğenilmek ve takdir edilmek isterler. Sezgileri ise oldukça kuvvetlidir. Her konuda bir denge ve adalet arayan bu insanlar merhametli yönleriyle tanınırlar. Duygusal iniş çıkışları ise onları moral olarak yıkabilir. Kalpleri dolu olduğu sürece hayatlarındaki her şeyi yoluna koyabilirler.

(J) Enerjiyi sürekli alan ve dağıtan özelliğe sahiptir. Bu da onu lider ve öncü yapar. İyi bir oyuncudurlar, kontrol etmeyi severler ve kendilerine çok güvenirler. Vizyon sahibi, atılgan ve cesurdurlar. Bu da onlara iyimser bir hava katar. İnsanlara yol göstermeleri ve onları eğitmeleri en sık yaptıkları şeydir.

(K) Onun için alfabenin kariyer yapan harfidir desek yeridir. Başarılıdırlar, saygı görmeye ihtiyaçları vardır. sıra dışı düşünceleri onları uçlarda yaşayan insanlar haline getirir. Mahremiyet ise en önem verdikleri konudur. Kendine ait sırları vardır. Eğer içindeki potansiyeli dışarı aktaramazsa, utangaç ve içedönük bir karaktere bürünürler. Ayrıca toplumdan memnun olmayan ve tatminsiz biri haline de gelebilirler.

(L) harfi insanları işkolik ve başarı odaklı insanlardır. Araştırmacı inatçı ve güçlü oldukları gözlenir. Zaten ilk bakışta onların ne kadar sağlam ve güçlü bir karaktere sahip olduklarını anlayabilirsiniz.Para kazanmak, servet sahibi olmak en büyük arzularıdır. Daima önde olmayı isterler. Zaten disiplinli yapıları onları zirveye kolayca taşır.

(M) İsminde M harfi olanlar sorumluluk sahibi, yardımsever, sakin ve yaratıcı insanlardır. Onlar gelen enerjiyi geri çevirir. Depresyon ve melankoliye meyilli olsalar da, genellikle idealleri uğruna yılmadan mücadele ederler. Aşkta ise romantik ve baskıcıdırlar.

Yönlendirmeyi severler. Güneş gibidirler; etrafa ışık saçarlar. Fakat bazen yakıcı olabilirler, her an patlamaya meyillidirler. Sıcak kalpli, sevgiden beslenen ve şefkatli insanlar. N harfi insanı enerjisi çabuk tükendiği için atak olmaz.

Ama özgürlüğüne aşırı derecede düşkündür. Bu yüzden kimi zaman asi tavırlar sergileyebilir. İletişim ve zeka en belirgin özelliğidir. Hayal güçleri o kadar kuvvetlidir ki, bazen gerçekle düşü birbirine karıştırır. Sevinç ve üzüntü onlarda aynı anda yaşanır. Zorlayıcı bir kişiliğe sahiptirler. Fırsatlara hemen atlayıp, aceleci tavırları yüzünden yanlış yapabilirler.

(O – Ö) Dışarıdan aldığı enerjiyi içinde saklar, dışarıya kapalıdır. Bu da onu biraz bencil gösterir. Fazla duygusal oldukları için kıskançlığa da yatkındırlar. Sevdiklerini çok sahiplenirler. Ama yine kendi istekleri ağır basar.

Empati yetenekleri pek gelişmemiştir.İnatçılıkları bazen insanları sinirlendirecek noktaya ulaşır. Başarılı olmayı dilerler. Azimle çalışırlar ve istediklerini elde ederler. İnsanların hayranlıklarını kazanmak isterler ve pohpohlanmak hoşlarına gider.

(P) Çevresinden aldığı enerjiyi sadece kendisine kullanan P harfi insanları, oldukça da yardımseverdirler. P harfi, dengeyi ifade eder. Aynı zamanda Ay’ın etkisindedirler ve bu gezegenin enerjisini taşırlar.

Bu yüzden duygusal durumları çabuk değişir ve aile hayatına düşkündürler.
Sevgi ve şefkat onlar için önemli kavramlardır. İnatçı olmaları ise onların en kötü özelliğidir. Bildiklerinden şaşmazlar ve iletişime kendilerini kapatırlar.

(R) Enerjisi yüksek bir harftir ve R harfi insanlarının en büyük özellikleri sabit fikirli olmalarıdır. İnatçıdırlar, kendi düşüncelerinin doğru olduğuna inanırlar. Oldukça zekidirler ve çabuk olgunlaşırlar.Hedefleri daima yüksektir.

Amaçlarına ulaşmak için, değer verdikleri insanlardan yardım istemekten çekinmezler. Ama kendileri zaten başlı başına bilgi küpüdürler. Her konuda söyleyecekleri bir şeyleri vardır.

(S – Ş) Karizmatik yapısı, sıcakkanlı davranışları onu sempatik bir hale getirir. Duygusaldırlar, kırılmaktan korkarlar. Karar alma aşamasında zorlanabilir, ani tepkiler vermeye meyillidirler. Para kazanmakta ise doğal bir yetenekleri vardır.

(S-Ş) harfi insanı, güçlü ve sağlam yapısıyla tanınır. Mücadele etmekten çekinmez ve zorluklar karşısında çabuk yılmaz. Üretken olduğu için el attığı her işte farklılık yaratır. Toplum tarafından bilinmek, tanınmak ister.

(T) Aynı anda birkaç işle uğraşan, dikkatleri çabuk dağılan ve sıkılan, canlı ve neşeli insanlar. İsmi T ile başlayan insanlar yaratıcı özellikleri gelişmiş, eğlenceli ve iletişimi kuvvetli insanlardır. Özellikle el becerileri çok kuvvetlidir.

Bu harfin insanları kendilerini zaman zaman eksik hissederler ve diğer yarılarını bulmaya çalışırlar. Bu da onları sürekli bir arayışa iter. Değişim onlar için kaçınılmazdır. Sabırsız olmaları en büyük eksikleridir. İsmi “t” ile bitenler başladıkları işleri bitirmekte zorlanırlar çünkü çabuk sıkılırlar. Yarım bırakma huyları çok fazladır.

(U-Ü)İsminin ilk harfi U-Ü olan kişilerin öne çıkan olumsuz yönü, bireysel kararlar alması olduğu gibi kararlarından tereddüt yaşamalarıdır. Elementlerinde ateş olması bu kişilerin tutkulu ve şanslı olduğunun işaretidir. Yetenekli ve sezgileri kuvvetlidir. İç seslerine güvenirler. Sabırlı ve paylaşımcı özellikleri ağır basar.

(V) harfi insanları hayalperest yönleriyle tanınırlar. Bazı şeyleri iç dünyalarında yaşamak onlara daha kolay gelir. Bir yandan şefkatli ve duyarlı iken, tanımadığı insanlara karşı mesafeli ve soğuk olabilir.Hassas olması, çabuk kırılmasına neden olur. Herkesin lafını kafaya takabilir. Manevi yönü çok gelişmiştir. Zaman zaman yaşadığı hayal kırıklıkları iş hayatına da yansır. Dış etkenlere oldukça açıktırlar. Hassas, kırılgan ve içe dönük…

(Y) İsmi Y harfiyle başlayanların sezgileri oldukça kuvvetlidir. Huzur ve uyum tek amaçlarıdır. Bulunduğu ortamda barış olmasını isterler. Arkadaş canlısı, ev hayatını seven, sempatik bu insanlar ağır hareket ederler.

Fakat attıkları adımlar güvenilir ve sağlamdır. İsminin son harfinde “y” olanlar genellikle başladıkları işleri geç bitirirler. Fakat mutlaka en iyi işi çıkarmış olurlar. Güzelliklere ve sevilmeye düşkündürler.

(Z) İsmi Z harfiyle başlayan insanlar kendilerinden emindirler ve başkalarından akıl almak yerine kendi bildiklerini okurlar. Mantıkları ön plandadır; otoriter tavırları onları doğuştan lider yapar.
Hızlı hareket etmeleri ve meydan okuyan halleri onları ele verir. Hayal kırıklığına uğramaktan nefret ederler ve böyle bir durumda çabuk sinirlenirler.

Harflerin Karakter Özellikleri… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/harflerin-karakter-ozellikleri-6922.html/feed 0 6922
Artık canına tak etmişti… http://www.habermuhtesem.com/artik-canina-tak-etmisti-6919.html http://www.habermuhtesem.com/artik-canina-tak-etmisti-6919.html#respond Mon, 05 Nov 2018 03:15:28 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6919 Artık canına tak etmiş, babasının her an üzerinde hissettiği gölgesiyle gelen ikazlarına söylemlerine dayanamıyordu, evi terk etmeye karar vermişti.

Artık canına tak etmişti… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Artık canına tak etmiş, babasının her an üzerinde hissettiği gölgesiyle gelen ikazlarına söylemlerine dayanamıyordu, evi terk etmeye karar vermişti.

“Diş fırçalarken suyu boşa akıtma.”,”Odadan son çıkan kim, neden ışıklar hâlâ açık?”,”Aldığını yerine koy, tırnak makasının yeri burası mı?”,” Ceketinin yeri koltuğun üzeri değil.” gibi ardı arkası kesilmeyen uyarılarla büyümüştü.

Nihayet sabah bir iş görüşmesine gidecekti ve eğer işe girip para kazanmaya başlarsa, ilk maaşını alır almaz aile evini bırakıp, hemen kedisine küçük bir ev tutacaktı.

Sonunda istediği gibi rahatça kimse karışmadan kendi hayatını yaşamak istiyordu. “Ceketimi saldalyeye mi koydum, koltuğa mı bıraktım, askıya mı astım yere mi attım kime ne, oh be..” diye hayal kuruyordu.

Sabah, babası onu kapıda uğurladı.tabi ki aynı şekilde nasihatlerle; “Oğlum, dikkatli ol ve bütün soruları cevaplamaya çalış, acele etme soruları iyi anla.” dedi. Bunlar son ikazlar olur diye içinden geçirerek, babasının yüzüne bakıp başını sallayıp evden ayrıldı.

Görüşmenin yapılacağı adresteki iş yeri büyük bir bahçe içerisindeydi. Hem garaj girişi hem yaya girişi demir kapısı vardı. Yaya giriş kapısı açıktı fakat kapının oldukça büyük demir sürgüsü dışarıdaydı, giren çıkana çarpmasın diye sürgüyü geri çekti.

İçeri girdiğinde binaya doğru giden parke taş yolda boşa akan bahçe hortumu tam önündeydi. Suyu kapatmak istedi lakin hortumun çıktığı kutu kilitliydi.

Hortumu alıp çiçek ve çimenlerin olduğu tarafa koydu. Tam binaya girecekken kapı önündeki vantilatörün rüzgarını hissetti, boşa çalışmasın diye vantilatörü kapattı. Eksik ve yanlışları düzeltmek onda bir huy haline gelmiş ama o farkında değildi. Artık huyu nefsine galip geliyordu.

Oradan koridora gelince üzerindeki okla “görüşme salonuna gider”, yazan bir kağıt ters bir şeklide asılı durduğunu görünce kağıdı düzeltip, görüşme salonuna girdi, diğer adaylar oturmuş sıralarını bekliyorlardı. Salonda ışıkları açıktı ve günün ışığı yeterince her yeri aydınlatıyordu.

İlk önce aldırmak istemedi, lakin babasının ikazını hissetti, sesini duyar gibi oldu “kapatın şu ışıkları” diyordu sanki. Duramadı hemen gidip ışıkları kapattı ve sırasını beklemek için bir kenara oturdu.

Sırası gelince görüşme odasına çağrıldı. Odada oturan kişi evraklarını istedi. Kısa bir süre inceledikten sonra, işe ne zaman başlayabileceğini sordu. Bunu bir tuzak saydı ve “evet bu imtihanın bir parçası olmalı.” dedi kendi kendine.

Babasının söyledikleri geldi aklına, ne demek istediler acaba diye düşündü. Fakat ne cevap vereceğini de bilemedi.Tedirginliği yüzüne yansımaya başladı.

Durumu fark eden karşısındaki adam; “Biz burada hiç kimseye soru sormadık. Adayları cevaplarıyla değil davranışlarıyla değerlendirmek istedik. Adaylardan hiç birisi senin gibi davranmadı. Bahçe girişinden itibaren herkesi izledik.

Açık sürgü demiri, boşa akan su, vantilatör, ters kağıt ve ışıklar hepsi imtihanın birer aşamasıydı. Bu sınavı başarılı bir şeklide tek sen geçtin. Yeni işin hayırlı olsun.”

Babasının disiplini ve sürekli ikazlarına, kızması geldi aklına ondan pişmanlık duydu ve bu işi sadece disiplinle kazandığını anladı. Eve çok mutlu döndü. Hayatta başarılı olmanın yolu, kaç soru cevapladığınızla beraber, disiplin ve çevremize gösterdiğimiz hassasiyetten, sorumlu davranışlardan geçiyor…

Artık canına tak etmişti… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/artik-canina-tak-etmisti-6919.html/feed 0 6919
Kardeşim akıllı bir çocuktu ama… http://www.habermuhtesem.com/kardesim-akilli-bir-cocuktu-ama-6916.html http://www.habermuhtesem.com/kardesim-akilli-bir-cocuktu-ama-6916.html#respond Mon, 05 Nov 2018 03:09:14 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6916 Disleksi nedir, hayatımızı nasıl etkiler?

Kardeşim akıllı bir çocuktu ama… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Disleksi hakkında bir twitter kullanıcısı olan Buket (@sertbudak1) tarafından yazılan bu yazıyı dikkatle okuyun ve lütfen paylaşın!

Kardeşim akıllı bir çocuktu ama bazı şeylere kabiliyeti yoktu. Örneğin ayakkabısını bağlamak konusunda sıkıntı yaşıyordu. Çatal kaşık kullanırken sıkılıyordu. Basit bir takım motor becerilerinde aksama vardı. Sağını solunu öğrenemiyordu.

Sonra biz bunu ana okuluna yazdırdık okula direkt bu şekilde başlarsa zorlanır diye. Sürekli okuldan kaçmaya başladı, verilen el işlerini yapamıyordu, harfleri ters yazıyordu, boyama kağıtlarını taşırmadan boyayamıyor nefret edip karalıyordu. Bu dönemde zorbalık görmeye başladı.

Derdini anlamıyorduk, ben ondan 3 yaş büyük bir çocuktum sadece, annem babam da taş çatlasın 10 senedir şehirdeydi, maddi olarak zorlandığımız dönemlerdi ama bizimkiler sağolsun hiçbir şeyimizi eksik etmezdi, ama anlamıyorduk neden böyle. Okula başlayınca düzelir dedik.

Ana okulunda diğer çocuklar tarafından sevilmemesi nedeni ile zaten yenik başladı brinci sınıfa. Aynı sorunlar burada da baş gösterdi. Yapamıyordu. Harfleri ters yazıyordu, öğretmenler azarlıyordu, evde ders çalıştırıyorduk, bir satır önce yazdığını diğer satırda yanlış yapıyordu.

Öğretmenler asla yapıcı değildi, biz de tahammülsüzleştik ders çalıştırırken artık sinirlerimiz dayanmıyordu, bağırıp çağırdığımız oluyordu ödev yaparken. Buna ek olarak okuldaki zorbalık arttı arttı arttı. Sen özürlüsün, delisin falan diyenler oluyordu. Çocuk iyice içine kapandı.

Sonra bir de fiziki zorbalık başladı, bir şekilde sataşıyorlardı, tuvalete kilitliyorlardı, bu dönemde bir sürü fobiye sahip oldu, hiç arkadaş edinemedi ve sürekli pasifti. En büyük hatayı yapıp Özel Eğitim Sınıfı’na yolladılar.

Ben de bu dönemde onu korumak için erkeksileşmiştim, sürekli tenefüslerde kardeşimi arardım, başına kötü bir şey getiren varsa gidip bulup döverdim, abladan abiye dönüverdim o dönemde. Her vakit aklım ondaydı.

Özel eğitim sınıfında ciddi anlamda zihinsel engelli çocuklar vardı, bizimki onlarla aynı ortamda bulunduğunda bile sinirleri iyice harap oluyordu. Korkuyordu ve deli olmadığını kanıtlamaya çalışıyordu kendince. Okula gitmemek için yalvarıyordu bize.

Bu dönemde birden fazla psikoloğa, psikiyatra götürdük. Hatta bir yerde uykusunu takip etmişler, sözde rüyalarını izlemişlerdi. Her seferinde zihinsel hiçbir sorunu yok çok akıllı, AÇILIR diyip yolladılar. Açılmadı.

İte kaka hocalarla konuşa ede sınıf geçiyordu, bir kez sınıfta da kaldı. Okumayı öğrenemiyordu çocuk, yanlış heceliyordu. Matematik hesabı yapamıyordu. Çarpım tablosu öğrenemiyordu. Yanlış ve okunaksız yazıyordu. Yalnızdı ve çok stres altındaydı.

Bir şeyi yok diyen doktorlar yüzünden biz de ona tembel muamelesi yapıyorduk. Cidden sevmiyordu ve ekstra tembellik de ediyordu. Futbol takımına falan almıyorlardı tenefüslerde bile, senelerce evin koridorunda tek başına futbol ve dolaba taktığımız plastik potayla basket oynadı.

Özel hoca tuttuk. Tatlı dil durumu düzeltmeyince bağıra çağıra ders veriyordu. Zorluyordu. Vurduğu oluyordu. Bizimki iyice koptu, özgüveni tamamen bitti. Herkesin onunla dalga geçtiğini düşünmeye başladı, fobileri çığırından çıktı. Tuvalette bile kapıyı kapatamıyordu.

Liseye başladı bizim müdürlere yalvarmamız sayesinde, beraberinde direkt sigaraya da başladı tabi. Bu dönemde bir iki arkadaşı oldu ama gelip geçiciydi. Okuldan kaçıyor sürekli sigara içiyordu. Zaten okuması bile tam yoktu liseye başladığında, 2 sene üst üste kalınca atıldı.

Sonra da işe girdi, akrabaların yanına soktuk, birkaç iş değiştirdi, hesap gerektiren işler yapamıyor, el işçiliği gerektiren işler de pek yapamıyor, çelimsiz ve kısa, kas gücü pek yok, ama çalışkan ve sessiz. O dönem tekrar psikoloğa gitmeye başladık, disleksi tanısı konuldu.

20 yaşına gelmişti, askerden hemen önceydi. Buna uygun baştan eğitim alması gerekiyor dediler, bu sefer de kendisi kabul etmedi. İstemiyorum bundan sonra diye. Yaşadığı stres ve sigara yüzünden kalp ameliyatı oldu aynı dönemde.

Askere kendini sınama arzusuyla gitti geldi, bir fabrikada çalışıyor şimdi. 23 yaşında, hala iş yerindekilerden ara ara zorbalık görüyor. Geçenlerde tuvalete kitlemişler şaka yapmak için, baygınlık geçirmiş. Ha ha. Ne komik.

Yani düşünüyorum hali ile, ilkokulda uygun bir eğitim alsa, sosyal anlamda böyle olur muydu? Eğitim hayatı nasıl olurdu? Herkes okumak zorunda değil tabi, ama bu kadar stres yaşar mıydı? Hobisi olur muydu mesela?

Mutsuz görünmüyor. Online bir dünyası var. Arada terapiye gidiyor ama sürekli gitmeye ikna olmuyor, ondan da sıkılıyor. Gece vardiyasından geldi şimdi, bunları yazarken horul horul uyuyor. Yorgandan çıkan seyrelmiş ince saçlarını izliyorum.

Disleksi elbette zihinsel bozukluk değil. Kardeşimin ve onlarca çocuğun yaşadığı da bu özgün öğrenme farklılığının getirdiği zorbalık ve örneğin askerde sol sağ sol yürüyememek gibi meselelerin yarattığı sosyal problemler. Bunu aşanlar da var aşamayanlar da. Bu hususa dikkat. (Buket @sertbudak1)

Kardeşim akıllı bir çocuktu ama… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/kardesim-akilli-bir-cocuktu-ama-6916.html/feed 0 6916
UYKUNUN ÖNEMİ VE KAÇ SAAT UYUMALI? http://www.habermuhtesem.com/uykunun-onemi-kac-saat-uyumali-6910.html http://www.habermuhtesem.com/uykunun-onemi-kac-saat-uyumali-6910.html#respond Sat, 27 Oct 2018 16:50:47 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6910 Canlılar hayatta kalmak için çevreden enerji toplayıp bunu vücutlarına işlerler. Bu enerjiyi elde etmenin bir yolu da uykudur.

UYKUNUN ÖNEMİ VE KAÇ SAAT UYUMALI? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Canlılar hayatta kalmak için çevreden enerji toplayıp bunu vücutlarına işlerler. Bu enerjiyi elde etmenin bir yolu da uykudur.

Uyku esnasında metabolizma çalışmaya devam eder ancak dinlenme pozisyonuna geçer. Bunun yanında uykunun öğrenme ve bellekle de ilişkisi olduğu kanılarına varılmıştır.

Uyumadan önce konuşulan yada yaşanılan bir olayın üzerine uyuduktan sonra rüya içerisinde görülmesi buna örnek olarak gösterilebilir.

Biyolojik saatimiz yani vücutsal dilimizin uyku ile ilişkisi ise yaşadığımız ritimsel olaylar biyolojik saat ve beynin çalışma disipliniyle ilgilidir.

İnsanların aynı saat diliminde uykusunun gelmesi, sonbahar aylarında melankolik olmamız, açlığımızı hissettiren olgular, kurulan alarmlardan 1-2 dakika öncesinden uyanmamız gibi tüm şaşırtıcı olaylar beyindeki ritüellerimizle alakalıdır.

Bu ritüeller bizleri insan yapar ve bu sayede bazı alışkanlıkları yaşamımızda oturturuz. Uyku ihtiyacının beyinde sinyallendiği saat dilimini uzmanlar 23 olarak tespit etmişler.

Bu saat aralığından sonra vücut inzivaya çekilmek ister, dikkatler ise minimum seviyeye inmekle beraber, tansiyonumuzun da düştüğünü hissederiz. Bu bakımdan uzmanlar uyku hormonun yoğunlaşacağı saatlerde hiçbir şekilde yemek yenmemesi gerektiğini açıkça vurguluyorlar.

Uykunun evrelerine biraz göz atalım: Uyku beş evreden oluşur. Bunlardan 4’ü uykunun %75’ini oluştururken diğer evre yani rem evresi rüyaların görüldüğü evredir.Bu evrede hızlı göz hareketleri, kendini düşer gibi hissetme ve isminizin duyulması gibi halüsinasyonlar yaşanır.

Az uyku uyumaya çalışmak çoğu insana tatlı gelir, fakat az uykudan çok disiplinli uyumanın önemi çok daha önemlidir.

Az uyumanın zararlarına bakacak olursak hiper aktifliğin bir nedeni olarak uykusuzluk karşımıza çıkıyor ve de uykusuzluk beklenmedik erken ölümleri bile tetikleyebiliyor. Günümüz insanın uyku alışkanlıkları maalesef ki en verimli uyku zamanları ile uyuşmuyor.

Mesela gece 22.00 ile 02.00 arası uyku iki kat verimli iken çalışan insanlar, okula giden çocuklar dahil geç vakitlerde yatıyor ve gün boyu uykusuzluk verimsizlik yaşıyorlar.

Gündüz öyle vakti 1 saat uyku 4 saat uyumaya bedelken kimse buna vakit ayıramıyor. Tüm bu sebepleri göz önüne alırsak ortalama, genç bir insanın 7-9 saat aralığı uyuması, orta ve ileri yaş insanların 6-8 saat uyumaları daha dinç hissetmelerine yardımcı olacaktır.

UYKUNUN ÖNEMİ VE KAÇ SAAT UYUMALI? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/uykunun-onemi-kac-saat-uyumali-6910.html/feed 0 6910
İyi Bir Sindirim Sistemi İçin Nasıl Beslenmeliyiz? http://www.habermuhtesem.com/iyi-bir-sindirim-sistemi-icin-nasil-beslenmeliyiz-6906.html http://www.habermuhtesem.com/iyi-bir-sindirim-sistemi-icin-nasil-beslenmeliyiz-6906.html#respond Sat, 27 Oct 2018 16:24:53 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6906 Öncelikle yemeklerimizi sakin bir ortamda yalnızca yemeğe konsantre olarak yemeliyiz.

İyi Bir Sindirim Sistemi İçin Nasıl Beslenmeliyiz? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
1) Öncelikle yemeklerimizi sakin bir ortamda yalnızca yemeğe konsantre olarak yemeliyiz. Beslenmenin en önemli noktası canımız ne yemek istiyorsa vücudun o besine ihtiyacı olduğunu bilmeli ve bunu gözardı etmemeliyiz, vucütta ne eksikse vucüt onu tamamlamak ister ve bu bizim için çok önemlidir.

2) Ana öğünümüzü sindirimin en yoğun olduğu zamanda yani öğlen vakitlerinde yemeliyiz, sabah ve akşam yemekleri daha hafif olmalıdır. Bir önceki öğün tam anlamı ile sindirilmeden başka bir şey yenmemelidir. Açlık hissi tam oluşmadan tekrar yemek yenmesi, sindirim sistemi ve metebolizmanın dahada yavaşlamasına, toksinlerin birikmesine ve yakılamayan enerjinin yağ olarak depolanmasına neden olur.

3) Öğün saatlerinin önemi vardır ama asıl önemli olan şey gerçek açlık halinin oluşmasını beklemektir. Öğün saatlerinin düzenli olması önemlidir fakat bir önceki öğün fazla yenmişse ve açlık hissi oluşmamışsa o öğün atlanmalıdır.

4) Eğer bir aktivite yapılacaksa bu yemekten sonra hemen yapılmamalıdır, yemek yendikten sonra bir müddet beklenmelidir ki vucütta dolaşan kanın yemek yemeyle birlikte mide ve yakın çevresine göllenmesi sonucu dolaşımda ki kan miktarı azalır.Gece yatmadan önce yemek yenmemelidir. Bunlara hafif yiyecekler olarak nitelendirilen yoğurt ve peynir gibi gıdalarda dahildir.

5) Sindirimin başlangıcı ve en önemli olan kısmı yemeğin ağızda çok çiğnenmesidir. Yemeğinizi ağzınızdan iyice çiğnemeden yutmayın.

6) İnsan canı sıkkınken yada morali bozukken bir şey yememelidir. Bu bütün vucüt dengelerinin bozulduğu, sindirim gücünün zayıfladığı ve hormon dengesinin sarsıldığı bir durumdur.

7) Yemek esnasında çok su içilmemeli, yavaş yavaş ve ılık olarak yemekten sonra içilmelidir. Aksine halde yemek arası hızlı ve soğuk su içmek, sindirim enzimlerinin dağılımını olumsuz yönde etkiler.Yemek yiyeceğimiz zaman veya su içeceğimiz zaman daima oturmalıyız. Oturarak yemek oluşacak tokluk hissini hızlanmasını sağlar ve tüketilen gıdanın miktarında azalma olur.

Karışık tatlar tüketirken onlarla beraber süt içilmemelidir. Süt ve sütlü yiyecekler, tatlılar karışımın içerisinde sinerjinin zıddı bir etki yapar ve oluşacak gıdalardan alınan faydayı büyük bir oran ile ortadan kaldırır.

9) Yiyecekler iyi pişmiş ve normal sıcaklıkta tüketilmelidir. Çok fazla çiğ, çok soğuk yada çok sıcak yiyecekler önerilmez.

10) Her gün bir kaşık bal ve bir kaşık çörek otunun yenmesinin, iyi bir sindirim ve günün enerjik geçirilmesine kesinlikle faydası vardır.

İyi Bir Sindirim Sistemi İçin Nasıl Beslenmeliyiz? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/iyi-bir-sindirim-sistemi-icin-nasil-beslenmeliyiz-6906.html/feed 0 6906
Enteresan Bir Alışveriş Hikayesi http://www.habermuhtesem.com/enteresan-bir-alisveris-hikayesi-6903.html http://www.habermuhtesem.com/enteresan-bir-alisveris-hikayesi-6903.html#respond Sat, 27 Oct 2018 16:18:45 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6903 Deniz kıyısında küçük şirin bir tatil kasabası.

Enteresan Bir Alışveriş Hikayesi yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Deniz kıyısında küçük şirin bir tatil kasabası. An itibarıyla kış geliyor, hava da biraz soğuk ve dolayısıyla turistik kasaba bomboş. Sadece sezonluk çalışmayan kasabanın yerli esnafı kalmış, o da çok az sayıda.

Yaza göre nüfus yirmi kat azalmış. Pek tadı olmayan yaz sezonu sonunda alan almış, veren vermiş, giden gitmiş, kalan herkesin de birbirine ufak tefek borcu var ve biraz zor durumdalar. İş olmayınca da esnaf ne yapsın, batan kaçan alacakların peşinden koşacak halleri yok ya, ufakta olsa göz önünde olanlardaki alacaklar gündeme geliyor.

Olacak ya, kasabaya bir turist gelir ve meydandaki tek açık motele girer. Resepsiyona 5 gün kalacağını söyleyip eşyalarını bırakır. Beş günlük oda parası 250 tl’yi nakit bırakır, yemek yiyip biraz dolaşıp geleceğini, odalara bakıp beğenirse kalacağını söyler.

Motel sahibi kendinden emin kabul eder. Turist yemek için dışarı çıkınca motel sahibi hemen aldığı 250 tl’yi götürüp markete borcunu öder. Market sahibi o parayla toptancıya borcunu kapatır. Toptancı sevinçle parayı alıp kapıda bekleyen nakliyeciye borcunu verir.

Nakliyeci parayı aldığı gibi gidip benzinlik sahibine olan yakıt borcunu öder. Benzinlik sahibi de o parayla motel sahibine olan borcunu öder. Aradan geçen bir saatin sonunda turist yemeğini yemiş biraz dolaşmış ve geri gelmiştir.

Biraz mahcup bir şekilde motel sahibine planının değiştiğini ve kasabadan ayrılıp arkadaşları ile buluşacağını motelde kalamayacağını söyleyip verdiği 250 tl oda parasını geri alır, anlayışı için motel sahibine teşekkür ederek motelden ayrılır.

Sonuç olarak turistin bu ziyaretinden ortada somut hiç bir hizmet ve kazanç yoktur, hiç para kazanan da olmuyor, lakin kasaba esnafı birbirine olan borçlarından kurtulmuştur.

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Enteresan Bir Alışveriş Hikayesi yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/enteresan-bir-alisveris-hikayesi-6903.html/feed 0 6903
Madem geri verecektin, niye istedin? http://www.habermuhtesem.com/madem-geri-verecektin-niye-istedin-6890.html http://www.habermuhtesem.com/madem-geri-verecektin-niye-istedin-6890.html#respond Tue, 16 Oct 2018 11:54:39 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6890 Nasrettin Hocayı Merkez camiindeki cuma namazında şevk-u iştiyak ile vaaz ederken dinleyen bir gurup köylü hayran kalmışlardır.

Madem geri verecektin, niye istedin? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Nasrettin Hocayı Merkez camiindeki cuma namazında şevk-u iştiyak ile vaaz ederken dinleyen bir gurup köylü hayran kalmışlardır.

Namaz çıkışı hocanın önünü kesen köylüler eline yapışıp “Aman hocam ne olur bizim köye de gel bizim ahâlinin senin gibi âlim bir zâtı muhteremin nasihatine irşâdına vallahi bu şehirlilerden daha çok ihtiyacı var, ne olur kırma bizi ” diyerek ısrarla davet ederler.

Söz konusu ilim irşat nasihat olunca hoca kıramaz “peki” der.. İki hafta sonrası için sözleşip ayrılırlar. Karalaştırılan Cuma gününde köyde bir heyecan bir telaş, Nasrettin hocanın yolunu hacı yolu bekler gibi bekleyen köylüler gelişini sevinçle karşılar.

Cuma vaktine yakın köye gelen hoca; “Bir kese altın verirseniz konuşurum, yoksa döner giderim” der. Hiç beklenmedik bu istek karşısında ağzı açık kalan köylüler, biraz homurdanarak yarı gönüllü yarı gönülsüz bir şekilde hep beraber kendi aralarından topladıkları bir kese altını hocaya verirler. Nihayetinde harika bir vaaz veren hoca cemaati mest etmiştir.

Para verdikleri için söylenenler de dahil herkes gayet mutlu ve memnun “Bir kese değil on kese de olsa helal olsun”, ” Para verdik ama valla hak ediyor” demekten kendini alamaz.

Cuma namazını kıldırdıktan sonra camiden çıkan hoca aldığı bir kese altını etrafında toplanan cemaatin gözü önünde muhtara iade eder.

Cemaat hem şaşırır hemde merak eder “Bre hocam madem geri verecektin de niye istedin” diye sorulunca Nasrettin Hoca; “Bu birincisi; para ödediğiniz için beni pürdikkat dinlediniz, ikincisine gelince; cebinde para oldumu insan bir başka konuşuyor.” diyerek verdiği cevapla cemaate iki ders birden vermiştir.

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Madem geri verecektin, niye istedin? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/madem-geri-verecektin-niye-istedin-6890.html/feed 0 6890
İki Defa Ölen İki Defa Cenazesi Kılınan Padişah… http://www.habermuhtesem.com/iki-defa-olen-iki-defa-cenazesi-kilinan-padisah-6884.html http://www.habermuhtesem.com/iki-defa-olen-iki-defa-cenazesi-kilinan-padisah-6884.html#respond Tue, 09 Oct 2018 00:43:29 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6884 Okuyacağınız bu hadise, Evliya Çelebi’nin kaydettiğine göre, Sultan Beyazıt Veli’nin hayatında vuku bulmuştur.

İki Defa Ölen İki Defa Cenazesi Kılınan Padişah… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Sosyal medyada paylaşılan bu yazıyı dikkatli okumalısınız. Okuyacağınız bu hadise, Evliya Çelebi’nin kaydettiğine göre, Sultan Beyazıt Veli’nin hayatında vuku bulmuştur.

Osmanlı padişahları arasında, Fatih Sultan Mehmed ve onun oğlu Beyazıt Veli gibi, Abdülhamid Han gibi evliya padişahlar çok gelmiştir.

Fatih Sultan Mehmed’in oğlu Sultan Beyazıt, saltanatları zamanında vefatından yedi sene evveline kadar et yememişlerdi.

Ömrünün son yedi yılını et yemeden geçirmişti. Bir gün o kadar çok paça çorbası yemek istedi ki, artık dayanamayacak hale gelmişti.

Kendisi ise nefsine harp ilân etmişti, muvaffak olmak için uğraşıyordu. En sonunda bir tabak sirkeli ve sarımsaklı paça çorbası getirilmesini emretti.

Paça çorbası geldikten sonra da önüne koyup yemedi ve nefsine hitaben: “Ey nefis! işte arzu ettiğin paça önünde, istersen çık da ye!” deyince hemen ağzından gelinciğe benzer, iki gözleri de kör, bir mahlûk çıkarak tabağın kenarına geçti ve paçayı kuduz köpek gibi içip bitirdi.

Tatmin olup, çorbayı bitirdikten sonra da, geldiği yere geri dönmek maksadıyla Beyazıt Veli’nin hırkasından yukarıya doğru tırmanmaya başladı.

Beyazıt Veli hazretleri elinin tersiyle vurup yere düşürdü, yerde tortop hale gelen mahlûku göstererek “şunu öldürün” diye bağırdı. Oraya en yakın hizmetçi gençlerden birisi yetişip ayağı altına alarak öldürdü.

Hadiseyi zamanın şeyhülislâmı duyduğunda: “Kâmil insan kemalata nefis sayesinde erişir. Nefis insan vücudunun bir direğidir. Bunu kefenleyip gömmek gerek,” diye fetva verdi.

Aynı insan cenazesi gibi yıkayıp kefenlediler ve cenazesini kılıp defnettiler. Cenazede sanki padişahın cenazesi imiş gibi çok kalabalık cemaat vardı.

Beyazıt Kubbesi yakınında bir yere defnedildi. Bundan dolayı halk Sultan Beyazıt Velî hazretleri için “iki kere ölüp cenazesi iki defa kılınan padişah” derlerdi.

İki Defa Ölen İki Defa Cenazesi Kılınan Padişah… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/iki-defa-olen-iki-defa-cenazesi-kilinan-padisah-6884.html/feed 0 6884
Hocam Siz Evliya mısınız diye sormuşlar… http://www.habermuhtesem.com/hocam-siz-evliya-misiniz-diye-sormuslar-6881.html http://www.habermuhtesem.com/hocam-siz-evliya-misiniz-diye-sormuslar-6881.html#respond Tue, 09 Oct 2018 00:31:17 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6881 Nasrettin Hoca bir gün...

Hocam Siz Evliya mısınız diye sormuşlar… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Nasrettin Hoca bir gün köyün dışındaki yeşillik arazide ağaçların altında cemaati ile koyu bir sohbete dalmış vaziyette iken köyün ileri gelen eşrafından kelli felli bir adam onları görür ve işte aradığım fırsat diyerek yanlarına sokulur.

Hocanın bilgeliğini ve hazır cevaplılığı herkesçe malumdur. Lakin bu adam Nasrettin Hocanın hazır cevap ve nükteli konuşmalarını kıskanan onu çekemeyen bir zaattır ve Nasrettin Hocayı küçük düşürmek gayesiyle araya girerek der ki:

“Hocam geçenlerde ki bir sohbetinde evliya olduğunu söylediğini duydum, doğru mu duymuşum?” Hoca da karşısındakinin niyetini keskin zekası ile hemen anlamış, hiç altta kalır mı; Doğru duymuşsun ben evliyalım”

Adam; “Hocam herkes de buna inandı, inandı inanmasına da,lakin öyle kuru kuruya evliya olduğunu söylemekle evliya olunmaz, kanıtla da görelim” der.

Nasrettin Hoca kendinden gayet emin karşılarında duran ağacı işaret ederek; “istersen şu karşıdaki ağacı yanıma çağırayım, oda buraya gelsin”

Adam şaşırır, cemaat şaşırır, heyecanla ağızları açık vaziyette hocayı izlemeye devam ederler. Hoca yine gayet kendinden emin bir şekilde ağaca doğru seslenerek çağırır, ağaçtan hareket yok ikinci kez ağaca seslenir ağaçta yine hareket yok. üçüncü kez ağaca seslenir elbetteki ağaçta yine hareket yok.

Adam zafer kazanmış edasıyla; “hocam bırak ağacın yanına gelmesini ağaçta yaprak kımıldamadı.” Nasrettin Hoca şekilde ağacın yanına gider cemaate dönüp derki; “Evliyalık aynı zamanda gelmeyene gitmektir, evliyada kibir olmaz..o bizim yanımıza gelmezse biz onun yanına gideriz.”

Hoca baktı ki cemaat birşey anlamamış öylece bakıyor, sesini yükselterek tekraralar; “Tövbe ya Rabbim, o zaten gelmez biz gideriz, mübarekler yanınıza gelen ahmağın beni küçük düşürmeye çalıştığını anlamazsanız, sizde onunla beraber öylece beklersiniz ağaç gelecek diye”

Hocam Siz Evliya mısınız diye sormuşlar… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/hocam-siz-evliya-misiniz-diye-sormuslar-6881.html/feed 0 6881
Sevginin sadece sözünü edenlerle… http://www.habermuhtesem.com/sevginin-sadece-sozunu-edenlerle-6878.html http://www.habermuhtesem.com/sevginin-sadece-sozunu-edenlerle-6878.html#respond Thu, 04 Oct 2018 14:16:08 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6878 Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?

Sevginin sadece sözünü edenlerle… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” diye.

Sonra ermiş onlara dönüş ve biraz düşündükten sonra, “Bakın göstereyim”demiş. Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine ve başlamışlar beklemeye.

Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıkları getirmişler. “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koyulmuş.

Sonra misafirler “Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü ağızlarına götüremiyorlar. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Hiçbiri bir yudum çorba içememiş. Bunun üzerine ermiş;

“Şimdi, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe”demiş.
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa.

Yine tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da bir metre boyunda kaşıklar. “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz, buyurun” denince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını.

Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. “İşte” demiş ermiş; “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır ve kim gönülden sevgi ve muhabbetle kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz”

Şunu da unutmayın: Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman.

Okuduğunuz için Teşekkür ederiz. Okursanız sadece siz faydalanırsınız fakat paylaşırsanız herkes faydalanır. Lütfen 1 kez paylaşın…

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Sevginin sadece sözünü edenlerle… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/sevginin-sadece-sozunu-edenlerle-6878.html/feed 0 6878
Hz. Ali (r.a) ile Yahudinin Davası! http://www.habermuhtesem.com/hz-ali-r-a-ile-yahudinin-davasi-6875.html http://www.habermuhtesem.com/hz-ali-r-a-ile-yahudinin-davasi-6875.html#respond Thu, 04 Oct 2018 14:05:16 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6875 Bir yerde adalet var mıdır, öteki haklar da var demektir. Yoksa bile, var olan adalet sayesinde öteki haklar da gelebilir.

Hz. Ali (r.a) ile Yahudinin Davası! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bir yerde adalet var mıdır, öteki haklar da var demektir. Yoksa bile, var olan adalet sayesinde öteki haklar da gelebilir.

Bir yerde adalet yok mudur, öteki haklar da yok demektir. Olsa bile adaletsizlik yüzünden öteki haklar da yok olmaya mahkûm demektir.

Bundan dolayı hadis kitaplarında adaletin mülkün temeli olduğu yolundaki şu orijinal ifadeyi takdir ve tefekkürle okumaktayız.

Et-tacdaki ifade aynen şöyle: – El adlü esasül-mülk! Adalet mülkün temelidir! Gariptir ki çağımızın ilim ve fikir adamları bunda fikir birliği içinde oldukları halde, bu adaleti İslâmın temin ve tesis ettiğinde müttefik değiller, hatta itiraz bile etmektedirler.

Onlardan bazılarına göre İslâm evrensel bir adalet getirmemiş; çağımızın aradığı, insanları adalet karşısında eşit gören bir sistemi öngörmemiştir. Dolayısıyla günümüzün ihtiyacını karşılamaktan uzaktır İslâm.

Halbuki daha İslâmın ilk günlerinde yaşananlar, onların iddialarını teyit değil tekzip etmektedir. Bütün siyer ve İslâm tarihinde geçen şu evrensel adalet örneği bize kesin bilgi vermektedir.

Hem de sıradan bir Yahudi ile Müslümanların 4. halifesi Hazreti Ali arasında eşit şekilde cereyan eden bir adalet örneğidir bu.

Olay şöyle cereyan eder: Hazreti Ali Efendimiz, Sıffîne giderken yolda devesi üzerindeki heybede bulunan zırhını düşürür. Arkasından gelen bir Yahudi ise zırhı bulup alır; ama kimseciklere söylemez. Aradan zaman geçer Hz. Ali, zırhı Yahudinin elinde Kûfede görünce hemen tanır ve sahip çıkarak ister:

– Bu zırh benimdir. Nerede buldun ise bulup almışsın, zırhımı geri ver, der. Yahudi inkâr eder: – Zırh benim elimdedir, öyle ise benimdir.

Halife Hazreti Ali başkanlık nüfuzunu kullanarak zırhı alabilirdi, ama o zorla almaz da teklifini şöyle yapar:

– Ben zırh benimdir diyorum, sen ise değil diye diretiyorsun, bunun çaresi adalete gitmektir. Buyurun birlikte gidelim mahkemeye.

Ve Müslümanların halifesi Hazreti Ali, sıradan bir Yahudi ile yan yana mahkemeye çıkar; adalet önünde eşit şekilde ifade verir.

Davayı meşhur hukukçu Kadı Şüreyh görmektedir. Sorar: – Ya Ali, bu zırhın senin olduğuna şahidin var mıdır? – Var efendim, oğlum Hasanla hizmetkârım Kanber şahidimdir.

Kadı Şüreyh hiç beklemeden cevap verir: – Oğlunla hizmetçin senin yakınlarındırlar, senin hakkında şahitlikleri geçerli değildir. Başka şahidin var mı?

– Yok efendim. – Öyle ise zırhın sana ait olduğunu ispat edemediğinden, davayı kaybetmiş oluyorsun. Zırh kimin elinde ise sahibi odur.

Hayret ki hayret! Müslümanların halifesi Müslümanların mahkemesinde Yahudi aleyhine açtığı davayı kaybediyor; Yahudi kazanırken halife adalete boyun eğerek, itiraza yönelmiyor, rıza gösteriyor.

Manzarayı ibret ve hayretle seyreden Yahudi nihayet insafa geliyor ve gerçeği itiraf ederek şunları anlatıyor:

– Ey müminlerin emiri, bu zırh gerçekten de sizindir. Ben sizin arkanızdan giderken yolda rastladım. Sizin düşürdüğünüz kesin.

Gördüğüm bu adalet karşısında daha fazla direnmiyor, ben de Müslüman oluyorum. Adaletin böylesi ile sadece Arabistanı değil bütün dünyayı idare etmek mümkündür.

Evet, İslam Dini adalet önünde daha ilk günlerden itibaren insanları eşit tutmuş; hatta sıradan Yahudi ile halifeyi yan yana eşit haklarla muhakeme ederek halifenin kaybetmesine bile hüküm çıkartmıştır.

Demek bugünkü dünyanın hedefinde İslâmın ta o günlerde tesis ettiği evrensel adalet anlayışı vardır. Varabilirse ona varacak, o örnekleri yeniden tatbik ve icra edecektir. Evrensel hukuk da bu anlayışı aramaktadır bugün. (Sorularla İslamiyet, Adalet Mülkün Temelidir yazısından alıntıdır.)

Hz. Ali (r.a) ile Yahudinin Davası! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/hz-ali-r-a-ile-yahudinin-davasi-6875.html/feed 0 6875
Yağda Yumurta… http://www.habermuhtesem.com/yagda-yumurta-6859.html http://www.habermuhtesem.com/yagda-yumurta-6859.html#respond Tue, 18 Sep 2018 19:49:20 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6859 Ben küçücüktüm ve biz yoksul bir aileydik.

Yağda Yumurta… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ben küçücüktüm ve biz yoksul bir aileydik. En sevdiğim yemek yağda yumurtaydı, yokluk işte bazen o bile lükstü. Hatırlıyorum, çocuk aklı tutturdum bir gün yumurta diye, annem nereden bulduysa bana yağda bir yumurta kırdı.

Ben sevinçle yerken yanıma oturup, sevgiyle, şevkat dolu gözlerle beni seyretti. “Hadi anne sende ye” dedim anneme.
Başımı okşayarak “Ben yumurta sevmem ki yavrum, senin için yaptım” dedi.

Yıllar sonra, büyüyüp aklım erince bir vesile ile annemin yumurtayı çok ama çok sevdiğini öğrendim.

Gözlerim doldu, anneme öyle bir sarılıp ağlamak geldi içimden ama kendimi zorla sıkıp tuttum. O an dünyadaki bütün yumurtaları annem içim almak geçti gönlümden.

Sevgiyi anlat deseler bana gözlerim yaşarır anlatamam, hep bu gelir aklıma; Anlatamam ama sadece anne derim, annelik derim, annem derim anlayana bu zaten yeterlidir, tarif, izah gerekmez, bunu anlar, anlamayana da kimse anlatamaz.

Her kadın, ister anne olsun ister olmasın içinde bir annelik şefkati merhameti barındırır, bu onu anaç yapar sevdiklerini koruma kollama içgüdüsü ile davranır, bu kadını değerli kılandır, sevgi dolu kılandır, duygusal kılandır, saygıdeğer kılandır.

Ben o gün anlamıştım gerçekten sevmenin, sevdiğin için çok sevdiğinden vazgeçmek olduğunu, benim annem öyle bilgili, tahsilli de değildi, ilkokul mezunuydu.

Anladım ki çok sevmek için, anne olmak için sevmenin ne demek olduğunu bilemek, şiir, edebiyat , çok bilmişlik gerekmezmiş, diplomalara da gerek duyulmazmış.

Bu tarif edilmez sevgi şefkat ve merhamet duygusunun tarif edilemez bir başka yönüydü; Sadece seversin,verirsin, vazgeçersin, fedakarlık yaparsın. Bunu bir anneden daha iyi kim yapabilir.

Binlerce sevgi anlatan kitap okumanıza gerek kalmadan, sevgiyi bilmek ve öğrenmek için bir annenin davranışlarını gözlemlemeniz yeterde artar bile.

Eve geldiğinizde öyle bir sorar ki “Karnın aç mı diye” ve gözünün içine bakar, o sorunun sevgi derinliğini hiçbir kitap anlatamaz.

İnsanlar, acıyı anne yüreğinden, sevgiyi ancak bir annenin evladına bakışından, özveriyi bir annenin anaçlığından, iyiliği bir annenin evlada davranışlarından, anlayışı bir annenin evlada hoş görüsünden karşılıksız vermeyi bir annenin evlada fedakarlığından öğrenebilirler. Annesi yanında olanlar, hayatta olanlar, farkında mısınız…

Yağda Yumurta… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yagda-yumurta-6859.html/feed 0 6859
Yılmaz yeni liseye başlamış bir geçti… http://www.habermuhtesem.com/yilmaz-yeni-liseye-baslamis-bir-gecti-6853.html http://www.habermuhtesem.com/yilmaz-yeni-liseye-baslamis-bir-gecti-6853.html#respond Mon, 17 Sep 2018 16:37:03 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6853 Yılmaz liseye başlamış, yeni yetişen genç bir delikanlıdır.

Yılmaz yeni liseye başlamış bir geçti… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yılmaz liseye başlamış, yeni yetişen genç bir delikanlıdır. Aklını ne derslerine ne de okuluna hiç mi hiç vermeyen, anne ve babasını endişeyle peşinden koşturan biraz haylaz bir çocuktur.

Bir gün okul dönüşü evdeki posta kutusundan aldığı mektubun hayatını değiştireceğini hiç kimse tahmin bile etmezdi.

Kendi ismine gelmiş bir zarfın içinde, çiçekli bir kağıt ve üzerinde şu satırlar yazılıydı: “Merhaba Yılmaz. ben seni uzaktan uzağa seven bir genç kızım.

En büyük hayalim ileride seninle evlenebilmek, beni görünce beğeneceğinden de adım gibi eminim. Bu arada adım Meliha. Ancak yaşlarımız çok küçük olduğu için birkaç sene beklememiz gerekecek.

Bu süre zarfında mektuplarımızla birbirimizi çok daha iyi tanıyıp seveceğimizi umuyorum. Mutaassıp bir ailem var o sebeple yalnız yada çok sık dışarı çıkamıyorum.

Sadece gerekince evin ihtiyaçları için kısa süreliğine dışarı çıkıyorum, vaktimin çoğunu evde geçiriyorum. Eğer istersen verdiğim posta kutusuna mektup yazıp gönderebilirsin.

Eğer karşılık verirsen çok mutlu olurum heyecanla bekliyorum.” Artık haftada bir iki kez hacı yolu bekler gibi mektuplar gidip gelmeye başlamıştı.

Yılmaz’ın her mektupta bu tanımadığı kıza karşı ilgisi sevgisi artıyordu. Her mektup sanki Yılmaz’ı farklı şekilde yönlendirmeye başlamıştı. “Yılmaz ne kadar kötü bir yazın var ilkokul 1 gibi”,

Yılmaz günlerce yazısını daha düzgün hale getirmek için defterler dolusu alıştırma yapar. “Yılmaz çok kısa yazıyorsun, biraz daha uzun yazabilir misin, bana okulunu derslerini neler öğrendiğini anlatabilirsin, tek tesellim senden gelen mektuplar”

Yılmaz artık dışarı çıkmaz akşamları odasına çekilir kendini beğendirmek için saatlerce müsveddeler yaparak, mektuplar yazar, her gün neler yaptığını okulu dersleri uzun uzadıya yazarak anlatmaya başlar.

Meraklı bir kız olan Meliha değişik farklı sorular da sormaya başlamıştır. ” Ben büyüyünce önce Türkiye’yi gezmek istiyorum. Mesela Van Gölünü çok görmek isterim, oraya nasıl gidilir, giderken nerelerden geçilir, oralardaki insanlar nasıldır, neler yaparlar nasıl yaşarlar.

Bir de İtalya’yı merak ediyorum.” Bazen de o kitabı okudun mu, bu kitabı okudun mu? Diye sorar. Yılmaz’da küçük düşmemek adına bir gecede kitap okuyup bitirmeye, coğrafya, edebiyat ders kitaplarından onun merak ettiği bilgileri azami gayretle öğrenip mektuplarında yazmaya devam eder.

Bir mektubunda ona şöyle yazmıştı “Seninle muhakkak görüşmeye karar vermiştim. Geçen okul dönüşünde yolunu bekledim. Kusura bakma ama üstün başın çok fena dağınık halde ayakkabıların çamur içindeydi.

Bunu görünce seni mahcup etmekten korkarak yanınıza gelemedim” Yılmaz o durumunu hatırladı ve fena halde utanıp üzüldü. O günden sonra da giyimine dikkat etmeye başladı.
Okul sezonu sonunda Yılmaz inanılmaz bir çocuk olmuştu.

O haylaz tembel çocuk gitmiş yerine, sınıfın öğretmenlerin gözdesi başarılı bir öğrenci gelmişti. Lakin anneler her zaman endişelidir.Bir akşam, babasına ” Oğlumuzun durumu ne olacak? diye sorar, baba ise gelişmelerden gayet memnun evladını yakından takip etmektedir.

“Ne için endişelendiğini anlamadım, bak çalışkan bir öğrenci oldu, okulda herkes memnun, üstbaş perişan eve gelir okul ders takmazdı, bak şimdi odası bile pırıl pırıl, geceleri de dışarı çıkmıyor, iyi değil mi?”, anne cevap verir

“Bilmiyorum ama geçen odasında bir sürü mektup buldum oğlumuza bir kız musallat olmuş adı Meliha” deyince baba gülmeye başlar.

Sesini alçaltarak: “Korkma Hanım, mektuplarını yazan Meliha benim. Oğlandaki haylazlık arttıkça artıyordu. Biliyorsun bütün gayretimize rağmen bir türlü akıllanmıyordu.

Ne okuldaki öğretmenler, ne de biz başa çıkamıyorduk. Nihayet bir arkadaşım tavsiye etti, bu çare sayesinde dersleri çok iyi hale geldi, seneye sınıf birincisi olacağından eminim.”

Anne şok geçirir “delirdin mi be adam, ne zamana kadar sürdüreceksin bunu, hiç düşünmedin mi çocuğun psikolojisi ne olur, bunu nasıl açıklarsın ona, bir daha sana güvenir mi, hadi ayıkla pirincin taşını,

hiç mi bunlar aklına gelmedi?” der ve çocuğa ders verelim derken ne yapacaklarını bilmez bir halde profesyonel yardım almak zorunda kalırlar. Atlatırlar ancak çocuğun babasıyla arası hiç bir zaman eskisi gibi olmaz, ömür boyu kapanmayan bir yara kalır.

Yılmaz yeni liseye başlamış bir geçti… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yilmaz-yeni-liseye-baslamis-bir-gecti-6853.html/feed 0 6853
Yarım Kalan Aşk… http://www.habermuhtesem.com/yarim-kalan-ask-6850.html http://www.habermuhtesem.com/yarim-kalan-ask-6850.html#respond Mon, 17 Sep 2018 16:28:28 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6850 Yarım Kalan Aşk Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf buldu.

Yarım Kalan Aşk… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yarım Kalan Aşk; Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf buldu. İçinde, çiçekli bir kağıt üstüne, şu satırlar yazılıydı: “Rasim Bey, Ben sizi uzaktan uzağa seven bir genç kızım.

Çok güzel olduğumu korkmadan söyleyebilirim. Dünyada en büyük emelim sizin tarafınızdan sevilmek ve sizin karınız olmaktır. Fakat yaşlarımız çok küçük olduğu için zannederim ki birkaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım.

Mektuplarınızı … adresine taahhütlü olarak gönderiniz. Benim çok mutaassıp bir bey babam vardır ki, çok az sokağa çıkmama müsaade eder. Bununla birlikte belki bir gün ayaküstü görüşebiliriz.

Kendimi şimdiden sevgiliniz ve nişanlınız saydığım için sizinle görüşmeyi fena ve ayıp bir şey saymıyorum. Evde yalnızlıktan çok canım sıkılıyor.

Mektuplarınız benim için bir teselli olacaktır.” On altı yaşına gelmiş her okul çocuğu gibi, Rasim için de hayatta sevilip sevmekten daha önemli bir şey yoktu. Bu mektubu okur okumaz yüreğine bir ateş düştü.

Tanımadığı bu kızı deli gibi sevmeye başladı. O gece sinemaya gidecekti, vazgeçti, erkenden odasına çekilerek kendisini seven bu genç kıza uzun bir mektup yazdı.

Mektubu posta kutusuna attığı zaman birdenbire on yaş büyümüş gibi gurur duyuyordu. İsminin Bedia olduğunu söyleyen bu genç kız, Rasim’in mektuplarına düzenli olarak cevap veriyor, eğer bir iki gün geciktirecek olursa kıyametleri koparıyordu:

“Sizi ne kadar sevdiğini ve sizin mektuplarınızdan başka tesellisi olmadığını söyleyen bir zavallı kızın gözlerini yollarda bırakmak doğru olur mu? Hem mektuplarınızı çok kısa yazıyorsunuz.

Bir rica daha: mektuplarınızı biraz okunaklı yazıyla yazamaz mısınız?” Genç okullu, akşamları erkenden odasına kapanıyor, sevgilisine kendini beğendirmek için saatlerce müsveddeler yaparak, kitaplar gibi uzun mektuplar yazıyordu.

Bedia aynı zamanda meraklı bir kızdı. Bazen şöyle sorular sorduğu da oluyordu: “Evlendiğimiz zaman balayımızı geçirmek için acaba İtalya’ya mı gidelim, İsveç’e mi? Bu iki memleket acaba nasıldır?

Halkı nasıl yaşar ne iş görür? Oralara gitmek için hangi denizlerden hangi memleketlerden geçilir?” Yahut da “Sen Abdülhak Hamit Bey’in Eşber’ini okudun mu?

Küçük düşmemek için, coğrafya ve edebiyat kitapları karıştırıyor, onun istediği bilgiyi toplamak için günlerce çırpınıyordu. Bedia bir mektubunda ona şöyle darıldı: “Sizinle muhakkak görüşmeye karar vermiştim.

Dün okul dönüşünde yolunuzu bekledim. Fakat bir genç kızın sevgilisi olduğunuzu hatırlamamış, çok fena giyinmiştiniz. Üstünüz başınız, ayakkabınız çamur içindeydi. Çocuk gibi arkadaşlarınızla mı boğuştunuz acaba?

Bunu görünce sizi mahcup etmekten korkarak yanınıza gelemedim.” Rasim fena halde utandı ve üzüldü. O günden sonra olağanüstü dikkat ve özenle giyinmeye başladı. Bedia bir kere de onun okuldan çıkar çıkmaz eve gitmemesinden, geceye kadar sokakta dolaşmasından şikayet etmişti.

Acaba kendisi evde onun için ağlarken, o, başka kızların peşinde mi geziyordu? Rasim dünyada Bedia’sından başka hiçbir kızı sevemeyeceğini yeminlerle yazdı ve sokakta dolaşmaya, tesadüf ettiği kızlara göz ucuyla bile bakmaya cesaret edemez oldu.

Bir akşam, Rasim’in annesi Nedime Hanım kocası Ahmet Beyi matemli bir cehre ile karşıladı, ağlamaklı bir tavırla: “Ah Bey, başımıza gelenleri sorma. Oğlumuza Bedia isminde bir kız musallat olmuş. Bugün Rasim’in odasını düzeltirken mektuplarını buldum.

Evladımız elden gidiyor. Bir çare bul.” Ahmet Bey’de hiçbir meraklanma işareti görünmüyor, tersine kıs kıs gülüyordu. Sesini alçaltarak: “Korkma Hanım,” dedi, “oğlana aşk mektuplarını yazan kız benim!

Oğlandaki haylazlık arttıkça artıyordu. Ne okuldaki öğretmenler, ne ben, bütün gayretimize rağmen, ona doğru dürüst yazmayı bile öğretemiyorduk.

Nihayet düşüne düşüne bu çareyi buldum. Rasim’in kıza yazdığı mektuplar sayesinde yeni yazıyı mutlaka öğreneceğinden ve bu sene sınıfı geçeceğinden eminim.

Doğrusunu istersen, ben de eski yazıyı bir zamanlar sana mektup yaza yaza öğrenmiştim.” Reşat Nuri Güntekin

Yarım Kalan Aşk… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yarim-kalan-ask-6850.html/feed 0 6850
Yaşlı bir kadın markete girer… http://www.habermuhtesem.com/yasli-bir-kadin-markete-girer-6847.html http://www.habermuhtesem.com/yasli-bir-kadin-markete-girer-6847.html#respond Mon, 17 Sep 2018 08:28:09 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6847 Yaşlı bir kadın markete girer...

Yaşlı bir kadın markete girer… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yaşlı bir kadın markete girer, elinde üç kutu kedi maması ile kasaya yaklaşır, kedi mamalarını gören kasiyer kibarca

“teyzecim kusura bakmayın ama bunları alabilmeniz için kediniz olduğunu ispat etmeniz gerekir” arakasında bir dizi kuralların yazılı olduğu tabelayı göstererek ” bu konuda marketimizin çok katı kuralları var.

Bir çok yaşlı insan kedi mamalarını kendileri yemek için aldıklarından kediniz olduğunu ispatlamadan size bunları satma yetkimiz yok, üzgünüm”der.

Bunun üzerine yaşlı kadın itiraz edip, söylenmeye başlasa da çare yok, eve gidip kedisini alır ve markete getirir. Market bunun üzerine yaşlı kadına kedi mamasını satar.

Ertesi gün aynı olay tekrar yaşanır, yaşlı kadın bu sefer üç kutu köpek maması almak ister, kasiyer yine aynı kuralları anlatır, tabelayi işaret edip, kadından köpeği olduğunu isbat etmesi gerektiğini, çünkü yaşlı insanların köpek mamalarını kendileri yemek için aldıklarını söyler.

Bunun üzerine yaşlı kadın tekrar evine döner, köpeğini alıp markete gelir ve mamaları alır.

Ertesi gün yine aynı yaşlı bayan markete gelir, artık işi öğrenmiş ve ihtiyacın isbatı kuralını da benimsemiştir. Bu sefer elinde bir kutu vardır ve direk kasiyere giderek, elini içine sokmasını ihtiyacı olanı alacağını söyler.

Kasiyer çekinerek “hayır, içinde bana zarar verecek birşey olabilir” yaşlı kadın; “korkma evladım, kutunun içinde size zarar verebilecek birşey yok, ihtiyacın isbatı, merak etme”diyerek arkadaki tabelayı işaret eder gözüyle “Lütfen elinizi kutunun içine sokun” diye ısrar eder,

Bunun üzerine kasiyer elini kutuya sokar, kutunun içinde yumuşak,cıvık bir şey hisseder, sonra elini çıkarıp koklayınca yerinden fırlar; “ama bu şey… kokuyor..” diye bağırır.

Yaşlı kadın devam eder; “Evet aynen öyle. şimdi lütfen üçlü paket rulo tuvalet kağıdı alabilir miyim?”

Yaşlı bir kadın markete girer… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/yasli-bir-kadin-markete-girer-6847.html/feed 0 6847
HİCRİ YILBAŞI NEDİR? http://www.habermuhtesem.com/hicri-yilbasi-nedir-6839.html http://www.habermuhtesem.com/hicri-yilbasi-nedir-6839.html#respond Mon, 10 Sep 2018 23:10:11 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6839 Hicrî tarih, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye göç edişi ile başlar.

HİCRİ YILBAŞI NEDİR? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
HİCRİ YILBAŞI NEDİR? Hicrî tarih, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye göç edişi ile başlar.
Hicri Yılbaşı veya 1 Muharrem hicri takvime göre Zilhicce ayının son gecesini Muharrem ayının birinci gününe bağlayan zaman dilimidir.

İslami takvime göre bir sonraki güne saat 00:00 da değil güneş batması ile geçilir. Muharrem ayı, 12 ay ve 355 gün olan kameri yılın ilk ayıdır. Adından da anlaşılacağı üzere, kameri yılda, güneş değil ayın hareketleri esas alınır.

Müslümanlar için bir dönüm noktası olan 1 Muharrem hicret tarihi Hz. Ömer’in (ra) halifeliği döneminde Hz. Ali’nin (ra) teklif etmesiyle hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Hz. Peygamber’in (sav) Mekke’den Medine’ye hicret ettiği yıl (Miladi 622), İslâmî takvimin başlangıç yılı (Hicri 1) olarak, Muharrem ayı da bu takvimin ilk ayı olarak kabul edildi.

Hicri yılın ilk günü olan Muharrem ayı 2018 yılında 11 Eylül Salı günü başlıyor. Muharrem ayı Peygamberimiz (s.a.v) tarafından Şehrullah (Allahın Ayı) olarak tanımlanmış, Allah’ın (cc) ilahi bereket ve feyzinin, kereminin müminlere ihsan edildiği mübarek bir aydır.

Muharrem ayının onuncu gününe “Aşura günü” denilir. 20 Eylül Perşembe günü bu yılki Aşura gününe denk geliyor.
Hz. Peygamberin (sav) Mekke’den Medine’ye hicretinin önemi, Rahmet Peygamberinin (sav) “Allah’ın ayı” olarak nitelendirdiği Muharrem ayının faziletleri ve Aşura gününün fazileti tüm islam alemince idrak edilmelidir.

Peygamber Efendimiz (sav), Muharrem ayının faziletlerine işaret etmiş, Muharrem ayında tutulan orucun Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç olduğunu belirterek oruç tutmayı tavsiye etmiştir.

Yine Hz. Peygamber (sav) Aşûre günü de oruç tutmayı teşvik etmiş ve “Aşûre günün orucunun, bir önceki yılın günahlarına keffaret olmasını Allah’tan umarım” buyurmuştur.

Hz. Peygamber (sav) yalnızca Aşûra günü değil, bir öncesi ve bir sonrası gün de dahil, Muharremin 9, 10 ve 11. günlerinde oruç tutulması tavsiye etmiştir.

Aşûre günü oruç tutmanın faziletine ilişkin sahih hadisler bulunmasına karşılık, o günde hububat karşımı aş (aşûre) pişirmek, sadaka vermek, mescitleri ziyaret etmek ve kurban kesmek gibi fiiller hakkında sahih habere rastlanmamaktadır.

Bununla birlikte, Müslüman Türklerin dînî halk geleneğinde önemli bir yer tutan aşûre, aynı zamanda Muharremin onuncu günü başlamak üzere, daha sonraki günlerde de özel merasimle pişirilip dağıtılan tatlıya isim olmuş ve sosyal dayanışmaya önemli katkılarda bulunmuştur.

Çok eskiden beri devam eden aşûre aşı, Osmanlılar döneminde sarayda da pişirilmiş, “aşûre testisi” adı verilen özel kaplarla da saray dairelerine ve halka birkaç gün süreyle dağıtılmıştır. (1- Muharrem-1440) Hicri yeni yılınız kutlu olsun…

HİCRİ YILBAŞI NEDİR? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/hicri-yilbasi-nedir-6839.html/feed 0 6839
ÇOCUKLARINIZI KİM EĞİTİYOR? http://www.habermuhtesem.com/cocuklarinizi-kim-egitiyor-6836.html http://www.habermuhtesem.com/cocuklarinizi-kim-egitiyor-6836.html#respond Sun, 09 Sep 2018 17:11:48 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6836 TAKİP EDİYOR MUSUNUZ?

ÇOCUKLARINIZI KİM EĞİTİYOR? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
ÇOCUKLARINIZI KİM EĞİTİYOR? TAKİP EDİYOR MUSUNUZ?

Toplumsal bir yara, bütün anne ve babaların okuması dileğiyle… 1974 yılında mahalle kültürü ve komşulukların ilişkilerinin sıkı olduğu yıllarda alt sokağımızda komşularımız ilk defa onlar televizyon almışlardı.

Dokuz yaşımdaydım 1 yaş büyüğüm ablam 2 yaş küçüğüm kız kardeşimle beraber her gün çizgi film izlemeye giderdik, aklımda kalan ismi titan stingrey idi. Sadece biz mi?

Bütün mahalle çocukları o yayın saatlerinde onlara gider pür dikkat sessizce seyrederdik. Düşününce o zamanın komşuluğu insan ilişkileri bambaşkaymış diyorum. Şimdi insanlar kendi çocuklarını çekemiyor hale gelmiş.

Rahmetli babam kamuda çalışan bir emekçiydi. Ama müthiş bir teknoloji merakı vardı. Kimsede kaset çalar yokken bizde vardı, babam kayıt yapar seslerimizi dinlerken gülerdik. Kimsede fotoğraf makinası yokken hâla sakladığım kodak fotoğraf makinamız vardı.

Bir ay demeden evin balkonunden yukarı doğru neredeyse 10 metrelik bir direkle televizyon anteni dikildi. Günlük birkaç saatlik yayını ne olursa merakla izlerken zamanla yayın akışını ezberler olduk.

Babamla beraber Muhammed Ali’nin boks maçlarını sabaha karşı uyanıp izlediğimi hatırlıyorum. Yıllar geçti ve ben de baba oldum.

Çocuklar büyüdü, ikisi üniversiteye gidiyor. En küçük oğlum ve kızım yani 3 ve 4 numara komşulardan görünce benden çizgi film kanalına abone olmamızı istedi.

Kendi çocukluğumuzu hatırladım, 10 yaşlarındaki çocukların her an elindeki uydu yayınına, kablolu tv ve internet şirketinin bağladığı dijital yayın kanalına bakmadan çizgifilm kanalına da abone olduk.

Aradan birkaç ay geçti. O, beni kapıya heyecanla koşup sevinçle karşılayan çocuklarımı arıyorum. Koridorda omuzlarıma alırdım, oynardık, konuşurduk, beraber işler yapardık. İlgileri, zekaları gelişsin diye evdeki küçük işleride bir ucundan onlara tuttururdum.

Fakat kayboldular.Çocukları izlemeye karar verdim ve günler boyu sessizce takip ettim.Sürekli her gün, sabahtan akşama kadar zamanlarının çoğu televizyon karşısında o kanalı izlemekle geçiyor.

Tuhaf davranışlar gelişmeye başladı. Bizden büyüklermiş gibi konuşuyorlar. Eleştirebiliyorlar. Bir tuhaf bencilleşme, bir acayip kibirlenme.

Ne söylesen bir oflama puflama ağız bükmeler. Bir tatminsizlik. Yemeği beğenmeme, istekleri olmayınca annelerine seslerini yükseltmeler. Laf söylüyorum anlamıyorlar.

Bir biri ardına şiddet, agresiflik içeren çizgi diziler. Çocuklar tamamen ütopik hayal dünyasında yaşamaya başlamış. Büyücüler, doğa üstü gücü olan, evreni yok eden, avuçlarından ışıklı bombalar fırlatan yaratıklar.

Gezegenleri yok eden garip hayali mahlukatlar. Ardından da bu abuk subuk yayınların üretilip piyasaya sürülen oyuncaklarının beyin yıkayan reklamları.

Hepsi birer felaket. Bu tip kanalları alan ebeveynler çocuklarını tamamen şeytani yayınların eline teslim etmiş. Kimse de bunun farkında değil.

Küfür, ahlaksızlık, terbiyesizlik, kibir, bencillik, maddecilik, akla hayale gelebilecek ne kadar pislik varsa hepsi bu çizgi filmlerin içerisinde. Anne babalar sözde ailenin rızkı için işe gidiyor ve çocukları evde bu kanallar eğitiyor.

Televizyonu yasakladım, aboneliği iptal ettim. Önce kızdılar, karşı koydular. Hiç taviz vermeden direndik, çok şükür birkaç hafta içerisinde düzelip eskiye döndüler.

Enerjilerini boşaltacak zararsız yollar aradık. Çocuklarınıza sahip çıkın. Onları neyin, nasıl yetiştirdiğini iyi takip edin.

İş yorgunluğu, dışarının stresi, çocukların ihmalinin en büyük sebebi, ekstradan alınan ne bir ev ne de bir yazlık ne de onlara daha iyi bir gelecek bırakmak adına yapılanlar, onları ihmal edip bu tuzaklara yem etmek gibi bir kaybı asla telafi edemez.

Allah evlatlarımıza sahip çıkma bilincini nasip etsin ve hayırlı evlatlar yetiştirebilmeyi nasip etsin.

ÇOCUKLARINIZI KİM EĞİTİYOR? yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/cocuklarinizi-kim-egitiyor-6836.html/feed 0 6836
Dizlerdeki Kireçlenmeye Karşı… http://www.habermuhtesem.com/dizlerdeki-kireclenmeye-karsi-6833.html http://www.habermuhtesem.com/dizlerdeki-kireclenmeye-karsi-6833.html#respond Sat, 08 Sep 2018 18:35:10 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6833 Sıvı kaybı kireçlenme menisküs ve diz ağrılarına son

Dizlerdeki Kireçlenmeye Karşı… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Sıvı kaybı kireçlenme menisküs ve diz ağrılarına son
Günde 6-10 adet kuru bamya tohumunu normal suyla aç karnına üç ay hiç aksatmadan için, Dizinizdeki eklem ağrılarının çok hafiflediğini yada tamamen geçtiğini fark edeceksiniz.

Menisküs sorunu olanlar, doğal bir yöntem ile kurtulmak mümkün… Bamya tohumunun içinde menisküse iyi gelen bir sıvı var. Vücudumuzdaki bir nevi ilik gibi düşünebilirsiniz.

D iz ağrıları dayanılamayacak dereceye gelen insanlara doğal bir tedavi yöntemi olarak bamya tohumu önerilmektedir. 3 ay kadar düzenli şekilde kullanan ve gerçekten faydasını gördüğünü bu vesileyle sağlığına kavuştuğunu söyleyen insanlar var.

Her sabah aç karnına kuru bamya tohumlarından 6-10 adet ağzınıza atın su ile yutun gerçekten faydasını göreceksiniz. Kuru bamya tohumunu bütün aktarlardan rahatlıkla temin edebilirsiniz, bu uygulamanın sağlık açısından doğal bir tüketim olduğu için hiç bir sakıncası da yoktur.

Ancak bu rahatsızlıkla ilgili bir tedavi görüyorsanız sağlık uyarısı olarak mutlaka doktorunuza danışmayı da ihmal etmeyim. Eklem sıvılarını arttıran Bamya Tohumu mucizesi ile günlük 6-10 tane bamya tohumunu sabah aç karına bir miktar su ile yutarsanız ve bunu en az üç ay sürdürürseniz, diz eklemlerinizin ağrımadığını fark edeceksiniz

Bamyanın farklı bir lezzeti vardır. Bu nedenle bamyayı farlı lezzetinden dolayı herkes tüketmez. Fakat faydaları tam olarak bilinse bu bitkinin, şüphesiz birçok kişi tarafından özellikle yenirdi.

Ülkemizde bamya sadece yemek olarak tüketilmektedir. Şifa kaynağı olarak tüketilen bamyalar insan vücudunda birçok sorunun giderilmesinde kullanılabilir. Bu nedenle bamya ve tohumu faydaları birçok insanda olumlu etkiler meydana getirir.

Bamya tohumu en az bamya kadar kolay bulunabilir. Bamya yerine kuru bamya tohumu yiyerek aynı şekilde bu faydalarından yararlanabilirsiniz

Bamya tohumu, bronşit için kullanılan en etkili bitkisel ilaçtır. Bu tohum aynen kahve çekirdeği gibi kavrulur ve ardından çekilir. Daha sonra şekersiz olarak kahve yapar gibi yapılıp içilir ve üzerine bir süre herhangi bir şey tüketilmez.

Göğüs sertliği çeken ve sürekli boğazının altında gıcık olan insanlar bamya tohumunu ezerek su ile karıştırılmalı ile ortaya çıkan bu bitkisel ilaç niteliğindeki karışım günde iki kez bir kaç hafta içilmesi ile bu sorun kökten hallolmuş olacaktır.

Bamya tohumu bağırsakların emilimini kolaylaştırarak midede sindirimi hızlandırır. Bu nedenle sindirim problemi yaşayan insanlar bamya tohumu tüketerek mide ve bağırsak sorunlarını giderebilirler.

Bamya tohumu düzenli bir şekilde tükettiğinizde(günde bir yada iki kez) vücudunuz ve sağlığınızdaki olumlu etkilerini çok kısa bir sürede göreceksiniz.

Dizlerdeki Kireçlenmeye Karşı… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/dizlerdeki-kireclenmeye-karsi-6833.html/feed 0 6833
Öğretmenin Hikayesi… http://www.habermuhtesem.com/ogretmenin-hikayesi-anlatiliyor-6830.html http://www.habermuhtesem.com/ogretmenin-hikayesi-anlatiliyor-6830.html#respond Thu, 06 Sep 2018 19:03:44 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6830 Öğretmen anlatıyor...

Öğretmenin Hikayesi… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Öğretmen hikayesi; Mesleğimde 20 yılımı tamamlamak üzere olan bir edebiyat öğretmeniyim. Size bir anımı anlatmak istiyorum. Öğretmenliğin üniversite bitirmekle sınıfa girip ders anlatmakla olmadığını henüz ilk yılımda yaşadığım bu olayla çok iyi anlamıştım.

Üniversiteden haziranda mezun olmuştum. Hemen Anadolu’da bir devlet okuluna atandım. Heyecanla derslere girmeye başladım, zaten orta bir olan iki sınıfım vardı. Birinde, şartlı cümleleri anlatırken tahtaya bir cümle yazdım.

“Eğer çok zengin olsaydım anneme… alırdım.”yazıyor. Cümledeki boşluğu, hayal gücünüzü de kullanarak doldurun, annenizin en çok ne ile mutlu olacağını düşünüyorsanız onu yazın dedim. Herkes sessiz bir şekilde dağıttığım kâğıtları aldı ve kimi gözlerini tavana dikip kimi dışarıya ya da birbirlerine bakıp düşünmeye başladı.

Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve isimleriyle beraber tek tek okumaya başladım. Son model şoförü ile araba, içinde 5 tane hizmetçisiyle köşk, deniz kenarında kocaman bir yazlık…

Ben okuyorum, sınıf gülüyordu. Bazıları da sanki çocukların ruh hallerini anlatır gibiydi, aslında gibisi fazla, öyle olduğunu ben çiçeği burnunda genç öğretmen sonradan fark ettim. Herkesin yazdığında kendi hayatlarından bir parça bir ukde varmış meğerse.

Son kâğıdı içimden okudum. “Eğer çok zengin olsaydım anneme kucak dolusu çiçekler alırdım” Cümlenin sahibi, geçen sene sınıfa yeni gelmiş , içine kapanık bir çocuktu.

“Taner, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?” “Çiçek alırdım, yazdım öğretmenim. Sınıftan bir kahkaha kopmasını beklerken bir sessizlik hakim olmuştu. “Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim.

Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı” dedim. Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp “Çiçek kötümü öğretmenim” dedi usulca. Yüzünde gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı.

“Oğlum, anneni mutlu edecek sevdiğini istediğini bildiğin çiçekten çok daha önemli bir şeyler vardır herhalde?” deyince, hiç cevap vermeden çantasını alıp sınıfı koşarak terk etti.

Şaşırmıştım, nerede yanlış yaptım acaba derken sınıftaki çocuklar, “öğretmenim Taner geçen sene geldi sınıfa, kısa bir süre sonra kazada annesi vefat etti, o zamandan beri biraz durgun” dediklerinde şoka uğramıştım…

Sınıftaki çocuklar, çalan zille birlikte karıncalar gibi bahçeye aktı. Hemen rehber öğretmenin yanına gidip “Hocam sınıfta annesi yeni vefat etmiş bir öğrenci varmış, bunu bana niye söylemediniz ?” dedim, aldığım cevap ile kendime olan kızgınlığım daha da artmıştı.

Orta yaşlı rehber öğretmen gözlüklerinin üzerinden bana bakarak “Bakın ben sınıfın ve çocukların rehber öğretmeniyim, sizin değil, (raf dolabını işaret ederek) lütfedip dosyalarına bir göz atsaydınız haberiniz olurdu.” O gece sabaha kadar uyuyamamıştım. Ertesi gün okula gelmemişti Taner.

Müdür yardımcısı beni çağırmıştı, odasına gittiğimde sonradan Taner’in babası olduğunu öğrendiğim bir beyefendi vardı.

Müdür yardımcısı “Taner biraz rahatsızmış, birkaç gün gelemeyecekmiş, babası onu bildirmeye gelmiş, ayrıca sizinle görüşmek istiyor” deyince neyle karşılaşacağımın heyecanı kaplamıştı içimi.

Öğretmenler odasına geçtik, hemen özür dileyip durumdan haberim olmadığını söyledim. Kibar bir beyefendi olan Taner’in babası, “sizin bir suçunuz yok Taner henüz atlatamadı, onun yaşındaki bir çocuk birde tek olunca gerçekten çok zor.

Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Her hafta sonu annesinin mezarına gidip diktiğimiz çiçeklerin bakımını yapıyoruz” deyince başım biraz daha öne eğilmişti. Zavallı küçüğümün o içindeki koskoca boşluğu doldurmaya çalıştığı çiçekleri nasılda bilmeden küçümsemiştim.

Hemen kendimi toparlayıp ertesi gün sınıfça Taner’i ziyaret etmek istediğimizi söyledim. Taner bu ziyaretten çok mutlu olmuş, çok sevinmişti. Bir nebze de olsa onun acısını paylaşıp, mutlu olmasına vesile olmuştu.

O günden sonra meslek hayatım boyunca bütün öğrencilerimin dosyalarını okumayı, onların aile ve sosyal durumlarına göre hareket etmeyi ihmal etmedim…

Hepsini, hayatımın o yılında öğrendim. Öğretmenlik her gün gidip geldiğin, cumartesi, pazar, sömestir ve yazın tatil yaptığın bir meslek değildir. Öğretmenlik Anne olmaktır. Baba olmaktır. Aile olmaktır.. Kısacası İnsan olmaktır.

Öğretmenin Hikayesi… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/ogretmenin-hikayesi-anlatiliyor-6830.html/feed 0 6830
Tövbenin Önemi… http://www.habermuhtesem.com/tovbenin-onemi-6827.html http://www.habermuhtesem.com/tovbenin-onemi-6827.html#respond Thu, 06 Sep 2018 18:55:09 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6827 Ebu Hureyre (R.A.) anlatıyor...

Tövbenin Önemi… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ebu Hureyre (R.A.) anlatıyor; Bir gece Hazreti Peygamber (s.a.v) ile yatsı namazını kıldıktan sonra mescitten çıkmıştım. Yolda ayakta durmakta olan bir kadınla karşılaştım.

Bana: – “Ey Ebû Hüreyre! Ben büyük bir günah işledim. Tövbe etsem kabul olur mu?” diye sordu.

Ben: – “Ne günah işledin?” diye sordum. Kadın: – “Zina ettim. Bu zinadan doğan çocuğu da öldürdüm” dedi. Ben de:

– “Kendini de çocuğu da mahvetmişsin. Vallahi senin için tövbe etmek mümkün değil. Tövbe etmeye hakkın yok!” dedim.
Benim bu sözlerim üzerine bir çığlık attı, bayılarak yere düştü.

Ben yoluma devam ettim. Giderken de şöyle düşündüm; Ben bir fetvâ verdim. Halbuki Rasulullah (s.a.v) yakınımızda, keşke ona sorsaydım. Hemen Hazreti Peygambere (s.a.v) koştum ve:

– “Ya Rasulallah dün gece bir kadın benden şöyle bir fetvâ istedi bende şöyle fetvâ verdim” dedim. Cevaben buyurdular ki: – “İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn. Vallahi ya Ebû Hureyre, sen kendini de kadını da mahvetmişsin.

Sen şu ayetleri hatırlamadın mı: “Onlar ki Allah’ın beraberinde başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar.

Zina etmezler. Kim bunlardan birini yaparsa cezaya uğrar. Kıyamet günü azabı kat kat olur ve onlar azabın içinde hor ve hakir olarak ebedi kalır. Ancak tövbe ve iman edip sâlih ameller işleyenler başkadır.

Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah çok mağfiret edici, çok merhametlidir.” (Furkan Sûresi 68-70. Ayet) Şu ayetlerde buyrulanlar nerede, senin tutumun nerede?”

Hemen dışarı çıktım kadını buldum ve Rasulullah’ın (s.a.v) verdiği fetvayı kadına bildirdim. Kadın sevincinden bir çığlık attı ve: “Benim bir bahçem var onu Allah ve Rasulu için sadaka olarak veriyorum” dedi. (Kaynak: Mükaşefetü’l- Kulüb – Sayfa: 43)

Tövbenin Önemi… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/tovbenin-onemi-6827.html/feed 0 6827
Aile Hekimi Anlatıyor… http://www.habermuhtesem.com/aile-hekimi-anlatiyor-6824.html http://www.habermuhtesem.com/aile-hekimi-anlatiyor-6824.html#respond Thu, 06 Sep 2018 18:43:27 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6824 Görev yaptığım sağlık ocağında, ayda bir gelip ilaçlarını yazdıran yaşlı bir çift vardı.

Aile Hekimi Anlatıyor… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Aile Hekimi Anlatıyor; Görev yaptığım sağlık ocağında, ayda bir gelip ilaçlarını yazdıran yaşlı bir çift vardı. Nerdeyse 50 yıllık evliler, artık torunları evlenmeye başlamış.

Her ay geldiklerinde teyze başlardı eşinden dert yanmaya, adamcağızın kulakları da az duyuyordu. “Kızım şu amcan var ya, illallah ettim artık bıktım, vallahi ele güne rezil olmasam boşayacağım, bıktım artık,

Allah ıslah etsin onu, zaten gün yüzü göstermedi bu yaşıma kadar, şuna bak ölmeye de niyeti yok, o olmasa bir kızıma bir oğluma gider, gezer tozar keyfime bakardım. Bu yaşta hâlâ bunun kahrını çekiyorum “diye söylenir dururdu.

Arada zavallı amca duymasa da kendinden şikayet ettiğini anlar bazen kafasını yana doğru büker, bazende dayanamaz “sanki sen çok matahsın, ne evde ne dışarıda susarsın canımı yedin be” diye çıkışırdı. Bende amcanın haline acır “teyzeciğim yapma, bak bunca yıldır geçinmişsiniz,

bu saatten sonra siz bir yerlere sığıp rahat edemezsiniz, anca beraber kanca beraber, şunun şurası ne kalmış, birbirinize son zamanlarınızda eziyet etmeyin”diye ortalığı yatıştırmaya çalışırdım.

Lakin teyzenin söylenmeleri dırdırları artık meşhur olmuş, mahalleli konu komşu amcaya acır hale gelmiş.

Bir gün evde yine söylenirken amca oturduğu yerden kalkıp “yeter be” diye bağırıp göğsünü tutarak yere yığılmış, son sözleri bunlar olmuş, kalp krizi geçirip vefat etmiş.

Bende sağlık ocağına gelen hastalardan duydum. Aradan 8 ay kadar zaman geçti, onca zaman gözükmeyen teyze çıkageldi. O eski dinçliği konuşkanlığından eser kalmamış.

Başsağlığı diledim ve nasıl olduğunu sorduğumda, ağlayarak anlatmaya başladı “Ah kızım sorma ben amcanın kıymetini bilememişim, keşke yaşasaydı, köşede oturup nefes alsaydı bana yetermiş,

onun vesilesiyle yaşıyormuşum da farkında değilmişim, ne oğlumun evine sığabildim ne de kızımın evine, ne damadı ne de gelini memnun edebildim, sanki bir olmuşlar amcanın intikamını alıyorlar.

Bu yaştan sonra torunların maskarası oldum. En son böyle olmuyor diye iki kardeş bir araya gelip beni huzur evine kapatmaya karar verdiler, bende evime döndüm, oraya gitmektense ölürüm daha iyi, keşke rahmetli sağ olsaydı da bunları hiç yaşamasaydım.

Keşke o kadar söylenmeseydim ben sebep oldum ölümüne şimdide çekiyorum işte” İnanının hiçbir şey diyemedim, ne kadar acı bir durum diye düşündüm sadece.

“İnsan sevdiklerinin yakınlarının kıymetini kaybetmeden önce bilmeli, değerleri yerine koymayı da iyi bilmeli”

Aile Hekimi Anlatıyor… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/aile-hekimi-anlatiyor-6824.html/feed 0 6824
Çocuğu Birinci Sınıfa Başlamış… http://www.habermuhtesem.com/cocugu-birinci-sinifa-baslamis-6821.html http://www.habermuhtesem.com/cocugu-birinci-sinifa-baslamis-6821.html#respond Thu, 06 Sep 2018 18:34:02 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6821 Çocuğu birinci sınıfa başlamış bir anne-baba çaresizlik içinde yanıma gelmişti.

Çocuğu Birinci Sınıfa Başlamış… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Çocuğu birinci sınıfa başlamış bir anne-baba çaresizlik içinde yanıma gelmişti. Çaresizliklerinin sebebi, 19 kişilik sınıfta 18 kişi okuma yazmayı öğrenmiş, bir tek kendi kızları kalmış okumaya geçemeyen.

Çalmadıkları kapı kalmamış; kimi “Disleksi var galiba çocuğunuzda” demiş, kimi “Beyindeki kimyasal denge bozukluğundan” bahsetmiş. Bütün bunlarla yetinmeyen anne, gittiği bir medyum da, “Kızınıza kötü cinler musallat olmuş” deyince film kopmuş…

Henüz 6 yaşında bir kız çocuğunun okul hayatında başına gelenlerden bahsediyorum… Göz ucu ile şöyle bir baktım; utangaçtı… Bilirim ki kız çocukları bu yaşta böylesi utangaç olurlardı, sorun yoktu benim için.

Adını sormak istedim, annesinin arkasına saklandı. Babası kolundan tutup saklandığı yerden çıkartırken “Amca adını soruyor, söylesene adını hadi…” demesi çocuğun içinde bulunduğu durumu özetlemeye yetti.

“Üzgünüm çocuklar sizler adına!” demek geldi içimden, söyleyemedim… “Siz dışarıda bekleyin isterseniz?” diye anne-babayı dışarıya davet ettim.

Çocuk öylece kalakaldı oturduğu koltukta… Kaygılı idi. Başına ne geleceğini bilememenin, ama kendinden büyük birisine de itaat etmesi gerektiğinin çelişkisi okunuyordu vücut dilinden.

Kendimi tanıttım. Güzel resim yapabildiğimden bahsettim. İsterse birlikte resim yapabileceğimizi söyledim. “Hı hı” diye başını salladı ürkekçe… Diz çökerek oturduk yere, sehpanın üzerine koyduğum kâğıda boya kalemleri ile ev yapmaya başladık…

Ben, yazı da yazabildiğimi söyledim. Çocuk, “Ben de yazıyorum, ama biraz yavaş…” dedi. “Olsun” dedim, “Ben de önceden yavaş yazıyordum. Hem yavaş yazınca bazen daha güzel oluyor.” deyince gözlerime baktı, rahatladı.

Sonra kaşlarını çatıp “Ama öğretmenim dedi ki hızlı yazmalıymışım. Hem ödevimi yavaş yapınca annem kızıyor.” derken, ülkemiz çocuklarının eğitim dramını anlatıyordu aslında…

İkimiz de önümüze yeni bir kâğıt aldık… Oturduğumuz yerde, benim söylediğim harfleri birlikte yazmaya başladık. Küçücük parmakları ile nasıl da samimi çabalıyordu, içim burkuldu…

Üç-beş harfi yazdıktan sonra “Ben yazı da okuyabiliyorum.” dedim.Çocuk beni duymazdan geldi. Kalemle çizgi çizmeye devam etti. İncinmişliği vardı belli ki…

“Hatta ben, bu harfin hangi harf olduğunu bilebilirim.” deyince başını kaldırdı, “Ben de bilirim, o A” dedi. Cesaret kazanmıştı. Çünkü kendini zorlamayan, ona uyum sağlayan bir yetişkin vardı yanında.

“Peki, bu hangi harf?” diye sordum, onu da bildi, diğerini de… “Hadi bu harfleri yan yana okuyalım.” dedim. Yavaş yavaş da olsa okudu.

“Ne güzel okuyorsun!” dedim. Çocuk, “Ama annem sıkılıyor ben okurken. Babama diyor ki gel şu çocuğu sen okut, yoksa ben çıldıracağım.”

Dakikalarca gözlemledim, ne “disleksi” idi problemin adı, ne de “cin çarpması”. Aklı başında, narin bir kız çocuğu ve ona hitap edemeyen yetişkinlerin çatışması vardı ortada;

“beklenti çatışması”Çocuk, kendi biyolojik ritmi ile “edinerek öğrenmeye” çabalarken, anne-babanın bu hızı yavaş bulup hızlandırma gayreti, çocuğu sersemleştirmişti.

Çocuğu dışarı alıp anne-babayı yeniden davet ettim. Dikkat ettim ki anne babanın da biyolojik ritmi oldukça bozuk. Baba beni dinler iken ayaklarını sallayıp duruyor, anne konuşurken hızlı hızlı ve yutarak konuşuyordu…

Hâlbuki edinerek öğrenmenin en temel ilkesi; eğiticinin “sekine” halinde bir biyolojik ritme sahip olmasıdır.“Aktif bir pasiflik”, eğiticinin en üstün özelliğidir.

Konuşurken, inci tanesi gibi kelimeleri tek tek çıkarmak… Yürürken, yavaş ve sükûnet içinde yürümek… Göz göze gelindiğinde, gözlerle çocuğun gözlerine dokunacak kadar sakin bakmak, edinerek öğrenmenin olmazsa olmaz prensipleridir.

Kalıcı öğrenmenin önündeki en büyük engel, çocuğu hızlandırmaktır; “Hadi, hadi… Çabuk, çabuk… Herkes yaptı bir sen kaldın.” gibi baskılar çocuğu psikolojik olarak gerdiği gibi, bilginin içselleşmesinin önünü de kapatır.

Çocuğa iyilik yapmak isteyen eğiticiler, onun biyolojik ritmine saygı duymalı. Belki kendilerinin bozulmuş olan biyolojik ritimlerini de “sekine” haline çevirerek çocuğun karşısına çıkmalıdır. Bu bir lüks değil, çocuk hakkıdır… Pedagog Dr. Adem Güneş

Çocuğu Birinci Sınıfa Başlamış… yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/cocugu-birinci-sinifa-baslamis-6821.html/feed 0 6821
Suyu Limonlu İçmeniz İçin 10 Sebep! http://www.habermuhtesem.com/suyu-limonlu-icmeniz-icin-on-sebep-6818.html http://www.habermuhtesem.com/suyu-limonlu-icmeniz-icin-on-sebep-6818.html#respond Sat, 01 Sep 2018 21:40:22 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6818 Suyu limonla içerseniz bakın neler olur!
İşte sebepleri...

Suyu Limonlu İçmeniz İçin 10 Sebep! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Suyu limonla içerseniz bakın neler olur!
İşte sebepleri…

1-Limon suyu içmek sindirime çok faydalıdır.Vücuttaki toksinleri arındırır,midenizde oluşan yanmayı ve şişkinlik hissinin giderilmesine yardımcı olur.

2-Zayıflamaya ekstra yardımcı! Yarım limonu bir bardak ılık suya sıkıp içtiğinizde mide asitlilik oranınız düzenlennmeye başlar. Çünkü midesindeki asit yüksek olan insanlar devamlı bir şeyler yeme ihtiyacı hissederler ve midelerini bastırmaya çalışırlar. Bu da sürekli acıkmaya sebep olur ve bu da kilo almaya sebep olur. Limonun içeriğinde bulunan pektin adı verilen lif acıkmayı geciktirir.

3-Stres bağışıklık sistemini çökerten başlıca sebeplerden biridir. Limon içeriğindeki C vitamini ile bağışıklık sisteminizi toparlayacaktır.

4-Dişetinizde oluşan iltihaplara ve diş ağrılarınıza iyi gelir ayrıca nefesinizdeki kötü kokuları önler. Diş minenize zarar vermemek için limonu direkt olarak dişinize temas ettirmekten kaçının yani yemeyin. Limonlu su içmenin ardından dişlerinizi fırçalarsanız da çok daha faydalı olduğunu görürsünüz.

5-Limon PH değerini dengeye sokar. Limon en alkali gıdalardan birisidir ve içeriğinde bulunan sitrik asit sildirildiği zaman asitlilik oluşmaz. Her gün limonlu su içtiğiniz zaman vücudunuzun toplamdaki asitlilik oranı zaman içinde düşer.

6-Devamlı yorgun hissedenler için, gün içinde çok daha enerjik hissedebilmek için limon kokusunun sinir sisteminizde sakinleştirici etkiye sahip olduğunu biliyor muydunuz?
Limonun sinir sisteminizde oluşturduğu sakinlik depresyona ve endişeye birebirdir. Size mutluluk vermesinden ötürü kendinizi daha enerjik hissetmenize sebep olur. Limon sindirim sistemine girince vücut daha zinde bir hal alır.

7-Viral enfeksiyonlarla savaşmada limon birebirdir. Balla karıştırılıp yenilen limon boğaz ağrısı, öksürük, grip gibi birçok hastalık belirtisine karşı doğal antibiyotiktir.

8- Limon sivilc ve siyah noktalara da oldukça iyi gelir. Su ile seyrelttiğiniz yarım limonu pamuk yardımıyla akşamları yüzünüze sürebilirsiniz. Direkt sadece limon sürerseniz cildiniz kızarabilir. Cildinizin hassasiyetine göre cildiniz kızarıp hafif yanmaya başladığında yüzünüzü yıkayınız. Ciltteki kırışıklıkların azalmasında da oldukça iyi bir faktördür. Cildinizi gereceğinden ötürü, limon sürüp yıkadıktan sonra cildinizi nemlendirmeyi unutmayın.

9-Limon aynı zamanda potasyum kaynağıdır. Eğer muz sevmiyorsanız ve yemiyorsanız limon suyundan yararlanabilirsiniz. Çünkü potasyum sinir ve beyin fonksiyonlarının ve kalbinizin düzenli çalışması için elzemdir.

10-Vücudunuzun alışkanlıklarınızdan ötürü istediği kafein ihtiyacını azaltır. Sabah kalktığınızda canınız hemen bir kahve içmek istiyorsa, durun! Öncelikle ılık bir bardak suya limon sıkıp onu için. Öğleden sonra çöken rehavet ortadan kalkacaktır. Kafein bağımlılığınız da dikkatinizi çekecek derecede azalacaktır.
Sağlıklı günler dileriz!

Suyu Limonlu İçmeniz İçin 10 Sebep! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/suyu-limonlu-icmeniz-icin-on-sebep-6818.html/feed 0 6818
Piknik yaparken Elif aniden sendeledi ve yüzüstü yere düştü! http://www.habermuhtesem.com/piknik-yaparken-elif-aniden-sendeledi-yuzustu-yere-dustu-6815.html http://www.habermuhtesem.com/piknik-yaparken-elif-aniden-sendeledi-yuzustu-yere-dustu-6815.html#respond Sat, 01 Sep 2018 15:20:30 +0000 http://www.habermuhtesem.com/?p=6815 Üç arkadaş hafta sonu piknik yapmak için sözleşirler, hanımları kendi aralarında iş bölümü yaparlar.

Piknik yaparken Elif aniden sendeledi ve yüzüstü yere düştü! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Üç arkadaş hafta sonu piknik yapmak için sözleşirler, hanımları kendi aralarında iş bölümü yaparlar. Hep birlikte pazar günü göl kenarındaki mesire alanında buluşurlar.

Önden gelen Hasan ve eşi Elif çam ağaçlarının altında güzel bir masaya yerleşmişler çoktan mangal hazırlıklarına başlamışlardır.

Diğer iki arkadaşları da gelince sohbet muhabbet mangal yapmaya başlarlar. Hanımlar masayı hazırlarken erkekler de mangaldaki tavuk köfte biber patlıcanlarla ilgilenmektedirler.

Bir ara Elif masadan mangala doğru elindeki tabakla giderken yüzüstü kapaklanacak şekilde düşer. Hemen eşi ve arkadaşları koşar. Ambulans çağırmayı hastaneye götürmeyi isterler, fakat Elif iyi olduğunu çimenlikte ayağı takıldığı için düştüğünü söyler ve ısrarla günümüzü berbat etmeyelim der.

Üç aile akşama kadar yemek çay kahve muhabbetle eğlenirler. Arada Elif’in solgun görünmesinden rahatsız olan arkadaşları sorsa da, Elif gayet iyi olduğunu bir şeyi olmadığını söyler.

Akşam olur herkes evinin yolunu tutar. Gece rahatsızlanan Elif’i Hasan hemen acile götürür. Hemen yoğun bakıma alınan Elif’in beyin kanaması geçirdiği anlaşılmıştır.

Hasan gece yarısı arkadaşlarını arayıp, ailesini arayıp Elif’in hastaneye kaldırıldığını, yoğun bakıma alındığını haber verir. Hepsi apar topar hastaneye koşmuşlardır. Lakin sabaha karşı 04.00 civarı Elif yoğun bakımda hayatını kaybetmiştir. Geç kalınmıştır.

“Eğer herhangi biri bu durumun bir beyin kanaması olduğunu anlasaydı, Elif belkide bugün hayatta olurdu.”

Lütfen aşağıdaki yazıyı dikkatle okuyunuz: Bu konuda nöroloji uzmanları şöyle demektedir: “Önemli olan beyin kanaması teşhisini koymak ve 3 saat içerisinde buna müdahale ve tedavi etmektir.”

Bir insanın beyin kanaması geçirme ihtimali olduğunu anlamak için aşağıdaki dört adımı uygulamak gerekir:

Beyin kanaması geçiren kişiye zamanında müdahale edilmezse, beyni çok ciddi zararlar görebilir. Sonuç felç yada ölüm olabilir.
Beyin kanaması semptomlarını anlamak cok zor olabilir.

Doktorlar, aşağıdaki 4 adımı uygulamakla, rahatsızlık geçiren kişide ciddi bir durum olma ihtimalini anlayabileceğini ve kesinlikle ihmal edilmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söylemektedir.

1. Kişinin gülümsemesini isteyin, eğer yapamazsa, büyük ihtimalle Felç demektir. 2. Kişinin çok basit bir cümle söylemesini isteyin, “Bu gün çok güzel, harika bir gün” gibi.

3. Kişiden her iki kolunu birden kaldırmasını isteyin. 4. Kişiden dilini dışarı çıkartmasını isteyin . Eğer dili yamulmuşsa bu da felç geçirdiğine işarettir.

Eğer kişi bu dört adımdan herhangi birini yerine getiremiyorsa derhal acil servise haber veriniz ve hem telefonda hem de gelen ekibe durumu izah ediniz.

Piknik yaparken Elif aniden sendeledi ve yüzüstü yere düştü! yazısı ilk önce Haber Muhteşem üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.habermuhtesem.com/piknik-yaparken-elif-aniden-sendeledi-yuzustu-yere-dustu-6815.html/feed 0 6815