Haber Muhteşem


Tıp fakültesindeki 4. yılımda staj grubumdaki arkadaşlarla birlikte nihayet acil servis nöbetlerine başlamıştık.



Devamını Oku…
14 Nisan 2018 - 22:17 'de eklendi ve 178 kez görüntülendi.


Hayatın Değeri; Tıp fakültesindeki 4. yılımda staj grubumdaki arkadaşlarla birlikte nihayet acil servis nöbetlerine başlamıştık. O ilk baştaki heyecan ve “doktor bey” sözlerinin verdiği haz ve zevk zamanla bir yorgunluk ve yinemi hissine dönüşmeye başlamıştı.

Ama şundan emindim, buradaki uzman ve asistan büyüklerimle beraber edindiğim bilgi tecrübe ve deneyimler, öyle sınıfta ders dinlemekle olacak şeyler değildi. Üniversite hastanesi acilinde nöbet geç saatlere kadar hareketli geçiyordu.

Tecrübeli uzman hekimlerin yanında, bana pek sorumluluk düşmüyordu. Ben sadece olup bitenleri dikkatlice izleyerek tecrübe kazanmaya çalışıyordum.

Yine böyle bir nöbet gecesinde saat gecenin bir buçuğuydu. İki bayan, kollarından tuttukları, 16-17 yaşlarında bir delikanlıyı acilden içeriye getirdiler. Babası olduğu anlaşılan bir bey de acil kaydını yaptırmış arkalarından soluk soluğa geliyor, bir yandan da şöyle sesleniyordu;

“Kurtarın yavrumu, kurtarın çocuğumu” Nöbetçi doktor, gecenin yorgunluğuyla koltuğundan doğruldu.Hemşireler gelenleri karşılıyordu. Ben doktorun yanında ayakta bekliyordum. Adam konuşmaya devam ediyordu:

“Doktor bey, oğlum intihar niyetiyle ilâç içmiş. Annesi fark edince, hemen getirdik.” “Aldığı ilâçlar yanınızda mı?” Adam, ceketinin ceplerinden hap kutularını çıkarıp doktora gösterdi;”Şu haplardan on beş-yirmi tane içmiş”

“Ne zaman içtiğini biliyor musunuz?” “İki saat kadar önce” Doktor hap kutularını uzun inceledikten sonra, Anne babayı kenara cekip sesi duyulmayacak şekkilde biraz konuştuktan sonra, gelerek bir delikanlıya, bir de kutulara baktı. Ardından kafasını sağa sola sallayıp yüzünü buruşturarak:

-Hımm! Yazık, çok yazık. Üzgünüm. Yapılacak bir şey yok. Hem bu ilâçlar. Üstelik de geç kalmışsınız… Baba ve anne kısa süren bir suskunluk ve şaşkınlıktan sonra: “Ne olacak doktor bey. Hiçbir şey yapamaz mısınız ?”

“Artık çok geç. Bu durumda maalesef bir şey yapamayız. Yapsak da yararı olmaz. Herhalde bir saate kadar hastayı kaybederiz. Gene de hastayı müşahede altına alalım.”

Ben göz ucuyla aileye baktım. Hepsinin gözleri fal taşı gibi açılmış, beti benzi atmıştı. Delikanlının yüzü korkuyla gerilmişti. Doktorun ifadelerindeki kesinliği ve yüzündeki ciddiyeti görünce sarsıldı. Delikanlının yüzüne bakıyordum. Ölüm endişesi ve ümitsizlik, iliklerine kadar işlemiş gibiydi. Kendimce neler hissettiğini düşündüm.

Ölüme bu kadar yaklaşmak gerçekten zor bir durum olmalıydı Hem insan bir saat sonra öleceğini bilse neler düşünür neler hisseder, neler yapardı? Söylenenleri dikkatle dinleyen delikanlıyı ölüm gerçeği ile yüzleşmek ürkütmüştü. Pişmanlık duygusu içerisinde ve titrek bir sesle doktora “Kurtulmak için ne yapmak gerekiyorsa yapmaya hazırım.

Ne olur doktor bey. Beni kurtarın, ölmek istemiyorum” dedi ve hüngür hüngür ağlamaya başladı. Anne ve babası hiç tepki göstermeden öylece bakıyorlardı. Doktor pek oralı olmadan serviste diğer hastaları dolaştıktan sonra delikanlı ve ailesinin yanına tekrar geldi. Delikanlı kurtarın beni ölmek istemiyorum diye yalvarmaya devam ederken.

Doktor gülümseyerek ” Öleceğine inandın değil mi?, Bak hayat ne kadar kıymetli” deyince delikanlı heyecanla “nasıl,yani ölmeyecek miyim?” diye sordu. Doktor gülerek ilaç kutularını gösterdi ve ” Bunlar vitamin merak etme ölmeyeceksin bu sana ders olsun” dedi.

Evet bana da ders olmuştu, doktorluğun sadece teşhis ve tedavi olmadığını anlamıştım. Doktor olay gelişirken aileyi kenara çekip onları rahatlatmış ve delikanlıya bir ders verelim ki bir daha yapmasın diyerek, uygulamalı ve etkin bir nasihatte bulunmuştu.


Her gün paylaştığımız haberler, faydalı bilgiler, ibretlik hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız
  • aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.
Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER