Haber Muhteşem


Karısının doğum günüde adam ona çok güzel bir vazo almıştı. Dar ağızlı, uzun, gösterişli bir vazoydu, üstelikte içi kırmızı güllerle doluydu.



Devamını Oku…
25 Mart 2018 - 23:33 'de eklendi ve 571 kez görüntülendi.


Karısının doğum günüde adam ona çok güzel bir vazo almıştı. Dar ağızlı, uzun, gösterişli bir vazoydu, üstelikte içi kırmızı güllerle doluydu.

Kadın, bu değerli ve pahalı hediyeyi çok beğendi. Onu evde nereye koyacağını bilemedi ve sonunda evin en güzel yerine koydu. Ertesi gün alışverişten dönünce koyduğu yerde, sehpanın üzerinde göremedi.

Kocasının, dün vazoyla birlikte getirdiği kırmızı güller vazonun içinden çıkmış, oturma odasında yerlere saçılmışlardı. Hemen seslenerek oğlunu çağırdı.

Yedi yaşından büyük göstermeyen bir erkek çocuğu koşarak yanına geldi. “Oğlum bu sehpanın üzerindeki vazo nerede?” diye sordu oğluna. “Ben onu kırdım” dedi çocuk. “Parçalarını da toplayıp çöpe attım. Merak etme hiç bir yer kirlenmedi anne. Çiçeklere de bir şey olmadı.”

Kadın birden deliye döndü. Öfkeyle çocuğun yakasından tutmuş ve onu hırsla sarsmaya başlamıştı. “Nasıl yaparsın bunu. Baban onu daha yeni almıştı. Fiyatından haberin var mı?” Ardından öyle bir tokat patlattı ki çocuğun suratına.

Çocuk titredi. İkinci bir tokat yemekten korkar gibi elini kaldırıp indirdi. “Ben onu kırmadım” diye itiraf etti aniden. Sol yanağı, yediği tokadın şiddetinden alev alev yanıyordu.

“Orada koltuğun arkasında” derken göz yaşlarına hakim olamadı. Annesinin elinden kurtulup, koşarak odasına gitti. Kadın olduğu yerde bir süre donakaldı. Acaba doğru muydu söyledikleri?

Gidip koltuğun arkasına baktı. Vazo orada duruyordu işte. Sapasağlamdı ve üzerinde bir çizik bile yoktu. Birden müthiş bir pişmanlık duymaya başladı. Ancak fark etmişti ne yaptığını. Çocuğuna vuran eli, tıpkı oğlunun sol yanağı gibi alev alev yanmaya başlamıştı.

Peki neden böyle bir şey yapmıştı. Neden vazonun kırıldığını söylemişti durduk yere. Düşünerek işin içinden çıkamayacağını anlayınca doğruca onun odasına gitti. Çocuk yatağa uzanmış, dizlerini karnına çekmiş, sırtı duvara dönük ağlamaya devam ediyordu.

Annesi onu kaldırmaya çalıştı. Çocuk inat etti ve kendisini, onun kollarından kurtararak yine yatağa attı. Sonunda kadın pes edip, oraya öylece oturdu. Pişmanlık içinde saçlarını okşamaya başlayıp sordu;

“Niye yaptın bunu oğlum?” diye. O da, yattığı yerden, anlatmaya başladı. “Bu gün okulda bir çocuk, annesinin en güzel porselen tabağını kırmış. Annesi de ona çok fena kızmış. Ben de ona dedim ki, eğer böyle bir şey yapsaydım, annem bana hiç kızmazdı.

Çünkü beni çok seviyor. O da, yaparsan görürsün dedi bana.” Sözlerini bitirince yine ağlamaya başladı. Yüreği parçalanan kadın en yumuşak sesiyle “Bebeğim,” dedi çocuğu kucağına alırken. Çocuk bu kez hiç itiraz etmedi.

Usulcacık başını annesinin göğsüne koydu ve hıçkırarak ağlamaya devam etti. “Affet beni canım yavrum, söz, bir daha bir şeyi kırarsan sana hiç kızmayacağım.” Bu vaat, çocuğun küskünlüğünü önlemek için oldukça iyiydi.

Çünkü ikisi de her an evde bir şeylerin kırılabileceği ihtimalinin farkındaydılar. “Hiç kızmayacaksın ama” dedi çocuk. “Hiç” dedi annesi.


Her gün paylaştığımız haberler, faydalı bilgiler, ibretlik hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız
  • aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.
Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER