Haber Muhteşem


Kocası boşanmak istedi, kadın beni 1 ay boyunca kucağında odaya taşır mısın dedi ve..



Devamını Oku…
08 Kasım 2017 - 21:26 'de eklendi ve 909 kez görüntülendi.


Kocası boşanmak istedi, kadın beni 1 ay boyunca kucağında odaya taşır mısın dedi ve… Karısından boşanmak isteyen adam, hayatının şokunu yaşadı, işte o hadise…

“Akşam eve geldiğimde eşim Amy akşam yemeğini hazırlamış, servis ediyordu.
Elinden tuttum ve önemli bir şey konuşmamız gerekiyor dedim. Sandalyeye oturdu ve ses çıkarmadan yemeğini yemeye başladı. Gözlerinde o korkuyu gördüm.

Bir anda ne diyeceğimi bilemedim, ama düşündüklerimi artık söylemem lazımdı. “Boşanmak istiyorum.” Sakince duruyordu, hiçbir şey demedi. Sadece sebebini sordu.
Cevap veremedim ve bu duruma çok sinirlendi. Yemek masasındaki çatal bıçakları fırlattı sinirden  bağırıp çağırdı. O akşam hiç konuşmadık.

Amy bütün gece ağladı. Evliliğimizin ne olacağını merak ediyordu, buna emindim ama onu yatıştıracak bir şeyler söyleyemezdim. Ben ona aşık oldum, Jane’e. Eşimi sevmiyorum artık.”

Amy’iyi düşündüğüm için bir evlilik sözleşmesi hazırladım, bu kadarını yapmamı söylüyordu vicdanım bana. Evi, arabayı ve şirketin %30’unu ona verecektim.

Amy kabul etmeyip sözleşmeyi yırtıp attı. 10 sene aynı yastığa baş koyduğum bu kadın bana yabancı olmuştu sanki. Bunca senedir bana harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum içten içe ama geri dönemezdim. Jane’e çok aşıktım. Nerede tanıştınız? diye sordu. İş yerinde dedim. Tahmin etmiştim! dedi ve ağlamaya başladı. Bu tepkiyi bekliyordum.

Ağladığı için rahatlamıştım, olması gereken tepki buydu çünkü. Bir süredir boşanmayı düşünüyordum, bu fikre odaklanmıştım ve benim için en doğru karar buydu.
Ertesi akşam eve geç gelmiştim ve Amy’yi masada bir şeyler yazarken gördüm, çok uykum olduğu için yemek yemeden uyudum.

Jane ile çok vakit geçiriyordum ve eve gelip sadece dinlenmeye halim kalıyordu. Gece bir ara uyandım ve eşim hala yazı yazıyordu masada. Ama umurumda değildi ve uyumaya devam ettim. Sabah önüme bir kağıt koydu, şartları yazıyordu üzerinde.

Benden maddi anlamda hiçbir şey istemiyordu, sadece boşanmak üzere olduğumuzu ilan etmek için 1 ay zaman istedi ve bu zamanda mutlu bir aile gibi davranmamızı istedi. Oğlumuzun 1 ay sonra sınavları var ve boşanmak üzere olduğumuzu öğrenip kötü hissetmesini istemiyordu.

Bu kabul edilebilir bir şey. Ama bir şey daha vardı, benden onu evlendiğimiz günkü gibi kapıdan içeriye taşımamı istemişti. Hem de 1 ay boyunca!

Delirdiğini düşündüm ama son zamanlarımızın sorunsuz geçmesi açısından kabul ettim. Sonra bu şartları Jane’e anlattım, kahkaha atıp bunun çok saçma olduğunu ve illaki bir şekilde boşanmayı kabul edeceğini söyledi.

Amy ile boşanma muhabbetinden beri fiziksel temasta bulunmadık. Bu yüzden ilk gün kucağımda taşıyıp kapıya götürdüğümde tuhaf hissettim.

Oğlumuz arkamızdan alkış tutmaya başladı ve “babam annemi kucağında taşıyor” diye sevindi. Bu onu mutlu etmişti. Bu durum canımı acıtmıştı.. Odadan kapıya kadar 10 metre taşıdım, eşim kulağıma “oğlumuza boşanmamızdan bahsetme” diye fısıldadı.

Ben de gözlerimi yere dikerek tamam dedim. Üzgündüm. Kapı önünde onu kucağımdan indirdim ve Amy otobüs durağına gitti ve işe gitmek için otobüs beklemeye başladı. Ben de tek başıma iş yerine gittim. 2.Gün onu kucağımda taşıma oyunu daha kolaylaşmıştı.

Amy başını göğsüme yasladı ve onun kokusunu duydum. Birden bire ona uzun zamandır dikkatli bakmadığımı anladım. Ve evlendiğimiz zamanki kadar genç olmadığını fark ettim.

Hafif çizgilenmeler başlamış, saçlarına da aklar düşmüştü. Geçen yıllar ondan bir şeyler götürmüştü, o an kendime ona ne yaptığımı sordum ve kızdım. 4.Gün onu kucakladığımda güven duygusuyla kaplanmıştım. O bana hayatının 10 yılını adayan kadındı, farkına vardım.

5.Gün hissettiğim güven duygusu daha da artmıştı. Bu konudan Jane’e bahsetmedim. Günler geçtikçe onu taşımak çok daha kolay bir hale gelmişti benim için. Belki de sürekli taşıdığım için alışmıştım.
Bir sabah onu ne giysem diye düşünürken izledim.

Her gün kıyafetlerinin daha da bol gelmesinden şikayet edip söyleniyordu. Ne kadar kilo verdiği dikkatimi çekti. Her gün daha kolay taşımamın sebebi buymuş diye düşündüm ve bu gerçek yüzüme vurdu. Bu kadar acıyı ve kederi yüreğinde taşıyordu, istemsizce başını okşadım.

O an oğlumuz geldi ve “baba annemi taşıman lazım” dedi. Bu hayatımızın ritüeli olmuştu; babasının annesini taşıması. Amy oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkıca sarıldı.

Ben kafamı başka yöne çevirdim, son anda boşanma kararımdan vazgeçmek istemiyordum. Onu kucakladım ve yatak odasından kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben de onu sıkıca tutuyordum, evlendiğimiz günkü gibi.

Amy çok kilo vermişti ve bu durum beni rahatsız etmeye başlamıştı. Son gün onu kucağımda taşırken hareket etmedim. Oğlumuz okuldaydı ve eşime yakınlığımızın ne kadar eksildiğini söyledim.

Sanırım kararım değişmişti. Ofise gittim ve aceleyle fırladım, arabanın kapısını kilitlemeye bile zamanım yoktu. Her an kararım tekrar değişecek diye korkuyordum. Merdivenlerden yukarı koştum, kapıyı çaldım ve Jane kapıyı açtı.

Ona vazgeçtiğimi, Amy’den boşanmayacağımı söyledim. Şaşkın şaşkın bakarak ateşim mi var diye kontrol etti. “Üzgünüm ama ben artık boşanmak istemiyorum” dedim.

Evliliğimizin renksizliği sevgisizlikten değil, birbirimizin değerini unuttuğumuzdan ve birbirimize zaman ayırmmadığımızdandı. Şimdi hatırladım evlendiğimiz gün onu kapıdan içeriye taşıdığımda, ona sadakat yemini verdiğimi…

Jane olayı kavrayınca yüzüme bir tokat yapıştırdı, kapıyı kapatıp ağlamaya başladı. Hemen aşağı koşup ilk çiçekçiden eşime çiçek aldım, üzerine de “Seni her sabah taşıyacağım, hayatımın sonuna kadar..” notunu yazdım.

Eve vardığımda yüzümde bir gülümseme vardı. Elimde çiçeklerle yatak odasına girdim ve Amy’yi yatağın üzerinde ölü buldum… Amy aylardır kanser ile savaşıyormuş ve ben Jane ile ilgilendiğim için bunu fark etmemiştim! Az ömrü kaldığını bildiği için, beni, oğlumun beni kötü biri olarak görmesinden korumaya çalışmıştı.

En azından oğlumun beni iyi bir eş ve iyi bir baba olarak görmesini istemişti. İlişkilerde en önemli olan şey sevgi saygı ve küçük inceliklerdir. Büyük evler, lüks arabalar ve tonla paralar değil. Bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla mutluluğun sebebi olamazlar.

Eşine, ailene zaman ayır ve evliliğinin huzurun, güvenin temeli olduğunu unutma.
Mutlu bir beraberliğin olsun. Bunu paylaşmazsan bir şey kaybetmezsin…

Ama paylaşırsan belki de bir evlilik, bir yuva kurtarırsın. Karar sizin…


Her gün paylaştığımız haberler, faydalı bilgiler, ibretlik hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız
  • aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER