Haber Muhteşem


Sultan Mahmud halkın arasında bir adama rast gelir…



Devamını Oku…
07 Kasım 2017 - 2:00 'de eklendi ve 3074 kez görüntülendi.


Sultan Mahmud, tebdil-i kıyafet halkın arasına karışmış. Esnafı, ahaliyi gezerken tıkandı baba diye birini görmüş. -Baba, sana neden tıkandı baba derler gel hele şöyle otur anlat bakalım demiş. Adam başlamış anlatmaya…

Tıkandı baba başlamış anlatmaya, bir gece rüya gördüm, bu rüyada tanığım bütün insanların bir çeşmesi vardı. Herkesin çeşmesinden oluk oluk su akarken, benimkinden yavaş yavaş akıyordu. Keşke benim çeşmemden de onların ki gibi aksa dedim yerden aldığın bir çomak ile musluğu düzeltmeye çalıştım ancak çomak çeşmenin içinde kırıldı ve su neredeyse hiç akmaz oldu.

Sonra bir melek gördüm bana dedi ki, tıkandı baba tıkandı, artık uğraşma!. O gün bugündür bu rüyamı anlattıklarım bana tıkandı baba der oldular. Hangi işe elimi atsam olmadı. Burada çaycılık yaparak zar zor geçiniyorum.

Tıkandı babanın anlattıkları karşısında şaşıran Sultan, yardımcılarına bu adama her gün bir baklava göndermelerini ve her baklavanın altına bir altın koymalarını söyler. Sonra ertesi gün bir tepsi baklava tıkandı babaya teslim edilir. Padişahın ikramıdır denir.

Tıkandı baba çok sevinir, ne zamandır tatlı yememiştim der fakat şimdi bunu yiyeceğimi hepsini satayım da parasıyla evin ihtiyaçlarını gidereyim diye düşünür. Bir tepsi baklavayı satmak için sokak sokak gezerken bir alıcısı çıkar. Ona satar, parasını alır ve eksiklerini giderir, günü kurtarır. Baklavayı alan adam, altınları görünce gözü açılır, bu kurnaz hak bilmez adam hemen, peşine düşer, ertesi gün adamı bulur ve daha baklava var mı diye sorar.

Tıkandı babaya da padişah bir ay boyunca içine altın gizlenmiş baklava göndermeye karar vermiştir.
Böylece her gün gelen tepsileri bu adama satar ancak günü kurtaracak kadar bir ücret elde eder.

Sonra sultan tekrar halkın arasına teftişe çıktığında tıkandı babaya bir bakayım ne haldedir der.
Gider bakar hala aynı tas aynı hamam. Yahu adam sana her gün bir tepsi baklava onun altında ise kaç tane altın gönderdim daha sen burada ne çaycılık edersin? der.

Tıkandı baba tabi hiç bir şeyden habersiz, bu adamın sultan çıktığına mı şaşırsın yoksa baklavaların altınla dolu olduğuna mı. Tabi başına gelenleri kabullenmiş, tıkandı hünkarım tıkandı demiş.

Sultan öyleyse gel bakalım yürü saraya gidiyoruz demiş.

Götürmüş adamı hazine odasına, vermişler eline bir kürek.
-Daldır küreği ne çıkarsa senindir. demiş padişah.
Tıkandı baba daldırmış küreği çıkarmış, bir de ne olsun küreği ters tutmuş. Tam orasında bir tane altın, onu da düşürmeyeyim diye heyecana gelmiş onu da düşürmüş adamcağız.

Bu da olmadı, Sultan emretmiş götürün bu adamı Üsküdar’a, bir taş alsın fırlatsın, fırlattığı yere kadar da onun olsun. Sultanın adamları almışlar tıkandı babayı götürmüşler araziye, seç bir taş at fırlat demişler. Ne için demiş tıkandı baba, askerler oralı olmamışlar. Padişahın emridir, seç bir taş ve fırlat. Ne yapsam ne etsem diye düşünmeye başlamış adam karar verememiş, küçük taş mı atsam büyük taş mı.

Sonra gördüğü en büyük taşı almış havaya kaldırmış tam fırlatacak koca taş parmaklarının arasından kaymış kafasına düşmüş. Oracıkta hayatını kaybetmiş tıkandı baba. Askerler durumu padişaha anlatınca, Sultan Mahmut o meşhur sözü söylemiş,

– Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut?

Hikaye bu, ne kadar doğru bilinmez. Mübalağa sanatının en iyi örneklerinden biri olduğu belirtilen bu hikayede nasip ve fırsat arasındaki bağ anlatılmış. Öyleyse hatırlayalım, ne demiş büyüklerimiz nasipten öte köy yok.

Sizce bu hikayeden verilmek istenen mesaj nedir, yorumlarda belirtebilirsiniz.


Her gün paylaştığımız haberler, faydalı bilgiler, ibretlik hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız
  • aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER