Haber Muhteşem


Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için dağlara çıktığında en yüksek zirveye yakın bir elma ağacının altında dinlenirdi.



Devamını Oku…
27 Şubat 2018 - 0:45 'de eklendi ve 2142 kez görüntülendi.


Çoban ve Ağaç
Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için dağlara çıktığında en yüksek zirveye yakın bir elma ağacının altında dinlenirdi. Yıllar önce gençliğinde dikmişti o ağacı.

Yazın otlar kuruduğunda sürüyü bu kadar yüksekler çıkarmasa bile sırf sulamak için haftada bir kaç kez çıkardı buralara, tâ ki fidanı tutup kök salana kadar ihmal etmemiş yavrusu gibi büyütmüştü onu.

Elma ağacının kökleri, bu sularla kuvvet bulmuş ve birkaç yıl sonra iyice serpilip meyve vermeye başlamıştı.
Çoban o zamanlar henüz gençti bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı.

Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağaç ise büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de onun fidanı, onun büyüttüğü su verdiği yavrusu değil miydi?

Onu bir evlat sevgisiyle okşarken, eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: “Hadi bakalım evlat. Bu ihtiyarın elmasını ver artık”.der ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan.

Yaşlı adam çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırıp yerdi, sonra babasından kalan Kuran´ını çıkarıp okumaya koyulurdu.Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi.

Yaşlı adam “Ver yavrum, gönder bakalım bu günkü kısmetimi.” der ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan.Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi.

Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense bir şey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Yaşlı adam bunca yıl hiç aksamadan ikinci kez tekrarlamadan her gün bir elma nasibini alırken bu gelişme karşısında gözleri doldu,

üzülerek ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini. Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu.
İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, akşam olmak üzereydi.

Aşağıdaki caminin minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkilerek kendine geldi. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Unuttuğu çok önemli birşeyi hatırlamıştı. Çocuklar gibi sevinerek ağacının yanına koştu ve ona şefkatle sarılıp dedi ki; “Benim güzel evladım, mis kokulum.

Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce söyleseydin ya, bu gün Ramazan´ın ilk günü olduğunu ?”


Her gün paylaştığımız haberler, faydalı bilgiler, ibretlik hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız
  • aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER